‘Havuz’ taştı...

  • 27.02.2014 00:00

 Belli ki kolay kolay da gündemden düşmeyecek. Çünkü sözkonusu kayıtlar eğer Başbakan’ın deyişiyle “piyes” veya “montaj” değilse, tam da “darbeyi bastırdık, duruma hâkimiz, şu MİT yasası da çıksın tamamdır” dedikleri bugünlerde yeni bir duruma işaret etmektedir. Erdoğan ve hükümetinin rüşvet ve yolsuzluk iddialarını daha fazla “darbe girişimi” söylemleriyle boğuntuya getirmesi ve “durmak yok, yola devam” demeleri mümkün görünmemektedir.


Kayıtların “montaj” olup olmadığı tartışmasına “uzman” edasıyla girecek değilim. Ancak kanaatimi belirtebilirim. Montaj ya da “piyes” gibi görünmüyor. Bu kanaatimin nedeni, sadece dinlediğimde edindiğim izlenim değil. Sonrasında gösterilen tutumlar da bu kanaatimin güçlenmesine yol açtı. Birincisi; kayıtların “patlamasının” hemen ardından ortaya atılan “Başbakan o saatlerde Konya’da canlı yayında konuşuyordu” ve “bakın Sümeyye de Konya’da imiş, işte bu da fotoğrafı” iddialarının fos çıkması. İkincisi ve en önemlisi de Başbakan Erdoğan’ın grup konuşmasında yüksek perdeden “alçakça saldırı, piyes, montaj” demesine rağmen inandırıcı olamaması...


Objektif ve gerçekçi olmak, daha da önemlisi vicdanlı olmak zorundayız.


Eğer kayıtlar “montaj” veya “piyes” ise Başbakan’ın işi zor değildi. Kastettiğim sadece uzman veya laboratuar raporları filan değil. Telefon konuşmalarının olduğu saatlerde, Bilal Erdoğan nerede ne yapıyordu? Ne bileyim, çocuk mesela arkadaşlarıyla bir kebapçıda kebap yiyordur belki? Sümeyye Erdoğan konuşmalarda geçen saatlerde İstanbul’a gelmiş mi ve Bilal’in “yanımda” dediği saatlerde gerçekten de yanında mı? Örneğin Sümeyye Erdoğan’ın Ankara’dan çıkış ve İstanbul’a geliş saatlerini ortaya koyan havaalanı ve mobese kayıtları “montaj” iddiasının kanıtları olabilirdi pekâlâ.


Ama Sayın Başbakan bu şekilde somut ve kesinlikle daha inandırıcı bir yoldan yürüyerek iddiasını kanıtlayacağı ve “komployu” deşifre edeceği yerde, “göreceksiniz” diyor, “aynısını biz de yapacağız”. Yani, misal, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun mesela oğluyla yaptığı bir telefon konuşmasında “evdeki euroları hemen sıfırlayın” filan dediği bir ses kaydı mı dinleyeceğiz AKP grup toplantısında? Ve sonra da “demek ki montajmış” deyip ikna mı olacağız?


Bir de “devletin kriptolu telefonlarını dinlemişler” diyor Başbakan, tabii bunun “alçaklık” olduğunu söyleyerek ve de TÜBİTAK’ı da yeniden düzenleyeceklerini vurgulayarak. Bu “kriptolu telefonlarımı dinlemişler” yakınması, “montaj, piyes” laflarını boşa düşürüyor mu peki?


Velhasıl, “evdeki paraları sıfırlayın” muhabbetinin “montaj” olduğu iddiasına “kanıt” olsun diye söylenenler, ses kaydı kadar “sağlam” görünmüyor.


Rüşvet ve yolsuzluk şaibesinden kurtulmak için ilan edilen “istiklal ve istikbal mücadelesi” söylemi, Başbakan Erdoğan ve yakınlarının devlet ve iktidar imkânlarını kullanarak oluşturdukları “havuz” sistemine ne kadar paravan olabilir? “Havuz” taşmış. Etraf kokuyor.


Haydi gözlerimize perde çektiniz havuzu göremiyoruz; ama o kokuları nasıl gizleyeceksiniz?


O havuzda Türkiye’yi ve geleceğini boğmaya çalışmayın.


İnsanların barışa, demokrasiye, özgürlüğe dair umut ve özlemlerini zordaki kişisel ikbalinizi kurtarma kavgası için istismar etmeyin, kullanmayın.


Ayıptır. Günahtır. Zulümdür.



[email protected]

Twitter: @CaferSolgun

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar