• 22.05.2021 07:56
  • (142)

Pandemiyle birlikte hayatımıza yoğun olarak üç sözcük girdi; maskemesafetemizlik

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in peş peşe ifşaatıyla ortalığa saçılan kirli ilişkiler de gösteriyor ki Saray iktidarı tam bir çürümenin içinde debeleniyor.

Maske düşmüş, mafyayla mesafe kalmamış, temizlik çoktan sizlere ömür; boğazlarına kadar batmışlar.

Anladınız değil mi başlarının neden sürekli dik olduğunu!

Sedat Peker ifşaatlarıyla bir kez daha devlet-mafya-siyaset üçlemesini gündeme getirirken aslında ortaya başka bir dörtleme çıktı; devlet-mafya-siyaset-medya.

Sedat Peker bugüne kadar yaptığı altı video yayınındaki ifşaatlarında önce ağırlıklı olarak Mehmet Ağar’ı, ardından da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedefe oturttu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in İçişleri Bakanı ile suç örgütü lideri arasında iki gazeteci kardeşin arabuluculuk görevine sıvandıkları iddiası bu gazeteciler tarafından kesin bir dille yalanlanınca iki görüntü attı sosyal medya hesabından Sedat Peker.

Bu gazeteci kardeşlerden biriyle yaptığı iki ayrı görüntülü telefon konuşmasını kaydetmişti.

Bu görüşmeler ortalığa saçılınca anlaşıldı ki arkadaşlar gazeteci değil, gazeteci kılığına girmiş bakanla suç örgütü arasında ulaklık yapan aparatlarmış.

Sedat Peker’in 2 Mayıs’tan bu yana yayınladığı altı ifşaat videosunu Saray medyası da savcıları da kafalarını kuma gömmüş, görmemeye çalışıyorlardı.

Oysa Sedat Peker’in ifşaat videoları milyonlarca kişi tarafından izleniyor, insanlar merakla bir sonraki videoyu bekliyor.

Suç örgütü liderinin videoları Saray medyasının tüm televizyonlarının reytingini sollamış durumda.

Sonuçta ortalığa saçılan yasa dışı ilişkileri görmezden gelen savcılara başvurdu İçişleri Bakanı Soylu; hem Sedat Peker hem de gazeteci taklidi yapan, kendisine çok yakın iki kardeş hakkında suç duyurusu yaptı.

Oysa İçişleri Bakanı olarak bu kişilere özel koruma vermişti  Süleyman Soylu.

Sonuç olarak bir süre önce özel koruma verdikleri hakkında suç duyurusunda bulunmak zorunda kalan bir İçişleri Bakanı’yla karşı karşıya bıraktı bizi yaşanılan süreç.

Bir de bizim İçişleri Bakanı diye bildiğimiz kişi meğer bir seyahat acentesinde suç örgütü liderinin “dönüş bileti”ymiş.

Peş peşe yayınladığı videolarda hep Soylu’ya “sen benim dönüş biletimdin” diyor Sedat Peker.

Suç örgütü liderinin iddiasına göre kendisine “bir süre buralardan uzaklaş, Nisan 2021’de ülkene dönersin” denilmiş. Bu vaatte bulunanın da İçişleri Bakanı Soylu olduğunu hissettiriyor.

Neden 2021 Nisan’ı?

Bu soru önceki akşam TRT Haber’de katıldığı özel programda da soruldu İçişleri Bakanı Soylu’ya; “bilmiyorum” karşılığını verdi.

Ancak Nisan’da ya da öncesinde ne vardı diye bakınca iki tarih dikkat çekiyor. 18 Mart’ta MHP, 24 Mart’ta da AKP kongresi…

2021 Nisan’ı tarihine takılanlar daha çok AKP kongresinde beklenen ama gerçekleşmeyen bir değişikliğe işaret ediyorlar bugünlerde Ankara kulislerinde:

“2020’nin Eylül’ünden itibaren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki tıkanıklığı aşmak için Erdoğan’ın parti başkanlığını bir başka isme devretmesi gerektiği konuşuluyordu. AKP başkanlığı için de iki aday önce çıkıyordu. Biri damat-bakan Berat Albayrak diğeri de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Hatta kasımda Albayrak bakanlığı bırakıp ortadan kaybolunca tek aday olarak Süleyman Soylu kalmıştı. Eğer beklenen değişiklik gerçekleşseydi 2021 Mart’ında AKP’nin başına Süleyman Soylu geçecekti. Böylece Sedat Peker de Soylu’nun AKP genel başkanı olduğu ülkeye elini kolunu sallaya sallaya dönecekti. Ancak bu değişim gerçekleşmediği için Peker’e sözü verilen 2021 Nisan’ında dönüşü de mümkün olmadı.”

Sedat Peker’in üst üste gelen salvolarına karşı AKP cenahı İçişleri Bakanı Soylu’yu yalnız bıraktı.

Yapılan suçlamalara karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan tam 20 gündür Soylu’yu destekleyecek tek bir söz söylemedi.

Parti yönetimi de, kabinede yer alan bakanlardan hiçbiri de güçlü bir destek vermedi. Hatta Saray’ın Twitter’daki trolleri bile Peker’e karşı Soylu’dan desteklerini esirgediler.

Devletin televizyonuna çıkarak önceki gece yaklaşık üç saat tek kale maç yapması da Soylu’yu kurtarmadı.

Bugün suç örgütü lideri Sedat Peker’in söylediklerini, açıkladıklarını insanlar İçişleri Bakanı Soylu’dan daha inandırıcı buluyor. Bu da iktidarın geldiği yer açısından da vahim bir nokta.

Daha önceki videolarında eski bir AKP milletvekilini başka bir AKP’li vekilin “ricası” üzerine karakolda dövdürdüğünü itiraf etmişti Sedat Peker.

Altıncı videosunda ise başka bir ifşaatta bulundu; meğer 2015 yılında Doğan Grubu’nun elindeyken Hürriyet Gazetesi’ni basıp camını çerçevesini indirten de Sedat Peker’miş. Bu eylemi de başka bir AKP’li milletvekilinin “ricası” üzerine yapmış.

Aslında 2015’teki bu baskın, AKP’nin medyayı tümüyle ele geçirme operasyonunda önemli bir köşe taşıydı ve nitekim bu olaydan kısa bir süre sonra da Saray iktidarı “merkez medya”yı tümüyle kendisine bağladı.

Sedat Peker’in ifşa ettikleri arasında yer alan bu ve benzeri birkaç olay bile sadece Soylu’nun değil, AKP’nin de iktidarda kalmak için suç örgütlerine ihtiyacı olduğunu gösterdi.

Bu nedenle İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e dün Rize’de yapılan provokasyona çok dikkatli bakmak gerekiyor.

Birileri tarafından bindirilmiş kıtalar Akşener ve beraberindekilere “Terörist Meral”, “Recep Tayyip Erdoğan” sloganlarıyla saldırdılar.

Akşener’in ve beraberindeki İYİ Partililerin soğukkanlı yaklaşımı ve polisin müdahalesi olmasaydı aynen Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimine dönüşebilirdi.

Ancak öyle görünüyor ki dün Rize’de yaşananlar,  erken ya da zamanında seçim kararıyla birlikte Türkiye’nin pek çok yerinde muhalefetin başına gelecek.

Muhalefet için seçim propagandası yapmakla kelleyi koltuğa almak birbirine eş değerde olacak.

İktidar yanlısı çeteler aynen Hürriyet’in basılması gibi muhalefetin toplantıları, mitingleri, esnaf ziyaretleri için büyük bir tehdit oluşturacaklar, belki de seçim propagandası yapmanın zemini tümüyle ortadan kaldıracaklar.

Neredeyse bütün anketlerde oyları hızla eriyen Saray da iktidarını sürdürebilmek için daha çok çeteye, daha çok suç örgütü liderine ihtiyaç duyacak.

İşte Türkiye’yi bekleyen büyük tehlike bu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu önceki gece çıktığı TRT Haber’de de, attığı sosyal medya mesajında da Sedat Peker’in yayınladığı altıncı videoya ilginç bir karşılık verdi:

“Organize suç örgütleri, gayrinizami harbin en önemli aparatlarından bir tanesidir…” 

Soylu böyle diyor ama son videosunda kendisini nasıl tanımlıyordu Sedat Peker:

“Ömrü devletin içinde geçmiş, istihbaratta geçmiş, poliste geçmiş, askeriyede geçmiş, sokakta geçmiş, siyasette geçmiş…”

Hayatı boyunca bilinen tek bir resmi görevi olmayan Sedat Peker’in ömrü nasıl oluyor da devletin içinde, istihbaratta, poliste, askeriyede geçiyor!

Elbet bir gün ortaya çıkacak Sedat Peker gibi suç örgütü liderlerinin hangi devletin adına, kimlere karşı gayrinizami harp yürüttüğü.