Kanayan adalet

  • 17.07.2014 00:00

 9 Kasım 2005’te Şemdinli’de Umut Kitabevi bombalandı, bir kişi hayatını kaybetti. Bu, aynı yıl içerisinde Şemdinli, Yüksekova, Silopi hattında meydana gelen çok sayıda bombalama olaylarının sonuncusu oldu. Çünkü halk bu sefer bombacıları kaçmaya çalıştıkları “beyaz Renault” içerisinde yakaladı ve otomobildeki suç aletleri, delilleriyle birlikte güvenlik güçlerine teslim etti. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt, bombacı astsubaylardan biri (Ali Kaya) için “tanırım, iyi çocuktur” şeklinde açıklama yaptı. Van Cumhuriyet SavcısıFerhat Sarıkaya hazırladığı iddianamede Büyükanıt’ın yargı sürecini etkilemeye çalışması nedeniyle soruşturulması gerektiğini söyleyince meslekten atıldı. Davanın üzeri örtülmek istendi. Ama mızrak çuvala sığmadı ve sonuçta sanıklar Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkûm edildi (2012). Sonradan Dolmabahçe’de Başbakan Erdoğan’la yaptıkları “gizli görüşme” ciddi spekülasyonlara konu olan Yaşar Büyükanıt ise Genelkurmay Başkanı oldu ve hakkındaki iddialar soruşturulmadı.

Büyükanıt hakkındaki iddia sadece yargı sürecini etkilemeye çalışmasından ibaret değildi. Diyarbakır’da 7. Kolordu Komutanı olduğu dönemde (Ali Kaya’yı da Diyarbakır’dan tanıdığını söylemişti) “suç örgütü” oluşturduğu, sahte belge düzenlediği ve görevi kötüye kullandığı iddia ediliyordu. Bu iddialarla ilgili dönemin CHP lideri Deniz Baykal’ın tutumu eminim size de hayli tanıdık gelecek; Baykal’a göre yargı alet edilerek orduya “komplo” kurulmuş, “darbe girişiminde” bulunulmuştu...

21 Kasım 2004yılında Mardin’in Kızıltepe ilçesinde meydana gelen “çatışmada” Ahmet Kaymaz adlı bir yurttaş ile 12 yaşındaki oğlu Uğur Kaymaz, kurşun yağmuruna tutularak öldürüldü. Olay medyaya “çıkan çatışmada iki terörist ölü ele geçirildi” şeklinde yansıtıldı. Ancak Kürtlerin ve kamuoyunun tepkileri sonucunda olayın “infaz” olduğu ortaya çıktı. Dört polis hakkında kamu davası açıldı ve güvenlik gerekçesiyle Eskişehir’de görülen dava sonucunda sanıklar beraat etti...

28 Eylül 2009’da Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Şenlik köyünde 12 yaşındaki Ceylan Önkolminik vücuduna isabet eden havan mermisi sonucu paramparça olarak hayatını kaybetti. Olay yeri keşfi bile yapılmayan soruşturma sonucunda hiç değilse bombanın menşei kayıtlara girmişti. Ancak sonuçta savcılık delil yetersizliğinden “kovuşturmaya yer olmadığına” hükmetti. Kararın gerekçesinde “bölgede çok sayıda terör olayı meydana gelmektedir” türü ifadelere yer verilerek adeta “Ceylan da orada yaşamasaydı” dendi...

28 Aralık 2011akşamı Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Irak sınırına sıfır kilometredekiRoboski köylüleri “kaçak” için gittikleri Irak’tan köylerine dönerken TSK’nın bir F-16 filosu tarafından bombalandılar. Çoğu çocuk yaşta 34 kişi parçalanarak hayatını kaybetti. Genelkurmay Askerî Savcılığı üç yıl süren soruşturmanın ardından “takipsizlik” kararı verdi. Ölenler “yanlışlıkla” ölmüşlerdi...

Öncesi bir yana, 12 yıllık AKP iktidarları boyunca adalet duygumuzu yerle bir eden olaylardan sadece bazılarını hatırlattım. Arkadaşımız Hrant Dink’in göstere göstere katledilmesi, Rahip Santoro cinayeti, Zirve Yayınevi katliamı, Gezi protestolarında hayatını kaybeden Alevi gençler ve daha birçok olaya değinmedim bile.

Ucu kendisine değdiğinde yargı ve hukuk sistemini hallaç pamuğu gibi savuranlar, “milli mücadele” baştanlar bu olaylardan bir teki için bile aynı refleksi göstermiş olsalardı, hem böylesine kanlı bir bilançonun siyasi sorumluluğunu taşımıyor olurlardı ve hem de “yeni Türkiye” iddiaları daha inandırıcı olurdu.

Çünkü “adalet” parti ismi olmaktan çok daha fazlası demektir...

[email protected]

Twitter: @CaferSolgun

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar