• 19.08.2020 00:00

  Saray iktidarı tam da “yar bana bir eğlence” der gibi, “yar bana bir darbe” kıvamında.

15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ekmeğini çok yediler, hâlâ da yiyorlar.

“Bize Allah’ın bir lütfu” demişlerdi 15 Temmuz için, belli ki şimdi de şiddetli ihtiyaçtan dolayı “yeni bir lütuf” peşindeler; Allah’tan gelmese de muhalif kullardan bir lütuf çıkarma çabasındalar.

İşler kötü gittikçe üç beş ayda bir hep bunu yapıp hala 18 yıllık iktidarlarına bir mağduriyet çıkartmaya uğraşıyorlar.

Daha birkaç ay önce Canan Kaftancıoğlu’nun, Özgür Özel’in açıklamalarından, Ragıp Zarakolu’nun bir yazısından “nem kapıp” ortalığı ayaklandırmaya kalkmışlardı “Bize karşı darbe çağrısı yapılıyor.” diye.

Oysa Kaftancıoğlu sadece “Önümüzdeki süreçte bir erken seçimle veya başka bir şekilde… İktidar değişikliği değil bir sistem değişikliğine gidişatı görüyorum ve böyle olacaktır” demişti.

Bu cümledeki “başka bir şekilde” sözünün üzerinden günlerce darbe teorileri ürettiler.

Özgür Özel de sadece “Saray rejiminin, saray düzeninin sonu geliyor.” tespitinde bulunmuştu.

Sen misin bunu diyen! Hemen yaygaraya başladılar “darbe yapıp iktidarı yıkacaklar” diye.

Zarakolu da hem Artı Gerçek’te hem de Evrensel’de yayınlanan yazısında Menderes’in DP’sinden Demirel’e, oradan Erdoğan’a uzanan süreçte otoriterleşmeyi yapısal ve İslam-Türk sentezine dayanan bir temel üzerine oturtma çabalarını irdeliyordu.

Aslında buraya kadar mesele yoktu. Ancak Artı Gerçek’te bu yazı Menderes ile Erdoğan’ın fotoğraflarıyla yayınlanmıştı. 

Hele bir de bu iki fotoğrafın altında yazının başlığı “Makus Kaderden Kaçış Yok” olunca “Erdoğan’ı Menderes gibi devirmek için çağrı yapıyorlar” diye yeri göğü inlettiler; hem Evrensel’e hem de Artı Gerçek’e Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un şikayeti üzerine “darbe mesajı vererek anayasal düzeni hedef almak” suçlamasıyla soruşturma açıldı.

Oysa Zarakolu’nun yazısında değil “darbe”nin “d”si, en küçük bir iması bile yoktu.

Ama Saray iktidarı iki fotoğraf bir başlıktan “darbe” çıkarmayı başarmıştı.

Bugünlerde işler, üç beş ay öncesinden daha kötü gidiyor. Dolar’ı da Euro’su da TL karşısında rekor üzerine rekor kırıyor. Ekonomi tepetaklak olmuş.

Demokrasi tek adam rejimin bataklığında boğuluyor.

Dış politikada “Türk’ün Türk’ten başka dostu yokmuş” yalnızlığındalar.

Erdoğan daha birkaç gün önce “Türkiye adeta uçuyor” dedi ama herkes biliyor ki Dolar ve Euro uçuyor, işsizlik uçuyor, coronavirüs salgını bile uçuyor ama Türkiye bir türlü uçmuyor.

Saray rejimi yine “Allah’ın bir lütfu”na çok ihtiyacı olduğu günlerden geçerken 3 Kasım’da yapılacak ABD seçimlerinde Demokratların adayı Biden’in tam yedi ay önce, hem de başkanlığa aday adayıyken Türkiye ile ilgili söylediği iki dakikalık açıklamasına “mal bulmuş” gibi sarıldılar.

Saray sözcüleri Biden’in yedi ay önce NYT’da yayınlanan iki dakikalık açıklaması üzerinden bol gazlı milliyetçilik sosuna yatırılmış bir anti emperyalist kahramanlık hikayesi çıkarmak için birbirleriyle yarıştılar adeta.

Bundan tam yedi ay önce dünyanın en ünlü gazetelerinin başında gelen NYT’da  Biden “Erdoğan bir otokrattır, yapmamız gerektiğini düşündüğüm şey, ona karşı çok farklı bir yaklaşım benimsemek ve muhalif liderleri desteklediğimizi açıkça ortaya koymak. Erdoğan’ı mağlup edin. Darbeyle değil, seçim süreciyle” demiş.

Demiş ama bu söyledikleri tam yedi ay önce yayınlanmış gazetede.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanlığı var, ABD’de büyükelçiliği var, başkonsoloslukları var, basın ataşeleri var, AA’nın, TRT’nin temsilcileri var, Cumhurbaşkanlığı’nın İletişim Başkanlığı var, bu ülkede temsilcileri olan yandaş gazeteleri ve televizyonları var.

Yedi aydır böyle bir açıklamadan ilk kez mi haberdar oluyorlar? Yoksa o gün önemsemediler, bugün yine bir “Allah’ın lütfuna” ihtiyaçları olduğu için mi ısıtıp piyasaya sürdüler?

Biden’in Türkiye’nin iç politikasına bu kadar bodoslamadan dalması diplomasinin temel kurallarına aykırı, bu bir.

İkincisi, Biden’in yaklaşımı Türkiye’de muhalefeti töhmet altında bırakıcı bir tutum.

Üçüncüsü de, ekonomisinden dış politikasına kadar kendi beceriksizliğinden kaynaklanan kötüye gidişi üzerine yıkacak bir “dış mihrak” ararken bu türden açıklamalar ancak Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürer.

Ama, bu açıklamanın üzerine “mal bulmuş” gibi atlayıp zorlama yorumlarla bir “dış mihrak darbesi” çıkarmak da Saray sözcülerini kötü komedi oyuncularına çevirdi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, içinden bir darbe çıkartabilmek için öyle kanırtıyor ki Biden’in açıklamasını…

“Biden ‘Erdoğan’ı değiştireceğiz, bunu darbeyle değil, seçimle yapacağız’ derken, darbe diyemediği için seçim demiş. Cümledeki ‘darbe’ seçim, ‘seçim’ de darbe yerine kullanılmış.”

Muhalefetin bazı sözcüleri de Saray’ın rüzgarına kapılıp “Biden’i kınama” yarışına girdiler töhmet altında kalmamak için ama “Neden şimdi” sorusunu da ihmal etmediler. Örneğin CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu…

“Önce şu soruyu gerçekten sormak gerekiyor. Yedi ay önce yapılan açıklama ortada dururken bu ülkenin Cumhurbaşkanı kimdi? Bu ülkenin Saray’ında kim oturuyordu? Dışişleri Bakanı kimdi? Hadi bütün bunlardan vazgeçtim. Perguleci Fahrettin neredeydi? Yedi aydır tepki vermediler. Neden şimdi tepki veriyorlar?”

Bu duruma en “evlere şenlik” tepki ise Saray’ın “doğal ortağı” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den geliyor:

“Biden’ın konuşmasının zamanlamasını sorgulayanlar başta CHP olmak üzere kötü niyetlidir.”

Hatta Bahçeli, bir türlü altını dolduramadıkları “beka sorunu”na da malzeme çıkartıyor Biden’ın konuşmasından:

“Türkiye’nin ne kadar büyük ve derin bir beka sorununa maruz kaldığı iyice netleşmiştir. Dış mihrak tanımlamasının hayali değil hakiki ve sahici bir tespit olduğu somut şekilde tevsik ve teyit edilmiştir.”

Ayasofya oyunu beklenen oyu getirmedi. HDP’yi şeytanlaştırma planı tutmadı. Millet İttifakı’nı Akşener üzerinden “eve dön” çağrısı yaparak bölme girişimi başarıya ulaşmadı, hatta ters tepti.

Geriye bir tek bütün kötü gidişi sırtına yıkacak, böylece sahte bir antiemperyalizm söylemi üzerinden milliyetçi damarı şahlandıracak bir “dış mihrak” bulmak kalıyordu. 

O yüzden “denize düşen” gibi Biden’in yedi ay önceki açıklamasına sanki bugün ilk kez duyuyorlarmış gibi dört elle sarıldılar.

Hem “darbe”ciyi hem de “dış mihrak”ı bir arada yakalamışlardı.

Çabuk patlayacak bir balon olarak; aranan “darbeci-dış mihrak” zor da olsa bulunmuştur!