• 23.01.2018 00:00
  • (1660)

 Başbakan Binali Yıldırım Çengelköy’deki Vahdettin Köşkü’nde medya temsilcileriyle buluşmuş.

Hatta, AKP iktidarında zirve yapan “ambargolu muhalif yayın organları”ndan; Cumhuriyet, Sözcü, Oda TV temsilcileri de çağrılmış.

İlk bakışta “aman ne güzel, demek ki AKP kendi koyduğu ambargoyu yavaş yavaş kaldırıyor” diye sevinilecek bir durum.

Kendi ifadeleriyle “beklentileri” varmış meğer. 

İsterseniz buna siz “direktif” deyin, isterseniz “sansür”.

Toplantıda Başbakan Yıldırım medya mensuplarından “haberde milli menfaatleri ön plana koymalarını” istemiş ve beklentilerini sıralamış.

Evrensel gazetecilik kurallarına göre haberin ön planında olana “milli menfaat” değil, “haberin flaşı” denir.

Neler yok ki Yıldırım’ın “beklentileri” arasında…

Önce iki “beklentiye” bakalım.

Birincisi:

“Haber ve yorumlarda bu harekatın tamamen terör örgütlerine yönelik olduğu ve terör örgütlerini etkisiz hale getirmeyi amaçlayıp sivil halkı koruduğunun ön plana çıkarılması…”

Gelelim ikincisine:

“Sivillere yönelik saldırı olduğuna dair bilgi kirliliği yaratan ve teyit edilemeyen görüntü ve açıklamalara itibar edilmemesi, sivillere zarar verilmemesi konusunda silahlı kuvvetlerin gösterdiği hassasiyetin hatırlatılması…”

Bu tamam da, şimdi önümüze dün düşen bir haberi bu “beklenti” ışığında ne yapacağızı düşünelim.

Haberi Mezopotamya Ajansı geçmiş.

“Bombardımanda yaşamını yitiren 16 kişi merasimle toprağa verildi” başlığıyla verilmiş haber.

Bir de fotoğrafı var cenaze kortejinin. İnsanlar dizi dizi tabut taşıyorlar.

Habere göre “Tür Silahlı Kuvvetleri’nin 20-21 Ocak’ta gerçekleştirdiği hava bombardımanında yaşamını yitirenler kitlesel bir törenle toprağa verildi. Yaşamını yitiren 14 sivil ve 2 YPG üyesinin cenaze merasimine katılan Efrinliler, tepkilerini sloganlarla dile getirdiler.”

Cenazelerin alındığı hastanenin, gömüldüğü mezarlıkların adları da, Afrin Kantonu Eşbaşkanı Mustafa Hesen’in ve Şehit Aileleri Kurumu adına kürsüye çıkan Şaziye İbrahim’in konuşmalarına da yer verilmiş haberde.

Hesen, yaşamını yitiren yurttaşlarının Türkiye tarafından YPG üyesi gibi yansıtıldığını belirterek “Erdoğan gelsin, vurduğu çocuklara baksın. Kanımızın son damlasına kadar topraklarımızı terk etmeyeceğiz” diyor cenaze töreninde.

Bölgede doğru haber kaynağı olarak bilinen insanları da arayarak haberi doğrulattınız.

Bu haberi nasıl yazarsanız yerine getirilmiş olur acaba Başbakan Yıldırım’ın “beklentileri”.

Şöyle mi yazılsa bu “yüksek beklenti” karşılanabilir:

“Sivillere zarar verilmemesi konusunda büyük bir hassasiyet gösteren ve sivil halkı koruyan silahlı kuvvetlere bağlı uçaklardan düşen bombaların düşeceği yerde kasten bekleyen sivil görünümlü kripto YPG’lilerden 14’ü…”

Bir “beklentisi” daha var Yıldırım’ın:

“Uluslararası haber kaynaklarının Türkiye aleyhine yapacağı haberleri yansıtırken Türkiye’nin milli menfaatlerinin gözetilmesi…”

Yani bir yabancı haber ajansı Türkiye aleyhine bir haber yapacak, sen de bunu duyururken “milli menfaatleri” gözeteceksin!

Aslında bu açıkça “bu haberi görmeyin” demektir.

Başbakan Yıldırım’ın “beklentileri”ni okurken açıkçası biraz da kafam karıştı.

“Beklentiler”den biri şu:

“TSK’nın Afrin’de yaptığı operasyon sadece PKK/PYD’ye yönelik değil, DEAŞ’a yönelik olduğunun ön plana çıkarılması…”

Bu açıkça “yalan haber de yazın” demektir.

Çünkü şu bilinen bir gerçek ki, bütün Suriye coğrafyasında IŞİD’in giremediği birkaç yerleşim biriminden biridir Afrin.

Bir “beklentisi” daha var Başbakan Yıldırım’ın:

“PKK/PYD’nin moralini yükseltecek haberler yapılmaması gerektiği…”

İşte bu noktada kafam karıştı.

Hani “TSK’nın Afrin’de yaptığı operasyon sadece PKK/PYD’ye yönelik değildi, DEAŞ’a da yönelikti…”

Ne yani şimdi PKK/ PYD’nin moralini yükseltecek haber yapılması istenmiyor da DEAŞ’ın moralini yükseltecek haberler serbest mi?

Hepimiz biliyoruz ki, bir savaşta önce gerçekler ölür.

Ama sonra erkekler, kadınlar, çocuklar ve çevre ölür…

Sonuç olarak bir savaşta bütün bir insanlık ölür…