• 22.06.2021 06:28
  • (111)

Urfa Adliyesi’nin önünde 105 gündür Adalet Nöbeti tutuyor Emine Şenyaşar.

Eşini ve iki oğlunu kanlı bir saldırıda yitirmiş, bir oğlu da 37 yıldan fazla mahkumiyet almış cezaevinde yatıyor.

Adalet istiyor Emine Şenyaşar; öldürülen eşi ve iki oğlu için, cezaevinde yatan diğer oğlu için.

24 Haziran 2018 seçimlerinden kısa bir süre önce AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın yakınları tarafından Suruç’taki dükkanları basılmış.

Saldırı, yaralıların gittiği hastanede de sürmüş, Şenyaşar ailesinden üç kişi tanıkların, kameraların ve hatta aile mensuplarının önünde feci şekilde katledilmişlerdi.

İşyerlerinde yaşanan saldırıyla hastanedeki cinayetlerin dosyaları ayrılmıştı.

Suruç çarşısında yaşanan olayın davası geçtiğimiz Nisan ayında sonuçlanmış, saldırıdan yaralı kurtulan Fadıl Şenyaşar’a 37 yıl 9 ay hapis cezası verilmişti.

Ancak hastanede yaşanan katliamla ilgili dosyanın üzerinde üç yıldan bu yana hala gizlilik kararı var.

İşte bu yüzden Emine Şenyaşar 105 gündür her sabah kalkıp Urfa Adliyesi’nin önüne gidip “adalet” talebiyle nöbet bekliyor.

Gitmedikleri yer, çalmadıkları kapı kalmamış Şenyaşar ailesinin. Annesiyle birlikte nöbet eylemine katılan Ferit Şenyaşar anlatıyor:

“Daha önce Ankara’ya da gittik. Bütün yargı kurumları ile görüşme talep ettik. Beştepe’ye gittik, Adalet Bakanlığı’na gittik, siyasi partilere gittik, yaşanan durumu katliamı açıklamaya çalıştık. Maalesef devlet kurumunda, yargı kurumunda muhatap bulamadık. Dosya savcısı ile aylarca görüşme için uğraştık. Hastane dosyasının açılması, gizlilik kararının kaldırılması için bizi aylarca oyaladı. Bunun üzerine başsavcı ile görüşme istedik. Kendisinin bizle görüşmek istememesi üzerine biz de Urfa Adliyesi önünde oturarak Adalet Nöbeti eylemimizi başlatmış olduk.” (Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

105 günlük eylemleri boyunca dört defa gözaltında alınmışlar. Güvenlik güçleri tarafından sürekli taciz edilmişler.

Ama Adalet Nöbeti tutmaktan hiç vazgeçmemişler.

Dünde Emine Şenyaşar oğlu Ferit’le birlikte yine nöbet eylemindeydi Urfa Adliyesi’nin önünde.

Bir de adliyenin önündeki beton blokların üzerine bir döviz asmışlardı.

“Bir anne 105 gündür Şanlıurfa Adalet Sarayı’nın önünde Adalet Nöbeti tutuyor. İki evladı ve eşi hastanede katledildi. Katliamın içinde milletvekili olduğu için üç yıldır dava açılmıyor.”

Dün Şenyaşar ailesi Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti tuttuğu sıralarda, Ankara’daki Sincan Cezaevi Kampüsü Salonu’nda HDP’ye açılan Kobane Davası’nın üçüncü duruşması vardı.

Baştan sona tam bir kumpas, HDP’lilerin ifadesiyle “siyasi soykırım davası”ydı.

6-8 Kasım 2014 yılında yaşanan olayların üzerinden altı yıldan fazla bir süre geçtikten sonra davaya dönüştürülmüş,  aynı zamanda HDP’ye açılmak istenen kapatma davasının da altyapısı olarak kullanılmak istenmişti.

İşte dün Şenyaşar Ailesi Urfa’da Adalet Nöbeti’nde, HDP’liler Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanırken HDP’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ikinci kez yazılan iddianame Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Dün bu haberin geldiği saatlerde HDP MYK’sı toplantı halindeydi. AYM’nin kararı üzerine toplantıya ara verildi ve HDP yönetimi bir basın açıklaması için kameraların karşısına geçti.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar AYM’nin kararını eleştiriyordu konuşmasında:

“Doğrusu Anayasa Mahkemesi’nin tarihi bir fırsat yakalamışken bunu değerlendirmemiş olması, Türkiye adına büyük bir talihsizliktir. AYM iddianameyi kökten reddetme şansına, fırsatına sahipti. Bunu yapması için de yeterince hukuki ve vicdani sebepleri mevcuttu. Çünkü kapatma davası aylar süren bir siyasi kampanyanın sonucunda açılmıştı. Biliyorsunuz başta iktidarın küçük ortağı MHP olmak üzere, iktidar bir bütün olarak ve yandaşları da aylarca HDP’yi hedef gösterdiler, HDP’yi çeşitli platformlarda düşmanlaştıran açıklamalar yaptılar ve tehditler savurdular.”

Şenyaşar Ailesi Urfa’da Adalet Nöbeti’ndeyken, HDP’liler Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanırken, HDP’yi kapatma iddianamesini AYM kabul etmişken yine dün HDP’nin Türkiye’nin dört bir yanındaki parti binaları “taziye evi” olmuştu.

Çünkü, Eş Başkan Sancar’ın da sözünü ettiği son günlerde iyice yoğunlaşan HDP’yi hedef gösterme, düşmanlaştırma çabaları sonucunda dört gün önce kanlı bir katliam meydana gelmişti.

HDP İzmir İl binasını basan faşist, parti üyesi genç bir kadın olan Deniz Poyraz’ı katletmişti.

Tesadüf eseri baskın anında parti binasında tek kişi vardı. Aslında planlanan toplantı yapılabilseydi Türkiye çok daha büyük bir katliamla sarsılacaktı.

Deniz Poyraz’ın vurulduğu yerde kahvaltı için doğradığı domatesler, tabağına koyduğu birkaç zeytin, kağıt bardağa doldurduğu çayı dün de aynen duruyordu HDP İzmir il örgütünde. Farklı kesimlerden insanlar taziye için HDP binasına gelmişti.

Sadece İzmir’de değil, Türkiye’nin dört bir yanında parti binalarında taziye ziyaretleri vardı.

AKP-MHP iktidarının HDP’yi nefret objesi yapma, düşmanlaştırma oyunu ters tepmişti.

Çünkü artık vicdanlar ayaklanıyordu.

“Siyasi soykırım projesi” artık kanlı bir kırıma dönüşmeye başlamıştı.

Saray iktidarı artık çok net görüyor ki, HDP’yi diskalifiye etmeden egemenliklerini sürdürme şansları kalmadı.

Özellikle 7 Haziran 2015 seçimlerinde ilk kez barajı aşarak AKP’nin tek başına iktidar olmasını engellemişti HDP.

O günden bu güne her fırsatta HDP’ye saldırıyor, üyelerini, yöneticilerini gözaltına alıyor, tutukluyor, eş genel başkanlarını, milletvekillerini, binlerce yönetici ve üyesini cezaevine atıyordu iktidar.

Ancak bütün bu saldırılar HDP’nin, AKP-MHP’ye iktidarını kaybettirecek bir parti olmasını engellemeye yetmiyor.

Bunun için HDP’ye Kobane davası kumpası kuruluyor, kapatma davası açılıyor. Bu saldırıların yarattığı ortam da partili genç bir katının öldürülmesine kadar giden kanlı bir katliama dönüşüyor.

Bir yandan iktidarın yarattığı soygun, talan ve rant düzeninin bütün pislikleri ortalığa saçılırken, diğer yandan HDP’ye yapılan bu saldırılar Türkiye’yi kaotik bir ortama sürüklüyor.

Saray rejimi iktidarını sürdürebilmek için ülkeyi karanlık ve kanlı bir tünele sokuyor.

Ancak 7 Haziran-1 Kasım seçimleri arasında sahneye konulan bu kanlı oyun bu kez tutmayacak.

İktidarın zulmü;  yaratılan bu soygun, talan, yokluk, yoksulluk düzeninde artık daha fazla görünür hale geliyor.

Bu nedenle vicdanlar ayaklanıyor.

Unutmamak gerekir ki HDP de bu ülkenin vicdanıdır.

Görünen o ki, bu ürkek muhalefetten önce Saray rejimine insanların ayaklanan vicdanları son verecek.