• 18.05.2021 06:45
  • (174)

Fellini filmlerinden fırlamış gerçeküstü bir sahne gibiydi.

Suç örgütü liderliğinden hüküm giymiş olan Sedat Peker yaklaşık 15 gündür ülke gündemini sarsan video dizisinin beşincisine yoklama “yaparak” başlıyordu:

“Derin Mehmet, arkadaşları; orada mısınız?”

“Derin Mehmet” dediği bir zamanların Valisi, Emniyet Genel Müdürü, İçişleri ve Adalet Bakanı, Susurluk’un “çete yöneticisi” Mehmet Ağar.

Belli ki “arkadaşları” derken de, herhalde kısa bir süre önce “çökülen marina” Yalıkavak’ta birlikte poz verdiği suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’yı, TSK’den emekli olduktan sonra MHP’den milletvekili seçilen Korgeneral Engin Alan’ı, Susurluk davasından hapis yatan Korkut Eken’i kastediyor; bir de tecavüz ve cinayetle suçladığı Mehmet Ağar’ın oğlu olan AKP Milletveki Tolga Ağar’ı…

Beşinci videosunun başında “yoklamaya” devam ediyor Sedat Peker:

“Temiz Süleyman, sen de orada mısın?”

Belli ki kendisine “kirli mafya” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya tersten çakıyor.

“Namusu maaşı kadar olan gazeteciler, siz de orada mısınız” diye sorduktan sonra “Onurlulara lafımız yok” diye eklemeyi unutmuyor.

Aynı tarifeyi “solcular”a da uyguluyor:

“Çakma solcular siz de orada mısınız? İyi olanlara sözümüz yok.”

Sedat Peker ilk videosunu 2 Mayıs’ta, ikincisini 6 Mayıs’ta, üçüncüsünü 9 Mayıs’ta, dördüncüsünü 13 Mayıs’ta, son videosunu da 16 Mayıs’ta yayınladı.

40 dakikalık ilk videosundan sonra süreyi arttıra arttıra geldi ve beşinci videosunda tam 75 dakika konuştu.

Görünen o ki Peker’in ilk videosuyla ikinci videosu arasında dört gün, ikinci videosuyla üçüncü videosu arasında üç gün, üçüncü videosuyla dördüncü videosu arasında dört gün, dördüncü videosuyla beşinci videosu arasında yine üç gün var.

Bu periyoda göre Peker’in altıncı videosunu 20 Mayıs Perşembe günü yayınlaması gerekiyor.

Video çekimlerine bir gömlekli bir yelekli katılıyor. İlk videosuna beyaz gömlekle başladı, ikincisinde yelekliydi. Üçüncüsünde gömlekli, dördüncüsünde yelekli ve beşincisinde de yine gömlekliydi. Yani altıncı videosunda yine yelekli olmasını beklemek gerekiyor.

Bütün bu şekli ayrıntılara girmemizin temel nedeni şu; videolarına başladığı günden bu yana gerek periyot gerekse de kostüm olarak ayrıntılı biçimde tasarlanmış bir plan uyguluyor.

Gelelim Peker’in anlattıklarına…

Hedefinde Mehmet Ağar ve Süleyman Soylu var ağırlıklı olarak. Pelikanlara dokunuyor, bazı gazetecileri eleştirmeden de geçmiyor. Bakan Soylu’nun danışmanını da çerez olarak kullanıyor.

Ağar’a dönük suçlamalarının başında Azeri kökenli iş insanı Mübarek Gurbanoğlu’na ait milyar dolar değerindeki Yalıkavak Marina’ya “çökerek” ele geçirmesi geliyor.

Bu suçlaması Ağar’ın gerçekten kimyasını bozdu. Bu kadar “devlet deneyimine” rağmen kendi ifadesiyle sinirinden ve kızgınlığından “Ben olmasaydım mafya çökecekti” dedi.

Süleyman Soylu’nun uyarısı üzerine de özür dilemek zorunda kaldı.

Öyle ya, böyle bir ifade bu ülkede hakkın, hukukun, güvenlik güçlerinin, hatta sonuç olarak ortada devletin olmadığı anlamına geliyordu.

Ama başka bir hatasını daha düzeltmek zorunda kaldı Ağar. Sözcü TV’de Erdoğan Aktaş’ın yayınına katılarak “bir devlet başkanı ricası üzerine görevi kabul ettiği” iddiasını da geri almak zorunda kaldı ama ne geri alma!

“Ancak burada benim söylediğim şu, iki devlet başkanımız Cumhurbaşkanımız ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı arasında kardeşliğe yakın bir ilişki var. Zaten merhum Aliyev’den bu yana iki millet iki devlet bir millet anlayışı var. Bunun öncesinde Türk-Azerbaycan kardeşliğini sarsılmaz bir biçimde güçlendirecek şekilde marina sahiplerinin ricası üzerine ben bu görevi kabul ettim. Bunu kabul etmemin sebebi Türkiye ile Azerbaycan var olan kardeşliğinin pekişmesi amacıyla kabul ettim.”

Ne muhteşem şeymiş ki bu Yalıkavak Marina; adeta Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin anıtı olarak yapılmış!

Elbette başka bir boyutunu da anlatıyor Ağar, Yalıkavak Marina’nın:

“Bu marina döviz makinesidir. Buraya gelen yatlarda prensler, devlet başkanları, dünyanın bilinen iş insanları var. Dünyanın sayılı milyarderleri gelip Türkiye’de bir ay kalıyorlar. İngiltere’nin ünlü yat dergisi, en iyi mega yat marinası olarak burayı seçti.”

Herhalde siz de çözmüşsünüzdür Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinde Yalıkavak Marina’nın sırrını!

Ancak anlaşılan o ki, İçişleri Bakanı Soylu, eski İçişleri Bakanı Ağar ile aynı görüşte değil.

“Ben olmasaydım mafya çökerdi” sözüne yanıt verirken Ağar’ın ballandıra ballandıra anlattığı Yalıkavak Marina’yı nasıl da küçümsedi:

“Benim devletim kıytırık bir marinaya mafya bozuntularının çökmesine fırsat vermez.”

Evet, Ağar’a göre “döviz makinesi”ydi burası, Soylu’ya göre de “kıytırık bir marina”ydı.

Peker’in yönelttiği suçlamaların sivri uçlarından biri de İçişleri Bakanı Soylu’ya dönüktü. Cumhuriyet tarihinde bir suç örgütü lideri tarafından bu kadar küçümsenen, alay edilen ve suçlanan bir İçişleri Bakanı ne gördüm, ne okudum, ne de duydum.

Soylu’nun kendisine özel koruma verdiğini iddia ediyor Peker. Hatta suç örgütü liderine göre devlet büyüklerine göre bir koruma tahsis edilmiş. İstediği zaman yurtdışı gezilerine de eşlik ediyormuş korumaları.

Hakkında dosyası olduğunu Soylu iletmiş Peker’e. Dosya hareketlenince uyarma sözü vermiş. Hatta ortalık yatışınca 2021 Nisan’ında ülkeye dönebileceğini bile söylemiş.

CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın dünkü iddiasına göre de bakanlık tarafından Peker’in dinlenmemesi ve izlenmemesi için iki jammer tahsis edilmiş.

Dün Soylu ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Peker’in videolarındaki iddialarının araştırılmasını istedi.

Ancak İçişleri Bakanı olarak görevde olan Soylu hakkındaki iddiaların savcılık tarafından araştırılması hiç de inandırıcı olmayacak.

Böyle bir araştırma ancak Soylu’nun o makamdan ayrılmasıyla inandırıcılık kazanabilir.

Ayrıca sadece savcılık araştırması da yetmez. Gerçeğin küçük de olsa bir parçasına ulaşmak için ancak TBMM araştırması gerekmektedir. Ama Soylu ne kendi başına bakanlıktan ayrılır ne de AKP böyle bir Meclis araştırmasına izin verir.

Bu arada dördüncü videodan sonra, beşinci videodan önce MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin kendisine neredeyse özel af çıkardığı bir başka suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı devreye girdi.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, MHP lideri Bahçeli’ye ve İçişleri Bakanı Soylu’ya sahip çıktı.

Saray iktidarının ülkeyi getirdiği çürümüşlüğe bakar mısınız! Bir suç örgütü lideri bazı iktidar mensuplarını suçluyor, bir diğer suç örgütü lideri de onları savunuyor.

Bu arada Çakıcı yayınladığı iki sayfalık mektubunda adını anmadan Peker’e “sus” dedi. Ancak beşinci videodan anlaşıldığına göre Peker bu uyarıya pek kulak asmadı.

Gerçi Çakıcı’nın “Saray’ı ve çevresini savunayım” derken kullandığı öyle cümleler var ki, başka bir açıdan bakınca iktidarın çürümüşlüğünü de deşifre ediyor:

“Evet AK Parti’nin içerisinde bazı hatalı insanlar olabilir, gelecek seçim süresine kadar herhalde AK Parti Genel Başkanı ve kurmayları beklemektedir. Etrafı çevrilmiş olan Türkiye’nin belkemiği sayın Devlet Bahçeli de bazı şeyleri seyretmektedir. O da 2023 seçimlerini bekliyor… Devletimiz zamanı geldiğinde her türlü yasadışı pisliğe bulaşmış olanları layık olduğu yere kapatıp devlet kurumları içersinde bu tip insanlarla işbirliği yapanlardan dolayı bağırsakları temizleyecektir.”

Valla bu cümlelerden ortaya çıkan bir sonuç var; iktidar boka battı ama 2023 seçimlerine kadar bir şey yapacak mecalleri de yok.

Zaten Peker’in suçlamaları karşısında Soylu’ya belirgin olarak sahip çıkan bir tek Çakıcı oldu.

Ne Erdoğan’dan, ne herhangi bir bakandan, ne AKP Genel Merkezi’nden, ne de küçük ortağı MHP’den Soylu’yu savunan ciddi bir ses yükseldi.

Ağar ve Soylu’nun Peker’in suçlamalarıyla ilgili yanıtları da çok soyut ve havada kaldı. Daha doğrusu suçlamalara doğru dürüst, ikna edici bir yanıt veremediler.

Buna karşılık Peker’in beş videosu neredeyse 20 milyonu bulan bir izleme sayısına ulaştı, belki de aştı bile.

Bütün yandaş kanalların toplamından daha fazla reyting rekoru kırdı Peker’in videosu.

Sadece iktidar mensupları değil, Saray’ın gazeteleri ve televizyonları da milyonlarca kişi tarafından izlenen bir video serisi yokmuş gibi havaya ıslık çalarak bakmayı tercih etti.

Açık yüreklilikle söylemek gerekirse kendini ortaya atan Çakıcı’nın iktidar mensuplarını savunması bile Peker’in videoları karşısında çok silik kaldı.

Çünkü Peker beş videoluk konuşmasında antropolojiden girdi, psikolojiden çıktı, biyolojiden girdi, tarihten çıktı, edebiyattan girdi, felsefeden çıktı.

Belki kendi bilgileriyle belki de kendisine yapılan yüklemeyle entelektüel bir görünüm vermeye çalışıyordu Peker.  Ama görünen o ki Erdoğan’ı, Soylu’yu, Bahçeli’yi savunan Çakıcı’ya ne entelektüel yükleme yapan vardı ne de yazdığı mektubun Türkçesini düzelten…

Kendi İçişleri Bakanı’na, bir suç örgütü lideri tarafından en alçaltıcı dille suçlamalar yapılmasını icraatın başı olan Erdoğan da 15 gün süren bir sessizlikle karşıladı ve nihayet konuya teğet geçen bir konuşma yaptı.

Erdoğan dün kabine toplantısından sonra mikrofonların karşısına geçti ve Filistin konusuna ayırdı zamanın neredeyse 30’da birini ayırdı. Ne Peker’in ne de Soylu’nun adını verdi.

Konuşmasının bir yerinde “… suç çeteleri de zehirli bir yılan gibidir, onlarla aynı çuvala girerseniz daha sonra başınıza geleceklere rıza göstermiş olursunuz” deyiverdi.

Muhalefeti mi yoksa kendi bakanı Soylu’yu mu eleştiriyordu Erdoğan pek anlaşılamadı ama gerçek şu ki bir suç örgütü lideri tarafından suçlanan kendi bakanını bile savunamadı.

Beşinci videosunda bir tiyatro sahnesindeymiş gibi İçişleri Bakanı Soylu’ya sesleniyordu Peker:

“Sen benim dönüş biletimdin, sen benim bütün bahisleri üzerine oynadığım jokerdin. Bizi yaktın Sülü…”

Erdoğan için kent kent dolaşıp miting yapan, muhaliflerinin kanını oluk oluk akıtmak isteyen suç örgütü lideri bile belli ki “mağdur” duruma düşmüştü.

Devlet-mafya- siyaset kıskacında çürüyen bu iktidarıyla Erdoğan artık halktan değil, suç örgütü Sedat Peker ve onun gibilerinden helallik isteyebilir ancak.