• 9.02.2017 00:00
  • (2486)

 Zarflar açılıyor, içlerinden çıkan haberler ve görselleri tek tek değerlendiriliyordu.

Ancak son açılan zarfın içinden öyle bir haber, öyle bir CD çıktı ki bütün jüri üyeleri o anda, hep birlikte “Tamam bu” dedi.

Haber, günlerce beynimize kazınan, kolay kolay da unutulmayacak bir görüntüye ilişkindi.

Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’ndeki bir şantiyede çekilmişti görüntü.

Genciyle, yaşlısıyla 50’den fazla erkeği ters kelepçeleyip zorla yere yatırmıştı Özel Harekat Timi.

Başlarındaki polis şefi, elleri arkadan bağlı, yüzükoyun yere yatırılmış Kürtlere nutuk atıyordu.

“Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücünü göreceksiniz… Hepinizi tanıyorum ben… Kim hainlik yapıyor, kim ihanet ediyor, karşılığını görecek… Ne yaptı lan size bu devlet… Türk’ün gücünü göreceksiniz… Bakma ulan bana… Hendeklere bak sen…”

Görüntü “devlet şiddeti”nin en belirgin haliydi ama insan kendini gülmekten de alamıyordu.

İnsanları arkadan kelepçelemişsin, zorla yere yatırmışsın, bir de nutuk atıyor polis şefi “Ne yaptı lan size bu devlet” diye…

Yahu daha ne yapsın…

Neyse, bu görüntüler bölgede hendek-barikat savaşları sürerken, 2015’in Ağustos’unda çekilmişti.

Hem görüntülerin kendisi, hem de haberi büyük bir ilgi görmüştü. Sosyal medyada binlerce kez izlenmişti.

23. Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri’nin Haber Jürisi olarak hiç de fazla tartışmaya gerek duymadan Türkçe Haber Dalındaki ödülü, Yüksekova kaynaklı bu haberi ortaya çıkartan DİHA muhabiri Nedim Türfent’e tereddütsüz verdik.

Özellikle Yüksekova’da yaşananları Nedim Türfent riski göze alarak, başarılı bir gazetecilik örneği verdi ve kamuoyunun gündemine taşıdı.

Elbette bu “devlet”i rahatsız etmişti. JİTEM adlı sosyal medya kullanıcısı defalarca infaz etmekle tehdit etti Nedim Türfent’i.

Van’da bir habere giderken kaçırılır gibi gözaltına alındı. Gözaltında avukatıyla görüştürülmedi. 2016 Mayıs’ında tutuklandı Nedim Türfent. Günlerce hücrede tutuldu tek başına.

Bir yılı aşkın süredir de cezaevinde iddianamesinin yazılmasını, yargıç karşısına çıkacağı günü bekliyordu.

Tutuklanmasından yaklaşık 13 ay sonra nihayet yazıldı Nedim Türfent’in iddianamesi.

Öyle bir iddianame ki, bakınca anlıyorsunuz. Tek suçu haber yapmak.

Yani savcının iddianamesi bas bas bağırıyor; “Gazetecilik yapmak suçtur!” diye.

Haber yapmanın, çatışmalı ortamda gazetecilik görevini yerine getirmenin karşılığı iddianamede iki suç başlığına dönüşmüş!

“Örgüt üyesi olmak”, “Örgüt propagandası yapmak”.

Toplam 23 sayfa iddianame. 17 sayfasında; PKK ve YPS’nin kuruluşu, yapısı, KCK Yürütme Konseyi üyelerinin yaptığı açıklamalar, demokratik özerklik, YPS’nin Yüksekova’da kuruluşuna, faaliyetlerine ilişkin yerel ve ulusal gazetelerde çıkan haberlerle fotoğraflara yer verilmiş.

Geriye kalıyor altı sayfa.

İşte Nedim Türfent’in yaptığı gazetecikle suçlandığı bölüm de bu altı sayfadan oluşuyor.

Herhalde gazete kupürleri, haber görüntüleri yetmemiş olacak ki, 20 kişi de Türfent hakkında savcılık ve emniyette tanık olarak dinlenmiş.

Bu tanıkların da ifadeleri var iddianamede.

“Hakkari’de gazetecilik yapıyor… DİHA muhabiri… Fotoğraf makinesi ve kamerasıyla görüntü çekiyor…”

Meğer Nedim Türfent Yüksekova İlçesindeki hendek ve barikatları, YPS üyeleriyle yaptığı röportajların fotoğraflarını ve görüntüleri çekerek, yerel ve ulusal basında yayınlayarak “örgüte yardım ediyor”muş.

Savcıya göre Türfent’in YPS üyeleriyle gazetecilik faaliyeti kapsamında görüşmesi, haber için röportaj yapması ve fotoğraf çekmesi “örgüt üyeliği” için delil olmuş.

Türfent, örgüt üyeleriyle irtibat kurmuş, örgütün gençlik yapılanmasında yer almış, örgüt talimatıyla hareket etmiş, hatta örgütün medya sorumlusu olarak faaliyet göstermiş, hem de bu eylemleriyle örgütle fikir ve eylem birliği içersine girerek organik bağ kurmuş. Üstüne üstlük bir de bu bağ süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz ediyormuş.

Aslında çatışmalı ortamda bir gazetecilik yapmak için tarafların ikisiyle bağ kurmak zorunlu. Bu olmuyorsa en az biriyle bağ kuracaksın ki, seni gazeteci olarak kabul edecekler, sen de bu referansla habere ulaşacaksın.

Bağ kurmadan gazetecilik yapılmaz ama savcıya göre bu “silahlı terör örgütü üyesi” olduğunun kanıtı.

Bunun delili de “tanık” olarak dinlenen kişilerin ifadeleri.

Ortada ne bir belge var, ne bir bulgu.

Pardon, var, var! Onlar da Nedim Türfent’in sosyal medya hesaplarında.

Paylaşımlarında özyönetim ilan edilen kentlerde yaşanan çatışmalar… İnsan hakları ihlalleri ve yıkımlara ilişkin yapılan haberler, çekilen fotoğraflar ve görüntülerin paylaşılması… Hem de “bunlara ilişkin yapılan yorum niteliğindeki paylaşımlar” da “örgüt propagandası” suçu için delil sayılmış.

Haberlerin, sosyal medyadaki fotoğrafların, görüntülerin, “yorum niteliğindeki” paylaşımlar da ne imiş biliyor musunuz iddianameye göre:

“Örgütün cebir, şiddet içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde örgütün propagandasını yapmak, bu şekilde zincirleme yoluyla örgüt propagandası suçunu işlemek…”

Nedim Türüfent, tutuklandıktan 13 ay sonra, önümüzdeki hafta, 14 Haziran’da Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

Hakkında 22,5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İddianamede onlarca yıl hapis cezası istenen Nedim Türfent ne yaptı, diye sorsak. Bunun tek yanıtı var:

“Sadece gazetecilik yaptı ve görüldüğü gibi bu ülkede gazetecilik yapmak suçtur.”

O zaman biz de, Nedim’in ortaya çıkardığı olaydaki polis şefinin ellerini arkadan kelepçeletip yere yatırılan Kürt’lere “Ne yaptı lan size bu devlet” diye konuştuğu ses tonuyla bir daha soralım:

“Ne yaptı lan size bu Nedim Türfent!”