• 26.03.2017 00:00

 Tarihin sorusu şuydu: Maveraünnehir nereye dökülür?

200 yılda koca bir imparatorluğu istibdat diye yırtınarak dar bir kapıya hapsedenlerin yüzündeki utanmaz küstahlığa. Oraya akar...
Peki, Askeri Mahkemeler kaldırılıp askeri cumhuriyetin izleri silinince, ordu sivil denetime açılınca, FETÖ şemsiyesine gizlenmiş darbeci geleneğin kuyruğu niye dingilder Çekirge?
Çünkü bazı kuyruklar tutulup şöyle bir çekilecek ve örtünün altından çıkan o çirkinlik havada döndürülüp şehir çöplüğüne sallanacak da ondan!
Sıkıntı orada...
Öte yandan bir güruh var ki, aman diyorum! Ahir ömrümüzde mütemadiyen bunları dinledik.
Halkın, dış düşmanla savaşsın diye delik cebinden satın aldığı silahları halka doğrultan, doğrultulmasına tezahürat yapan, teşvik eden, oralarda yatıp kalkan dandirikten seçkinler güruhuydu bu. Yok ülke batacak, yok Mustafa Kemal yara alacak, yok şu, yok bu.
Hep aynı tatava!
Asıl mesele enflasyonlarla, krizlerle, teşviklerle sülalece göbek şişirmek. Anadolu'dan gelen tüccarların kafasını koparmak, illegal borsalarda malı götürmek.
Hep ama hep dillerinde sözde vatan. Hadi oradan, o da yalan.
Bir bakıyoruz, ne kadar Türkiye düşmanı varsa alayının kankisi bunlar. Her nerede ebelek bir ecnebi kin kusuyorsa, fotoğraflarda kadeh kaldıran, ağız yayık sırıtan gene bunlar.
Topunun dış ülkelerde paraları, villaları, katakullici ortakları, falanları filanları...
Yani? Yanisi gerçekten maskeler fora.
Ne kadar burnundan kıl aldırmaz, gergin nane molla varsa tam kadro iflasta.
Korku, endişe, vesvese basan pompalar kurudu. Uğursuz şatolar zangır, zangır...

***

Biz mikroskopu vesveseye odaklayalım. Vesvese mühim mesele. Bilinç akışı denir, o nam metotla yazarsak şöyle:
Vehim, şüphe, kuruntu, zan, işkillenme, güvensizlik, pirelenme, itimatsızlık, gocunma, riyakar, ikiyüzlü, samimiyetsiz, sinsi, mürai, evhamlı, kurmak, takmak, sanrı, maraz, halüsinasyon.
Hâsılı vesvese; gir şeytanla kodese!
İslâm alimleri arzu ve istekleri kamçılayan iç seslere iki kısımda bakıyor. Söz konusu seslerin bir kısmı kötülüğe, şerre davet ederken, diğer kısmı iyiliğe, hayra davet ediyor. Vicdan ve sağduyu diye de adlandırılan hayra davet edici türüne evet, "ilham" diyoruz. Şerre davet eden türüne de hayırsız-uğursuz "Vesvese!"
İlham meleklerin telkini, vesvese iblisin sesi.
Lakin "Vesvese," ancak şeytanı dost edinenleri etkiliyor. Ve bu vaziyet kitapların kitabında, Kur'an-ı Kerim'de şöyle dile geliyor:
"Şeytanın nüfuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır."
İlham kişiye nimet, hikmet, ülfet getiriyor. Ama her nimetin tabii ki bir külfeti olacak ve oluyor.

***

Şimdi bir kere daha soruyorum: Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sıradaki bir parmağın tek ve doğru karşılığı şudur:
Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!
İşçi çocuklarının, köylü çocuklarının, Anadolu civanlarının tam kalbine. Karakafaların, Zencilerin, Kızılderililerin, kalbi kırıkların, mazlumların en dibine!
İşte bu hâl an itibariyle yaşadıklarımızı açıklar ve mevzuya manzarayı koyar.
Onun için Çekirge, koro halinde ve illa ki hep birlikte, sokakların diri lisanıyla şu vesveseli marazların yüzüne doğru, kelimeler artık bu noktada koşar:
Tıpta yeri vardır. Fazla tıraş, cildi bozar...