• 29.12.2020 00:00
  • (312)

  2020’den çıkarken son birkaç haftada yaşadıklarımız bile nasıl bir 2021 yılı yaşayacağımızın açık göstergesi.

Örnekler çok fazla…

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı…

Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı…

Vakıfbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı…

Eski AKP Milletvekili…

Hamza Yerlikaya…

Mahkeme sahte diplomayı bilerek kullandığına karar vermiş.

Bu mahkeme kararı üzerinden pek çok yayın organı haber yaptı. TBMM’de iktidarla muhalefet milletvekilleri arasında tartışmalar yaşandı.

Ama sonunda bir başka mahkeme, bu mahkeme kararı üzerinden yapılan haberlere, açıklamalara “erişim engeli” getirdi; gerekçesi de “haberlerle ilgili içeriklerin olayla ilgili gerçeği yansıtmaması” ve “unutulma hakkı kapsamı ile masumiyet karinesinin ihlal edilmesi.”

Yani sonuç olarak bir mahkeme, başka bir mahkemenin kararına “erişim engeli” getiriyor aslında.

Saray iktidarı çıkardıkları antidemokratik yasalarla sadece gerçeklerin halka duyurulmasını engellemekle kalmıyor, aynı zamanda yarattığı kanun düzenini; kendinin ve avanesinin kirli geçmişini de temizlemek için çamaşır makinesi olarak kullanıyor.

Olay Televizyonu’nun başına gelenler ortada.

Objektif habercilik yapma, “haberciliği fabrika ayarlarına döndürme” teziyle yayına başlayan kanal, televizyonun patronuna siyasi ve ekonomik baskı yapılarak değil Türkiye, dünya basın tarihinde bile rekor sayılacak bir hızla ancak 26 gün yayın yapabiliyor.

Baskı o kadar yoğun ki artık bu ülkede televizyonun ekranını kapatmak için Saray bekçisi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) karar vermesine bile gerek kalmıyor, patron kendi televizyonunu kendisi kapatıyor.

Haydi diyelim bu patron ekonomik ve siyasi baskıya dayanamayarak kendi televizyonunu kendisi kapatmak zorunda kaldı. Bir de bütün baskılara, RTÜK’ün ağır cezalarına karşın yayınını sürdürmekte inat eden, Saray’a boyun eğmemiş televizyonlar var.

RTÜK Üyesi İlhan Taşçı’nın açıkladığı verilere göre 1 Ocak 2020 ile 25 Aralık 2020 tarihleri arasında iktidara yakınlığıyla bilinen kanallara 400 bin TL para cezası verilirken, eleştirel yayıncılık yapan kanallara bunun 25 katına dek düşen 10 milyon TL’lik ceza kesilmiş.

Rapora göre, iktidara yakınlığıyla bilinen A Haber, Kanal 7, TV Net ve TGRT Haber ile ilgili hiçbir dosya bir yıl boyunca RTÜK’te görüşülmemiş ve dolayısıyla hiçbirine ceza verilmemiş.

Hakkında 102 bin 500 şikâyet yapılan ATV’ye yalnızca bir kez idari para cezası kesilmiş.

Aynı dönemde TELE 1, Halk TV, KRT, Fox TV gibi muhalif ya da eleştirel yayın yapan kanallara defalarca idari para, program durdurma, hatta günlerce ekran karartma cezaları verilmiş.

Saray, görsel medyayı RTÜK kanalıyla denetime alırken Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Basın İlan Kurumu (BİK) da Evrensel, Birgün, Cumhuriyet gibi muhalif ya da bağımsız medyaya ilan kesme cezası vererek ekonomik olarak boğuyor.

2020’nin bitmesine birkaç gün kala Saray’ın talebiyle TBMM hafta sonu bile çalışarak önümüzdeki yıl sivil toplum örgütlerine büyük bir saldırının yapılmasına olanak sağlayacak “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Önlenmesi Hakkında Kanun”u apar topar çıkardı.

“Ne alakası var kitle imha silahlarıyla ilgili bir yasanın sivil toplum örgütleriyle” demeyin.

Saray, imzalanan bir uluslararası sözleşmenin iç hukuktaki yükümlülüğünü yerine getirmek için Meclis’ten bir yasa geçirtirken “araya parça koyup” sivil toplum örgütlerinin yöneticilerini görevden alma, mallarına el koyma, yönetimlerine kayyım atama gibi maddeler ekledi.

Cumhurbaşkanlığına ve İçişleri Bakanlığı’na verilen bu yetkilerle 2021 “kitle imha silahları” bahane edilerek “sivil toplumu imha” yılı olacak.

Aynı zamanda 2021 yılı sosyal medyayı da imha yılı olacak.

Bu yıl içersinde sosyal medya platformlarına Türkiye’de temsilci bulundurmayı zorunlu kılan bir yasa çıkartılmıştı.

Facebook, Twitter, Instagram, You Tube, Periscope gibi yaygın olarak kullanılan sosyal medya platformlarına temsilci atamadıkları için Kasım ayı başında 10’ar milyon TL ceza verildi.

Yasa gereği Aralık ayında da temsilci atamayan bu platformlara 30’ar milyon TL’lik ikinci cezalar kesildi.

2021’in Ocak ayında da temsilci atamazlarsa bu platformların reklamları kesilecek.

Eğer Mart-Nisan aylarında da bu şartı yerine getirmezlerse önce yüzde 50, ardından da yüzde 90 bant daraltma cezası verilecek.

Yani 2021 Mayıs’ına kadar eğer temsilcilik açmazlarsa Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları için sosyal medya da sizlere ömür olacak.

2020’nin gidişi, 2021’in nasıl bir yıl olacağının fotoğrafını çok net koyuyor önümüze.

Saray’a bağlı yargı kararlarıyla halkın haber alma ve bilgi edinme hakkı zaten ortadan kaldırılıyor.

Saray’a göbekten bağlı olmayan, yüzde yüz biat etmeyen televizyonlar ve gazeteler tek adama bağlı kurumlar tarafından ağır cezalarla terbiye edilmeye çalışılıyor.

İktidarın çok rahatsız olduğu, bir türlü istediği gibi kontrol edemediği görece en bağımsız iletişim kanalı olan sosyal medya da 2021’de son kalan özgürlük olmaktan çıkacak gibi.

2020’nin bitmesine birkaç gün kala çıkartılan bir yasa fırsat bilinerek eklenen maddelerle sivil toplum örgütlerinin dümdüz edileceği bir yeni yıl bizi bekliyor.

Saray iktidarı, toplumun daha çok sindirildiği, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını daha çok yitirdiği, sivil toplum örgütlerinin daha çok budandığı bir 2021’in koşullarını hazırladı.

Erdoğan iktidarı Türkiye insanlarına tek bir mesaj veriyor yeni yıla kısa bir süre kala; biat etmeyene hayat hakkı yok!