• 24.04.2018 00:00
  • (1580)

 Grekoromen güreşte kuraldır; kendi oyunuyla altta kalan güreşçi aleyhine puan verilerek cezalandırılmaz.

Ancak siyasette bu kuralın tam tersi geçerlidir; kendi oyunuyla kaybeden siyasinin aldığı yenilgi karşıtlarına çok daha fazla keyif verir.

Bahçeli “26 Ağustos’ta erken seçim” dedi, bir gün sonra Erdoğan bu tarihi 24 Haziran’a çekti.

Evet, anayasaya göre bu erken seçimdi.

Muhalefet partilerine göre baskın seçimdi.

Ama daha ufukta erken seçim görülmezken Cumhur İttifakı kurarak Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimine birlikte girme kararı veren AKP ve MHP için bu acil seçimdi, paçayı kurtarma seçimiydi, panik seçimdi.

AKP’nin TBMM’de bunca ezici bir çoğunluğu varken, yavru muhalefet partisi MHP kayıtsız şartsız “reis”e teslim olmuşken, devletin bütün kurumlarını ele geçirmişken, görev süresinin dolmasına daha 1,5 yıl gibi bir süre varken Erdoğan neden böyle paldır küldür erken seçime gittiğini açıklamakta zorlanıyordu.

Elbette kimseye de “Bahçeli’yle kafa kafaya verdik. Onun parti içinde, benim ülkede iktidarımı tehdit eden İYİ Parti’nin ve lideri Meral Akşener’in saf dışı bırakılacağı bir tarih belirledik” diyemezdi.

Hesabın, İYİ Parti’nin seçime katılma hakkını 28 Haziran’da kazanacağı varsayımı üzerine yapıldığı ve erken seçim tarihinin bu yüzden 24 Haziran olarak belirlendiği gün gibi ortadaydı.

YSK Başkanı İYİ Parti’nin seçime katılma hakkını elde edip etmediğine ilişkin soruları “Ben bilmem merkez bilir” havasında yanıtlıyordu.

AKP sözcüleri İYİ Parti’nin seçime katılmasına ilişkin değerlendirmeyi “Bir dahaki seçime hayırlısıyla” gevşekliğiyle yapıyordu.

İşte tam bu nokta CHP yönetimi müthiş bir hamle yaptı.

15 CHP’li vekil İYİ Parti’ye geçti böylece hem seçime katılma, hem de Akşener’in 100 bin imza ile aday gösterilme sorunu topluca ortadan kalktı.

İktidar sözcüleri kelimenin tam anlamıyla delirdiler.

Ağızlarına ne geldiyse söylemeye başladılar. Bir açıktan sinkaflı demeç vermedikleri kaldı.

Bu hamle partisinin iradesini Saray’ın arka bahçesine taşıyan Bahçeli’ye göre “siyasi çürüme”ydi.

“Gazi Meclis'in hür iradesini hülle ve hile yoluyla karalamaya çalışan siyasi düşükler” diyordu…

Oysa desteklediği “Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi” 24 Haziran Erken Genel Seçimlerinde kabul görse asıl o zaman “Gazi Meclis”, “Niyazi Meclis” olacak.

AKP sözcüsü Bekir Bozdağ, partisinin daha seçim kararı alınmadan MHP ile kurdukları “seçim ittifakı”nı unutmuş olacak ki, CHP’nin İYİ Parti’ye verdiği 15 milletvekili yoluyla demokratik tıkanıklığın önünü açma hamlesini “Bu ittifak ahlaki ve meşru bir ittifak değildir” diyecek kadar sinirlenmişti olan bitene.

AKP iktidarı belki de siyasi hayatında ilk kez muhalefetten böyle büyük bir gol yemişti.

Yandaş medyanın manşetleri de kin ve öfke kusuyordu önce CHP’ye, sonra da İYİ Parti’ye.

“Proje ittifak”, “Hülle lekesi” gibi başlıklar havada uçuşuyordu.

Belli ki muhalefetin bu hamlesini hiç beklemiyorlardı ve önceden de haber alamamışlardı.

Saray’a bağlı istihbarat örgütleri AKP’nin siyaset değirmenine su taşımak için muhalifleri yakından izliyorlardı ama onların bile ruhu duymamıştı.

Yani böyle bir kararın alınacağını hem Kılıçdaroğlu ile kurmayları, hem Akşener ve kurmayları, hem de en az 15 milletvekili biliyordu ama bu haber Saray’a ulaşamamıştı.

Saray’ın istihbaratı “büyük atlatılmış”tı.

Hatta AKP ve sözcülerinin bu kızgınlığına bakan İYİ Parti’nin sosyal medyacıları “Ne oldu? Çalışmadığınız yerden mi geldi” diye twit atmaktan kendilerini alamamıştı.

Bu hamle ile muhalefet, Erdoğan’ın bütün oyununu boşa çıkartmıştı.

Artık seçimi 24 Haziran’da yapmanın hiçbir anlamı kalmamıştı Erdoğan için.

Kendi oyunuyla alta düşmüştü.

CHP’nin desteğiyle hem İYİ Parti’nin hem de Akşener’in kolayca seçimlere gireceğinin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra YSK “yiğitlik bizde kalsın” kabilinden İYİ Parti’nin seçime katılma hakkına sahip olduğunu açıklamak zorunda kaldı.

Haydi diyelim ki Erdoğan CHP’nin bu büyük hamlesini hesap edemedi.

İyi ama Erdoğan hangi bilgiyle karar verdi 24 Haziran’da yapacağı seçime İYİ Parti’nin katılamayacağına?

Yoksa birileri Erdoğan’ı kandırdı mı?

Evet, Erdoğan’ı Selmin Hanım kandırmış.

“Bu Selmin Hanım da kim” demeyin.

Selmin Hanım, İYİ Parti Genel Sekreteri Aytun Çıray’ın eşi…

İşin hikayesini Uğur Dündar’a anlatmış Aytun Çıray:

“Telefonda erken seçim tarihinin, İYİ Parti’nin önünü kesecek şekilde baskın seçim tarihine dönüşeceğini konuşuyordum. Bunun üzerine konuşmalarıma kulak misafiri olan eşim, ‘Ben olsam bu açıklamada İYİ Parti’nin seçimlere girme hakkını elde ettiği gerçek tarihi yazmam. Göreceksiniz; açıklamanızda hangi tarihi yazarsanız ortaklar ondan önceki tarihi erken seçim tarihi olarak açıklayacaktır. Hem böylece niyetlerini de test etmiş olursunuz’ dedi. Kadınların altıncı hissi güçlüdür. Bunun üzerine ben de risk aldım ve İYİ Parti’nin 28 Haziran’da seçime girme hakkını kazanacağını açıkladım. Sonucu biliyorsunuz. Süper baskın seçim tarihi 24 Haziran olarak açıklandı. Böylece Saray Koalisyonu’nun Sayın Akşener’den korktuklarını test ettik, ortaya çıkardık. Selmin’e teşekkürler. Çünkü herkesin kandırdığı Erdoğan’ı bu defa da biz kandırdık.”

24 Haziran’ı erken seçim tarihi ilan etmekle büyük bir oyun oynamaya kalkan Erdoğan aslında kendi oyunu ile altta kaldı.

Muhalefetten ağır bir darbe aldı.

CHP’nin bu hamlesinin üzerinden 24 saat geçmesine karşın Erdoğan’ın bu konuda hala “gık” bile diyememiş olması aslında aldığı büyük yaranın belirtisi.

Aslında bir başka oyunuyla da yine alta düştü Erdoğan.

MHP ile Cumhur İttifakı’nı kurmuşlardı. Erdoğan BBP’yi de bu ittifaka katmak istiyordu. Ancak seçim pusulasına BBP’nin adının yazılmasına karşı çıktı Bahçeli.

Bu kez yasa Meclis’te Erdoğan’ın isteği doğrultusunda değiştirildi, böylece bir parti üyesinin, başka bir parti listesinden aday olmasının yolu açıldı.

Erdoğan MHP’yi oy pusulasında ittifakı olarak gösterecek, BBP’lileri ve ittifaka katılan diğer partilerin yöneticilerini de AKP listesinden aday göstermeyi hedeflemişti.

İşte bu değişiklik şimdi İYİ Parti’ye geçen CHP’li vekillere yarayacak. İYİ Parti’den istifa etmeden CHP milletvekili olarak seçilebilecekler.

Bu da Erdoğan’ın muhalefete atmayı planladığı bir goldü, şu anda bu golü de kendi kalesine atmış görünüyor.

Seçimler yaklaştıkça Erdoğan’ın kendi oyunuyla alta düştüğü pozisyonların sayısı çoğalacak gibi görünüyor.

Hele adayların kesinleşme sürecinde yani aşağı yukarı bu hafta sonuna kadar Erdoğan’ın geçmişte karşı kaleye atmaya çalıştığı gollerin kendi kalesine girdiğine daha çok tanık olacağız.

Bu grekoromen güreş olsaydı Erdoğan kendi oyunuyla alta düştüğü için ceza puanı almazdı.

Ama bu siyaset ve bir “dünya lideri”nin kendi oyunuyla altta kalması karşıtlarına çok büyük bir keyif verir.