• 11.10.2012 00:00

 

Taraf Gazetesinde yayımlanan “Ne dershane, ne 4+4+4, ihtiyaç eğitimde reform!” başlıklı yazımda Türkiye eğitim sisteminin mevcut durumunu ortaya koyup içeriğindeki sorunlu alanların altınızı çizip eksikleri belirtip yapılması gereken reformları ve ihtiyaçlarımızı ortaya koymaya çalışmıştım. Oysa eğitim konusundaki sorunlarımız öğretim biçimleri ve üslubu ile kısıtlı değildi.

  17 Eylül 2012 sabahı itibariyle 2012-2013 eğitim-öğretim yılı resmi olarak başlamış oldu. Türkiye’de Süryani, Arap, Ermeni, Kürt, Türk çocukları okula başladı. Bir Ermeni arkadaşımın da dediği gibi aynı zamanda “Türk olmayan çocuklar da, Türk çocukları gibi “Andımız” okumaya, Türk olmadıkları halde Türk’üm diye bağırmaya ve hatta varlıklarını Türk varlığına armağan etmeye” başladılar.

  Bir Milli Eğitim Bakanı olan Dr. Reşit Galip’in yazdığı “Andımız” 10 Mayıs 1933 yılından bu yana resmi olarak tüm Türkiye halkının çocuklarına zorunlu olarak okutturuluyor. Öyle ki, tuvaleti gelen çocuğun “Andımız”ı bozmamak için tuvalete gidemeyip tüm arkadaşlarının yanında altına işeyecek duruma düşmesi pahasına kıpırdamaksızın okutuluyor. (Bizzat yaşadığım bir anıdır, eminim birçoğumuzun…)

  Her sabah aynı saatte, bir sıraya dizilerek kıpırdamaksızın binlerce çocuğun bağıra çağıra ırka vurgu yapan, yeminler eden bir marşı okuması bariz militarist-ırkçı bir eğitimin ilk adımıdır ve maalesef bu yöntem eğitim-öğretimin ilk adımı olarak çocukların Türk olanlarında ırkçı eğilim yaratırken, Türk olmayanlarında baskı ve ruhen yaralanma yaratmaktadır.

  Daha önce “Andımız”ın kaldırılması için eylemler yapıldı. Birçok yazar konuyu yazdı. Ben de “Andımız”ın kaldırılması gereğine inananlardanım. Çocukların bu tip militarist ve ırka vurgu yapan bir eğitim üslubundan zarar gördüğünü düşünüyorum. Bu ezici ve baskı yaratan yöntem aynı zamanda bir asimilasyon aracı olarak hizmet ediyor. Oysa bir ulus devlet olmayan Türkiye’de buna değil tam aksi bu tip bir yöntemi ortadan kaldırmaya ihtiyacımız var.

  “Andımız”ın kaldırılması için birçok girişimde bulunuldu maalesef yeterli olmadı. Maalesef “Andımız”ı kaldıramadık o halde şöyle yapalım: Bizlerde Türkler olarak varlığımızı Kürt ve Ermeni ve tüm Türk olmayan Türkiyeli çocukların varlıklarına armağan edelim, olmaz mı? Rahatsız mı oldunuz, rahatsız mı olursunuz? O halde neden bu tip bir rahatsızlığı Türk olmayan binlerce çocuğa yaşatıyoruz?

  Tüm bu yazdıklarım Türk olmayan çocuklarda nasıl bir travma yaşatıyor hiç düşündünüz mü? Asıllarını saklamak bazen inkâr etmek zorunda kalıyorlar. İlhan Selçuk gibi bir gazeteci-yazar bile annesinin Ermeni olduğunu saklamak zorunda kalmış. Dahası saklamakla kalmayıp, onu annesinin etnik kimliğini saklamak zorunda bırakanlara dönüşmüş, bu zulüm silsilesi ile yüzleşememiş, arzu edilen Türkiye bu mudur?

  Benim arzu ettiğim Türkiye bu değil zaten bu Türkiye’den çok çektik… Gözaltında kaybedilmiş 17500 faili belli, faili meçhulümüz var. Katillerinin halen bulunamadığı Hrant Dink’imiz var, annesinin etnik kimliğini saklamak zorunda kalan yazarlarımız var, ülkede devam eden Kürt Meselesi var… Tüm bu çözülemeyen sorunlar arasında sorunlara, zihinleri tarumar ederek start veren kaldırılmasının vakti gelmiş de geçiyor olan bir marş var.

  Ya “Andımız” kaldırılasın ya da biz Türkler de varlığımızı Türk olmayan çocukların varlığına armağan edelim. Ben bir Türk olarak hiç gocunmadan ve bir çağrıda da bulunarak: Varlığım Türk olmayan çocukların da varlığına armağan olsun! Varlığım Türk olmayanların da varlığına armağan olsun! Bir varlığım varsa eğer sadece bir ırkın değil tüm insanlığın varlığına armağan olsun! diyorum. 

 

 Eğitim konulu makalelerden …

 

Kaynak: