• 30.11.2012 00:00

 Bejan Matur, bir konuşması sırasında baskı ve faşizmin olduğu toplumlarda özgürlük adına bir dilin gerek sanatla, gerek eylemlerle ama mutlaka bir şekilde gelişeceğini ancak Türkiye’de böyle bir damarın maalesef gelişemediğini ifade etmişti. Buna kesinlikle katılıyorum misal bunu İranlı şair Furuğ Ferruhzad şiirinde görürüz, bunu Filistinli Kürt yönetmen Ali Süleyman’ın (Elia Suleiman) filminde görürüz, bunu Sylvia Plath şiirinde de görürüz. Bir şekilde bastırılmış alanlar açık ifade edilemeyince başka bir form alırlar ama mutlaka kendilerini ifade ederler. Ama maalesef bizde böyle bir damar gelişmedi. Hakkı yenen, bastırılan Kürtlerin “sivil” eylemlere muhalefet geliştirmesi gereğinin yerini PKK gibi bir şiddet örgütünün “silahlı” eylemleri aldı. Haliyle bir hak mücadelesini, ölümler gölgesinde kaldığından konuşamadık. Bunun sonucu olarak da bizde maalesef “yok sayma, inkâr, ket vurma” dili gelişti. Mesela bizde “Kürt yoktur denmez”, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun!” denir. “Kürt meselesi vardır” denmez, “Kürt kardeşlerimizle bir sorunumuz yok ama PKK sorun!” denir. “Kürtçe anadilde eğitim olsun” denmez, “Lazlar da anadilde eğitim istiyor!” denir. Oysa Lazlar Lazca; Gürcüler Gürcüce anadilde eğitim istemiyordur birileri Kürtçe anadilde eğitim olmasın istiyordur.


Kusura bakmayın Başbakanım, vekillerin dokunulmazlıklarını kaldıramazsınız!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir açıklama yaptı ve polise tokat atan BDP’li vekil Sebahat Tuncel gibilerin dokunulmazlıklarını kaldıracağını belirtti. Nereden baksak sonucunun hayır olmadığını bildiğimiz bir açıklama yaptı.

Bu ülke hangi taşı kaldırsanız altından bir sorun çıkan bir ülke, kabul edelim AK Parti büyük bir enkazı devraldı. Ki AK Parti de neredeyse BDP’nin yaşadığı sürece yakın bir “bastırılma, kapatılma” süreci yaşadı. Başbakan çok yorgun, kolay bir süreçten geçmedi. Hiç suçu olmadığı halde hapse girdi derken sorunlu bir ülkenin sorumluluğunu aldı, bu kısa ama çok yaralayıcı süreci ciğerinden yaşadı. Bunları görmemek mümkün değil, hakkını teslim etmek zorundayız. Ancak Başbakan dokunulmazlıklara dokunarak haklıyken maalesef haksız bir pozisyona düşüyor. Açıkçası bu meselede onca mesai harcamış birinin bu pozisyona düşmesini içim kaldırmıyor.

İstanbul World Forum’da İslamofobi başlığında konuşan Abdülkerim Vekil, bu süreçle baş etmenin yolunun (birçok Müslüman siyaset yapmamalı diyen sorunlu Müslüman zihne rağmen) Müslümanların daha çok siyaset yapmasıyla çözüleceği önerisini sundu. Bu benim de kesinlikle katıldığım bir durum. Aynısı BDP için de geçerli, ben BDP’nin siyasetine katılmıyorum ama bu demek değil ki BDP’li vekillere dokunacağız. Hayır, tam aksi orada fikirlerine katılmadığımız bir BDP olacak ve biz o BDP’ye katıldığımızda alkışlayacak, katılmadığımızda eleştireceğiz. Bu meselenin çözümüne giden yol ancak “konuşturmaktan ve konuşmaktan” geçiyor.

Sebahat Tuncel’in attığı tokadı yılların isyanı olarak –hak vermiyor ama– anlayabiliyorum. Aynı şekilde Tuncel’e tokatla cevap veremeyen polisin bu tavrını takdir ediyorum. Ancak vücudundan, yaşından daha fazla sayıda kurşun çıkan Uğur Kaymaz’ın, bir çocuğun katilleri olan polislerin ceza almadığı bir ülkede, kendimi siyaseten yakın hissetmesem dahi BDP’li vekilin polise tokat attığı için dokunulmazlığının kaldırılmasını ahlaki ve adaletli bulmuyorum, dahası bir Müslüman olarak bunu hazmedemiyorum.

Gelin konuşalım, konuşturalım... “Ama PKK...” diyerek bu iş yürümez. “Ama BDP...” demekle de bu iş yürümez. “Ama Başbakan...” diyerek bu iş yürümez. Bu ülkede önlenecek bir zulmü izliyoruz, benim içimi en çok acıtan da bu!

Bugün Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan çıkıp “Ben çocuğumu dağa göndermem!”demişse, bu meselenin sonuna geldik demektir. O yüzden tartarak konuşmak, tartmadan konuşturmak zorundayız. Nasıl Kürtçe savunma yapabilmenin önü açıldı, aynı şekilde anadilde eğitimin önü açılsın. Seçmeli Kürtçe dersi gibi bir iyiliği bile görmeyip burun kıvıranlara inat. Ki bunlar korkulacak, ülkeyi bölecek şeyler değil, bunlar bu meseleyi çözecek şeyler.


[email protected]

Kaynak:Taraf & Her Taraf