CHP’nin ikilemi

  • 14.08.2014 00:00

 Cumhurbaşkanı seçimi bitti, ama tartışmaları, sarsıntıları devam ediyor. Recep Tayyip Erdoğan, beklendiği üzere Çankaya’ya çıkmadan önce partisini kendine göre şekillendirmeye çalışıyor. Parti içindeki kaynama gizlenecek gibi değil. Erdoğan Köşk’ü kendisi için “iğneli fıçı”ya çevirecek olasılıkların önünü almaya çalışırken “ne olur ne olmaz” hesabıyla 28 Ağustos’a kadar hem başbakan, hem parti başkanı, hem seçilmiş cumhurbaşkanı payelerini elden bırakmıyor olmasının “anayasal suç” teşkil edeceği uyarılarını da umursamıyor. AKP’deki “kaynama” süredursun, bu yazının konusu “çatı” muhalefeti ve daha çok da CHP olacak.

Seçime katılım oranı düşüktü, tatilciler sandığa gelmedi, Erdoğan devlet imkânlarını kullandı, bazı anket şirketleri ve medya seçmeni Erdoğan lehine manipüle etti, adayı “çatı” partilerinin tabanı yeterince benimseyemedi, vb... Seçim sonuçlarına muhalefet cephesinden getirilen bu izahatların hepsi de doğru; ama bunların hiçbiri sonucun “çatı” formülünün sahipleri açısından “hezimet” olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Böyle olacağı aşağı yukarı “görünen köy” idi. Ve madem öyle, Erdoğan’dan daha çok çalışacaktınız. Ağlaşmanın ve zorlama izahatlarla “aslında başarılıyız” diyerek gülünç duruma düşmenin âlemi yok.

CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun öncelikle 30 Mart seçim sonuçlarını alt alta yazıp toplayarak geliştirildiği anlaşılan bu “çatı adayı” formülünün çok da “parlak” bir buluş olmadığını görmesi, kabul etmesi gerek. CHP’deki ultraulusalcı hizip kazan kaldırdığı için değil, ciddi, köklü bir muhasebe yapmak durumunda olduğu için. Çünkü “AKP ve Erdoğan’a karşıtlık”tan ibaret bir siyaset tarz ve anlayışı ile CHP’nin ne kendisine ne memlekete bir hayrı olduğu ve olabileceği, bir kez daha ortaya çıktı.

Karşı” olmak günlük siyasetin olağan bir gereği olabilir; ama bir ideolojik “fark” değildir. Dolayısıyla sizi “alternatif” yapmaya yetmez, güven vermez, aksine alternatif olduğunuzu düşünenlerin güvenini de zamanla erozyona uğratır.

Kendi farkınızı öncelikle ideolojik kimliğinizle ortaya koymanız, insanlara farklı bir gelecek tasavvuru önermenizi sağlar. Dayanaklarınız sağlam ve gündelik hayatın sorunlarına cevap oluşturan bir nitelik taşıyorsa, işte o zaman görüşleriniz bir “alternatif” değeri taşır, etkili ve inandırıcı olursunuz. “Karşıtlık” siyasetiniz ideolojik, etik ve ilkesel dayanaklardan yoksunsa, her kalıba girer çıkarsınız ama bir türlü umduğunuzu da bulamazsınız.

Kemal Kılıçdaroğlu koltuğa oturduğunda artık dillendirilmeyen bir “yeni CHP” söylemi ortaya atıldı. Yer yer sol söylemler kullanıldı. Başörtüsü, Çözüm Süreci gibi konularda “tipik CHP” tutumu takınmaktan uzak durulmaya çalışıldı. Tabii ki bunları da not etmek lazım.

Ne var ki dünyanın ve Türkiye’nin verili şartlarının bunlardan dahasını gerektiren köklü bir muhasebe ve yeniden yapılanma hamlesi gerçekleştirmeyi kaçınılmaz kıldığı açık. Sosyal demokrat iddiasını inandırıcı kılmanın yolu da bu muhasebe ve yenilenmeye cesaret etmekten geçiyor.

Erdoğan’ın miting meydanlarında tek parti dönemi CHP’sinin uygulamalarını anlatarak insanların hafızalarındaki CHP bilincini canlı tutmaya çalışmasına karşı CHP’den “ne alaka?” bile denemiyor. Sorunun “püf noktası” da budur.

Cumhurbaşkanı seçimlerindeki hezimet ve ulusalcı hizbin kazan kaldırması, Dersim tartışmaları sırasında değerlendirilemeyen fırsatı bir kez daha CHP’nin önüne getirip koymuştur. Bu fırsat ya değerlendirilecek ve CHP yüzünü geleceğe dönüp yeni bir sayfa açacaktır ya da yine değerlendirilemeyecek ve miadını doldurmuş 6 Ok ideolojisinin esiri olmanın bedelini kendisine ve Türkiye’ye ödetecektir. Devam edeceğim.

[email protected]

Twitter: @CaferSolgun

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar