Neyse ki Türkiye’de yaşıyoruz...

  • 30.01.2014 00:00

 Bir ülke düşünün, on yılı aşkın bir süredir aynı parti iktidarda olsun ve başbakanı, bakanları ile mahdumlarının da adlarının karıştığı rüşvet ve yolsuzluk iddiaları gündeme geldiğinde, bu iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istemek yerine olayı “darbe girişimi”, “koynumuzda paralel devlet beslemişiz” olarak değerlendirsin, devleti seferber etsin, kamuoyunu ikna etmek için yoğun mesai içine girsin...

Yeni mi uyandınız?” diyenlere “saflık işte, yeni fark ettik” desin ve “iktidara dokunan sürülür, süründürülür” dedirten uygulamalarını sorgulamaya kalkan ithamlardan itham beğensin...

Ve o “paralel devlet” de iktidar mensuplarının adlarının karıştığı rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarını yürüten savcılar ile emniyet mensupları olsun; oradan oraya sürülsünler ama “darbe girişimi” nedeniyle haklarında soruşturma açılmasın, iddianame hazırlanmasın, yargı önüne de çıkarılmasınlar...

Bir ülke düşünün, o ülkenin iktidarı düne kadar hizmetlerini öve öve bitiremediği bir cemaati “paralel devlet” kurmakla itham etmek kesmeyince, “örgüt” olmakla, “çete” olmakla, “haşhaşi” olmakla, dahası liderini de “yalancı peygamber” olmakla suçlasın ve bütün bunların hukuki hiçbir karşılığı olmasın...

Bir ülke düşünün, iktidar partisi aleyhine bir iddiayı soruşturmaya cesaret edecek savcılar adalet bakanlığı tarafından “bak fena olur, ona göre” diyerek “uyarılsın”; uyarıyı dinlemeyenler de aynı gün görevden alınsın...

Bir ülke düşünün, gündemi “paralel devlet”, devlette yuvalanmış “örgütler”, “çeteler”, “haşhaşiler” ile mücadele etmek olsun ve “ne oluyor?” demeye kalkan da ithamlardan itham beğensin...

Bir ülke düşünün, “dışarıdan nasıl görünüyoruz acaba” diye düşünme gereği duymadan, “böyle giderse memlekete yabancı sermaye gelmez” dediğiniz anda “hain” oluverin...

Bir ülke düşünün, yıllarca askerî vesayetin ağır gölgesi altında yaşıyor olmaktan kendini kurtardığı davaları bile “şaibeli” hâle getirsin, o davaların sanıklarını nasıl salıvereceğinin yollarını arıyor olsun...

Bir ülke düşünün iktidarın beğenmediği veya işine gelmeyen her türlü sosyal, iktisadi, politik gelişme iktidar ve hayli geniş bir yelpazede “vazifeli” kılınmış yandaşları tarafından “paralel devletin işi” olmakla itham edilsin ve siz iktidar partisinin “ak”lığı konusunda asla ve kat’a hiçbir kuşkuya kapılmayın...

Bir ülke düşünün, temel sorunu demokratikleşme, yeni, demokratik bir anayasa yapmak olsun ve ama bunlar siyasetin gündemi olmasın, siyasetin en büyük “aksiyonu”, salı günleri yapılan parti toplantılarında liderlerin sergilediği performanslardan ibaret olsun...

Bir ülke düşünün, çocuklarının geleceğiyle ilgili her gün artan kaygılar yüklenerek içinizi daraltsın ve ruhunuzda sizi insanlaştıran ne varsa, her gün biraz daha gölgelensin; ne nicedir sinemaya gitmediğiniz gelsin aklınıza, ne yeni çıkan kitaplardan haberiniz olsun, ne de havadan sudan bahsetmek kadar basit ve yalın olsun hayatlarınız...

Uzatmayayım. Neyse ki Türkiye’de yaşıyoruz. Şükür. Değil mi?


Çerkes örgütleri “No Soçi” kampanyasını sürdürüyor. 2 Şubat 2014 Pazar günü 13:00- 14:00 saatleri arasında Rusya Federasyonu İstanbul Konsolosluğu önünde bir kez daha “No Soçi” diyecek ve dünyaya Soçi’nin bir “soykırım” kenti olduğunu unutmamalarını söyleyecekler...



[email protected]

Twitter: @CaferSolgun

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar