• 8.02.2019 00:00

 Suyun suya benzemesinden daha da çok geçmiş, geleceğe ve şimdiki hâle benzer" demiş İbn Haldun. Asırlar önce bir suyun kenarında duruyorduk, önümüzde uzanan verimli topraklara ve ormanların yeşiline bakıyorduk, elimizde el yazması bir kitap.

"Çağların değişmesi ve günlerin geçmesi ile milletlerin hâllerinin değişeceğinin dikkatlerden kaçması tarihte hep vaki olan gizli bir hatadır!"
Yine o suyun kenarındayız. Tek fark cep telefonları! Bir de matbaa icat oldu daha çok kitap var artık. Dijital falan. Orası mühim değil.
Bizim işimiz çağlayanlar, dereler, nehirler boyunca akıp duran bu büyük 'oluşun' kenarında durup akışı anlamak. Nerede kavis aldığını, nereye gürleyerek döküldüğünü tefekkür etmek. Kalbimizi elimize alarak derinlemesine düşünmek de desek yeridir buna.
Demokrasi acı bir reçete.  derseniz milletin büyüklü, küçüklü liderlerini eşit oyla seçmesi hadisesi. Sağı solu belli olmuyor elbet bunun da!
Ülkeyi ayağa kaldıranlara, 15 Temmuz direnişinin koçbaşı olanlara iltifat etmesini de biliyor, ki etti.
Yeme içme geçinme, bağ bahçe meselesine kafayı takıp şehir eminlerini yerinden etmesini de...
Milli iradenin sandıkları yöneticiliğe soyunanların sandalyesinin altına konmuş kor bir ateş.Bazen yakıyor kavuruyor, bazen serin bir yel oluyor, yaraları sarıyor.
Şeyh Edebali'den gürleyen nasihat siyasete soyunanlara bunu söylüyor. "Ey oğul. Bizler nefreti eritmek için, muhabbetin asaletini dünyaya yeniden hâkim kılmak için çıktık yola. Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur!"
Sırtını kallavi bir siyaset öncüsüne dayayan, oradan ona buna kaş çatan, bir nevi 'adnanhoca' şımarıklığıyla ahkâm kesenler, yumrukları kendilerine ait olmayan yalancı boksörler...
Kibrin, rotasını yitirmiş tarafgirliğin, kendini bilmezliğin ardına sinenler mevsim normalleridir elbette!
Hep oldu, olacak.
Fakat medeniyetimiz her fikirden insanı dinlemeyi öneren, kapsayıcı bir diriliş olduğu kadar, sağlı sollu küspeleri de yavaşça yere bırakma fikridir benim naçar idrakimce.
Öte yandan bu muhteşem ülke zarif bir demokrasi geleneğini gittikçe kurumlaştıran bir örnek. Bakmayın itirazlara, yasal süreçlere, bunlar gayet normal. Esas mesele, iktidarları gerçekten halkın değiştirdiğine bir alâmet!
Ondandır, seçim hayırlı uğurlu olur neticede.
Uzun süredir sarih bir muhasebeye girişilmesi hissi mevcuttu her aklıselimde.
Bu köşenin takipçileri, serazat bir lisanla 'İnsan Tarikatı' da biliyor, bunların bir kısmına işaret edilmişti zahirde.
Seçtiğimiz Başkan Erdoğan da, geçtiğimiz günlerde aynı şeyleri söyledi: Değişim, reform!
Şurası da bir gerçek: Akışta olan Yeni Türkiye adındaki büyük dönüşümdür. Geriye dönmek derseniz, dönülemez. Su akmakta, dönüp arkanıza bakın; geri dönüşün gemileri körfezde yanmakta!
Bu gerçeğin lükse batmış yarım çorap, dar ceket neo-muhafazakârlar, yandan çarklı yazıcılar kadar ve de özellikle İslamofobik kesimlerce idrak edilmesi, inancım odur ki sıhhat verecektir vücuda.

***

"Ağzım çürümüş dişlerle, ruhum ise çürümüş hırslarla dolu" diye yazmış yazar James Joyce, Aforizmalar kitabında.
Ben de altına şunu yazıyorum:
Çürük ihtiraslarını çektir, dişçiye gitmekten korkma!..