O kadar mı basit, ucuz, kolay

  • 22.05.2014 00:00

 Sonunda bir hükümet yetkilisinin ağzından Soma’da “fıtrat” ya da “kader”le alakası olmayan bir katliam yaşandığını ve bunun herkes açısından sorumluluğu bulunduğunu duyduk.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Meclis’te yaptığı konuşmada, “Eğer bir afet doğal afet değilse orada bir kusur vardır. Eğer oradaki afet bir doğal afetse oradaki kusur tartışılır. Ama buradaki kusur kesinlikle tartışılmaz. Burada insani, siyasi, idari, adli, hukuki, teknik denetimler açısından bu konunun irdelenmesi lazım” dedi. Dileyelim gerçekten de “irdelenir”.

Hâlimiz şu: Bakan Yıldız sorumluluğu gereği ilk günden itibaren Soma’daki kurtarma ve ölülerimizi çıkarma çalışmalarına nezaret ettiği, konuyla ilgili basına düzenli açıklamalar yaptığı, belki hepimiz gibi uykusuz kaldığı için övgülere mazhar oluyor. “Yahu olması gereken de bu değil mi zaten? Sorumluluğunu taşıdığı madende bir toplu katliam yaşanmış!” dediğinizde, “provokatör” olmakla suçlanmanız kuvvetle muhtemel.

Aynı bakan “olayda biz de dâhil herkesin kusuru, sorumluluğu vardır” dediğinde, sıradan bir gerçeği dile getirmiş olmasına rağmen içimizde bir rahatlama hissi uyanıyor, adama sempati duyuyoruz. “İyi de bu madenleri teftiş yetki ve sorumluluğu sizde, o madenci firmaya neredeyse takdir madalyaları vermediğiniz eksik kalmış” demeye görün, derhal “senin asıl niyetin başka...” diye başlayan suçlamalara maruz kalabilirsiniz.

Başbakan Erdoğan’ın hışmına uğramak ihtimali var ama kusura bakmasın, bu enteresan durumun sorumlusu kendisinden başkası değil. Ve meselenin işine gelen bağlamda tartışılmasını izlemek, her şey bir yana, öncelikle ahlaki değil...

Başbakan Erdoğan’ın Soma ile ilgili yaptığı açıklamaları her yurttaş gibi ben de dikkatle izledim. Soma’da facia için “bu işin fıtratında var, bakın 1862’de İngiltere’de, 1907’de ABD’de de olmuş” dediği konuşması, tüyler ürpertici idi. Ve o ne hışımdı... Bir yurttaşı tokatladı (o kişinin de kimyası bozuldu, bir “tokatladı” bir “korudu” dedi, en son “tokatladı” demişti), danışmanı bir protestocuya uçan tekmeler savurdu... Bu “hışım” yaşanan acıdan ne denli etkilendiğini mi ortaya koyuyordu, yoksa “tam da cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde...” kaygısını mı?

Ankara’ya döndükten sonra yaptığı konuyla ilgili konuşmaları bu konuda fikir veriyordu. O konuşmalardan aklımızda kalan ve manşetlere çıkan yaşanan acıyı paylaşmaktan ve olayın sorumluluğunu taşıdıklarına yönelik ifadelerden çok, bazı köşe yazarları ve medya patronlarına yönelik ağır sözleri oldu.

Hemen ve açıkça söyleyeyim. Bazı Kemalist dinozorların bu tür acı olaylarda bile kendisini gösterebilen faşizan zihniyetini elbette ki kınamalıyız. Roboski’de ölen insanlarımıza değil de katırlara acıyan bir kafanın sahibinin ölen işçiler için “müstahak” demesine şaşırmamak lazım. Ama Soma deyince öncelikle konuşmamız gereken bu mudur?

Bunlar CHP’den istismar edecek, çekiştirilecek, gündem saptırmaya elverişli bir tutum gelmeyince Başbakan’a “can simidi” oldular. Bakmayın celallenmesine, Erdoğan bu kişiler orada burada yazmasa onların eksikliğine en çok hayıflanacak olandır...

Siyaset bu ve böyle bir şey mi? 301 insanımızın hayatını kaybettiği bir katliamın hesabını sormayalım. Katil şirket hakkında soruşturma açılmasına şükredelim. Konuyla ilgili bir bakanın sözlerini de “işte devlet adamı!” diyerek allayıp pullayalım. Kendimizi ve geleceğimizi iktidar partisi ve liderinin insafına terk edelim...

Ama o kadar kolay, basit ve ucuz değil...

[email protected]

Twitter: @CaferSolgun

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar