Malatya'ya gençliğimde, 1978 yılında gitmiştim. Yemyeşil bir kentti. Ağaçların altındaki serin çay bahçelerinde uzun uzun oturmuş, hoşgörülü Malatyalılarla sohbet etmiştim. O zaman Malatya, İsmet İnönü'nün oralı olmasının da etkisiyle CHP'liydi.

O Malatya bugün artık yok. P24 Seçim Otobüsü'nün beni getirdiği Malatya'da o eski kentin kalmadığını her “orijinal” Malatyalı, biraz da üzüntüyle anlatıyor zaten. 1990'lı yıllarda yaşanan savaşın kurbanları, yani köyleri yakılan, boşaltılan Kürt köylüleri, can ve geçim derdiyle, başka kentler gibi oraya da akın etmiş.

Malatya hem demografik, hem de mimari bir dönüşüm yaşamış. Mimari dönüşüm, “Satılık Lüks Apartman” şeklinde sunulan, Türkiye'nin her tarafında rastlanan çirkinlikte, yanyana dizilmiş, beton yığını apartmanlar halinde hemen göze çarpıyor. Demografik dönüşümün sonucu ise ancak durumu bilenlerin anlatmasıyla anlaşılıyor. Alevi Malatya gitmiş, yerine Sünni Kürt Malatya gelmiş. Bugün kent nüfusunun dörtte biri Alevi, gerisinin büyük ölçüde Kürt olduğu söyleniyor.

Tesisatçı Basri Sarı'ya göre, eski nüfus yeni gelenlerin “mahalle baskısı”ndan kaçtı. “Burada 'günaydın' diyene cevap vermezler, 'selam-ün aleyküm' deyince, 'aleyküm selam' derler” diyor.

“Malatya niteliksiz göç aldı, nitelikli güç verdi” cümlesi herkesin ağzında. Bunlardan biri de, AKP İl Başkanı Bülent Tüfenkçi. “Malatya'nın nitelikli göç verip, niteliksiz göç alması bizi üzüyor. Doğu'dan daha az okumuş bir kesim geliyor” diyor Tüfenkçi. Yeni malatyalıların eskilerinin sosyal yaşamını ve ekonomik başarısını çekemediğini ima eden Tüfenkçi, mahalle baskısı tezini ikirciksiz onaylıyor.

Aslında, CHP'li bir ailenin çocuğu olarak yetişen, fakat kendisi önce ANAP ve Refah Partisi'nde, sonra da AKP'de siyaset yapan Tüfenkçi bu demografik değişimin en çok kendi partisine yaradığının bilincinde. Çünkü Malatya'nın yeni Kürt ve Sünni sakinleri dinsel ve kültürel nedenlerle kendilerini AKP'ye yakın hissediyor. Tüfenkçi bunu anlatırken, partisinin kurmaylarının icat ettiği bir kavramı kullanıyor: “Malatya halkı muhafazakâr demokrattır!”

“12 Eylül'den sonra Kemalistler Kürdistan'da İslamcılığı yaymak için çok çalıştı” diyen BDP İl Başkanı Abuzer Yavaş da aynı kanıda. Ona göre, “dinin siyasi yaşama bu kadar hakim olması” nedeniyle, “Malatya'da Kürtler dinden dolayı AKP'ye oy veriyor.”

Hemen hemen bütün Türkiye'de Kürt partisi olarak algılanan BDP, Malatya'da Kürt nüfus çoğunluğuna rağmen zorlanıyor. Yavaş, Malatya'da kuşatma altında olduklarını anlattıktan sonra ekliyor: “Bir basın açıklaması yapmaya çalıştığımızda yine Kürtlerle kuşatılıyorduk, saldırılara uğruyorduk.”

“Malatya'da Aleviler güçlenir korkusuyla Sünnilerin oylarını hep birleştirdiğine” inanan BDP'li politikacı Malatya'da “mezhep ayrılıkları kullanılarak büyük bir kin ve nefret havası” oluşturulmasından da yakınıyor. Birçok Kürt'ün, “BDP'ye oy verirsek CHP'ye yarayacak, AKP'ye zarar gelecek, o nedenle BDP kenarda dursun” şeklinde mantık yürüttüğüne işaret ediyor.

Gezi Parkı ayaklanması da Malatya'da BDP'ye yaramamış. Bunda hata biraz da BDP'nin kendisinde. Yavaş bugün bile, “İlk iki-üç gün destekledik ama sonra sapma olduğunu görünce geri çekildik” diyor ve bu tavrı, “bizim hükümeti yıkma derdimiz yok, devleti değiştirme derdimiz var” sözleriyle savunuyor.

HDP'nin de 30 Mart'ta “olumlu bir etkisini” görememiş Malatya'daki BDP'liler. Çünkü onlara göre, Berkin Elvan eylemine kendileriyle birlikte katılsalar da Türk solcuları Kürt kompleksini aşamayarak, BDP'ye oy vermiyor.

Dolayısıyla Abuzer Yavaş, Selahattin Demirtaş'ın seçimi konusunda da pek umutlu görünmüyor.

BDP'nin Kürt kartıyla yanına almayı başaramadığı Malatya'nın Müslüman Kürtlerini, muhafazakâr bilim adamı Ekmeleddin İhsanoğlu kartıyla CHP ve MHP'nin de kazanması çok zor görünüyor.

İhsanoğlu'nu ortak aday gösteren her iki partinin de Malatya'da kendi adayına ısınması kolay olmamış. Her ne kadar şu anda hem MHP İl Başkanı Arif Yıldız, hem de CHP İl Başkanı Enver Kiraz artık adaya alıştıklarını ve tamamen sahip çıktıklarını söylese de, bu zaman almış.

Arif Yıldız, parti tabanlarından çok seçmene daha uygun olduğuna inandığı Ekmeleddin İhsanoğlu'nu Malatyalılara tanıtmak için miting yapmak ve güçlerini göstermek istediklerini, ancak İhsanoğlu'nun  bunu istemediğini açıklıyor. “Ekmeleddin Bey bir siyasi lider gibi çalışmıyor” derken sanki onun bu özelliğini övmekten çok, “Türkiye'de başka türlü seçim kazanılmaz ki”yi kastediyor gibi. MHP İl Başkanı, Malatya'da AKP'nin artık geçmiş belediye seçimi ya da genel seçimlerdeki gibi yüzde 70'lere ulaşma hayali kuramayacağı kanısında. Aksine, yarışın Erdoğan ile İhsanoğlu arasında başabaş geçeceğine inanıyor.

Cumhurbaşkanı seçiminde MHP'ye zoraki ortak olan Malatyalı CHP'liler de aynı kanıda. Onların lideri Enver Kiraz bir Malatya deyişinden söz ediyor: “Mahalle kabadayısı bir tokat yerse, gerisi gelir!” Bu teoriye göre, ilk turda İhsanoğlu ipi önde göğüsleyebilirse, ikinci turda AKP seçmenlerinin büyük bir kısmı çark edecek.

Bu amaçla iki partinin Malatya'da oluşturduğu strateji, Recep Tayyip Erdoğan'ın Malatya'da sahip olduğu iyi imajı kırmak. AKP Erdoğan'ın 12 yıllık icraatini anlatırken, onlar da Erdoğan'ın birleştirici değil, kırıcı ve bölücü bir siyasi lider olduğunu vurguluyor.

Fakat Malatya'daki tüm siyasilerin uzlaştığı nokta, kent halkının adaylar hakkındaki kendi olumlu ya da olumsuz deneyimlerinden çok ideolojik yaklaşımlarına bakarak karar vereceği. Bu nedenle, Malatya'da bu sene yaşanan don felâketi nedeniyle kent ekonomisinin yüzde 80'ini oluşturan “kayısı ekonomisi”nin sorunları ve hükümetin bu felâket karşısında biraz da acımasız bir soğukluk göstermesinin seçime hiçbir şekilde yansımayacağından hareket ediyorlar.

Bunun yerine, biraz da, devamlı dünya haberlerinin Türk halkını ilgilendirmediğini öne süren medya patronlarını yalancı çıkartırcasına, Filistin konusunu konuşuyorlar. AKP için Gezi gitmiş, Gazze gelmiş. 30 Mart'ta Gezi ayaklanmasını birçok çarpıtmayla seçim malzemesi yapan iktidar partisinin temsilcileri, bu sefer de Gazze'de Filistin halkının yaşadığı acıları kendi çıkarlarına uygun kullanmanın yolunu arıyor.

Başarılı da oluyorlar ki, Erdoğan'ın ana rakibi Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Anadolu kentlerine gönderdiği tanıtım afişlerinde adayın önemli özellikleri arasında, İhsanoğlu'nun milliyetçiliği, Atatürkçülüğü ve halk çocuğu olmasının yanısıra, “Filistin Davası'nın en büyük savunucusu. Filistin'in ülkemizde 'Devlet Nişanı' verdiği tek kişi” olduğu da hatırlatılıyor.

Malatya'nın yerlisi, başarılı tesisatçı Basri Sarı durumu kısaca özetliyor: “Malatya'da insanlar Tayyip'i dini ön planda tuttuğu için seviyor.”

  • Abone ol