Göstere göstere, organize ve devlet gözetiminde...

  • 22.01.2024 09:00

Siyasi cinayet ve kitle katliamlarının tamamında açık veya örtülü, doğrudan veya dolaylı devletin eli, kolu, bilgisi, onayı, görgüsü, gözetimi vardır

Hatırlayın; göstere göstere işlenen bir cinayet idi Hrant Dink’in öldürülmesi...

Hakkında peş peşe “Türklüğü aşağılamak” (ünlü 301. Madde) suçlamasıyla davalar açılıyordu. Mahkeme ve Agos önünde bilumum ırkçı, faşist ve “derin”, “karanlık”  çevrelerin namlı simaları gösteriler yapıyor, güvenlik güçleri gözetiminde Hrant’a tehditler yağdırıyorlardı...

Mesela o dönem Ülkü Ocağı yöneticilerinden, sonradan Doğu Perinçek’in başdanışmanı Levent Temiz isimli şahıs şöyle diyordu; “Hrant Dink, bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir, hedefimizdir!” Egemen medya ve televizyon kanalları bu ırkçı tehdit ve hakaretleri izleyicilerine milli hisleri (!) galeyana getirecek bir edayla sunuyorlardı...

Göstere göstere ve son derece “organize” bir cinayet idi Hrant’ın öldürülmesi...

Savcılar, mahkemeler, medya ve “milli hisleri” köpürtülen çevreler Hrant Dink mesaisi yapıyorlardı. Hani filmlerde, romanlarda denir ya, “Havada ölüm kokusu vardı” diye, öyle günlerdi ve ama yaşanan bir film sahnesi değildi işte...

Devlet de işin içindeydi. Mesela günler sonra öldürüleceğinden habersiz, çağrıldığı İstanbul Valiliğinde bir vali yardımcısı ve iki MİT görevlisi tarafından “uyarılmıştı”Hrant; “Ülkeyi ve ortamı gerecek girişimlerden kaçın Hrant Bey!

Hrant ne yapıyordu da “ülkeyi ve ortamı gerecek girişimlerden kaçın” diye uyarılıyordu? Gazetecilik yapıyordu! Mesela 1937 yılında Dersim’e yağdırdığı bombalar için yıllar sonra bile (1987) “50 kiloluk bombaların ne şeysi olur” diyen Mustafa Kemal’in manevi kızı Sabiha Gökçen’in aslında bir Ermeni yetimi olduğu haberini yayınlamıştı (6 Şubat 2004). Sen misin bu neresinden baksan trajedi olan olayı duyuran! Hürriyet başta dönemin istisnalar hariç bütün medyası Hrant’ı linç etmeye girişmişti. Dahası, Genelkurmay Başkanlığı da tabii ki derhal olaya müdahil olmuş ve Hrant ile Agos’u “cürüm” işlemekle itham etmişti: “Böyle bir sembolü amacı ne olursa olsun tartışmaya açmak, milli bütünlüğe ve toplumsal barışa karşı bir cürümdür.” (21 Şubat 2004)

Göstere göstere, organize ve neredeyse bütün “kritik” birimleriyle devlet gözetiminde işlenen bir cinayet idi Hrant’ın katledilmesi...

Türkiye’de memleket meselelerine ortalama düzeyde aşina olan herkes bilir ki istisnalar bir yana siyasi cinayet ve kitle katliamlarının, provokasyonlarının tamamında açık veya örtülü, doğrudan veya dolaylı devletin eli, kolu, bilgisi, onayı, görgüsü, gözetimi vardır. Bunlar genellikle özel harp operasyonlarıdır. Bazı senaryoların şartlarını hazırlama amacı güdülen eylemlerdir. Her ne kadar “ülkeyi ve ortamı germekle” Hrant gibi ülkenin demokratları suçlansa da aslında kaos, gerginlik, karmaşa bu “derin” ve “karanlık” yapıların asli işidir. Ortalık karışacak ki duruma göre darbe şartları olgunlaşsın, ihtiyaca göre milliyetçilik canlandırılsın, memleket kutuplaşsın vb.

Geçenlerde yazar ve avukat Fethiye Çetin kendisiyle yapılan bir söyleşide, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dink ailesine, “Bizi aşan şeyler var” dediğini açıkladı. (Söyleşi burada)

Öyledir. Bazen, “Duvardan bir tuğla çekersek” denilir, bazen “bizi aşan şeyler var”...

Hrant’ın katline ferman verenlerin hesabı, senaryosu üzerine çok şey söylenebilir. Kesin olan, Hrant’ın katledilmesi üzerine Türkiye toplumunun ırkçı, faşist, marjinal çevreler dışında bütün kesimlerinin Hrant’ı sahiplenmek için meydanlara çıkmasının onların kirli hesaplarını bozduğudur.

Bu, maalesef demek gerekir, çok geç kaldığımız bir sahiplenmeydi. Ne var ki yine de anlamlıydı, değerliydi ve unutulmayacaktır...

Hrant Dink’e “Bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz” dedirten de buydu sanırım. Kendi sözünü, ölümüyle kanıtladı...

Hrant Dink, adalet arayışımızın bayrağıdır; asla yere düşürmemekle yükümlü olduğumuz...

— Hrant Dink’in öldürülmeden önceki son iki yazısını bir kez daha okumanızı öneririm. İlki, 12 Ocak 2007 günü yayınlanan “Neden hedef seçildim?” başlıklı yazısı. 

— 2007 yılından bu yana her 19 Ocak’ta aynı yerde, aynı saatte, Hrant’ın vurulduğu yerde...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar