• 24.03.2013 00:00

 Akabinde çok başımı şişireceği için bu tip yazılar yazmayı pek tercih etmiyorum ki zaten uğraşmam gereken başka işlerim de var ama bazen mecbur kalıyorum, kalıyoruz.

Çetrefilli konular, çünkü teması salt düşünce ve tasavvur değil bildiğiniz insan. Yazıyor isek, salt buradaki yazılardan müteşekkil değiliz, eleştireceğim sol refleksleri bir ideoloji olarak seçen arkadaşlarım var benim, yazınca sadece sitede yahut gazete kalmıyor yazı, eşim dostum okuyor, derdimi anlatayım ama onu da yıkıp geçmeyeyim istiyorum, bir çay içecek hatır kalsın aramızda diyorum.

“Emek, hak, eşitlik, özgürlük” ben kendimi bildim bileli bu silsile ağızlardan düşmez memlekette kime sorsan solcudur, herkes antikapitalisttir, emekçidir… Ama gelin görün ki bu anlamda ne bir rüzgâr eser, ne bir dal kıpırdar, acaba niye?

Sol ideolojiler ve savunucusu dostlarımız maalesef söz üretmekten, oturduğu yerden ahkâm kesmekten ileri gidemediğinden ve kalktığında da eşya, insan demeden yakıp yıktığından ortada soruna müdahale edebilecek kimseler bulunmaz. Alınmasınlar ama durum böyle. Tabi elini taşın altına koymama durumu da var, şöyle ki: Şahsen ben bu güne kadar sol ideolojiler içerisinde kendi başına kurumsallaşıp ortak bir havuz oluşturup, garibe, fakire, öğrenciye, mülteciye bağış yapan, eşitlik sağlayan, hakkı yerine koyan bir çaba görmedim. Genellikle arzu şu yönde: Devrim yapalım, her şey eşit olsun. İyi de güzel kardeşim sen cebindekiyle, kendi potansiyelinle bir şey yapmıyorsun da gökten bir devrim insin istiyorsun, o devrim “eşitliği, emeği, hakkı, özgürlüğü” sağlasın istiyorsun, böyle bir şey mümkün mü? Merak ediyorum şimdi paylaşmayan acaba o zaman nasıl paylaşacak?

Buna ek olarak normal şartlarda tüketim ahlâkını ve kazanma ahlâkını dert edinmeyen ancak kazanan ve zenginleşen Müslüman olunca kazancın ahlâki ve dini boyutunu dert edinen bir kesim de var. Onlar için zenginlik ve kapitalizm ve hatta kazanç ahlâkı dert değil, dert Müslümanın kazanması.

Kabul edelim zenginleşen ve tüketim sorunu yaşayan Müslüman kesim de var, bunu inkâr edemeyiz, elbet bunlara eleştiri olarak ortaya çıkan hareketler var, çıkmalı da. Ama bu zengin Müslümanlar hep mi kötü, hep mi kapitalist?

“Eşitlik” diye bağırmayan Müslüman dindar kesime bir bakın, kapitalist olmakla itham edilenlere, onlarca hayır kurumları var, dünyada ve Türkiye’de on binlerce yetimi, fakiri, garibanı, öğrenciyi, mülteciyi madden ve manen destekliyorlar. Herhangi bir sosyal ağa “İhtiyaçlı bir aile, burs lazım olan bir öğrenci var, yardımcı olur musunuz?” dediğimde, o “Hem Müslüman hem kapitalist olunmaz” sözleriyle teslimine dil uzatılan “Müslüman dindar iş adamı” hiç tereddüt etmeden kazancından küçük sayılmayacak bir yekuûnu bana göndererek ihtiyaç sahibine ulaşmasını sağlıyor. Şimdi bu kazancını ihtiyaç sahibiyle paylaşan “iş adamı” mı Müslüman olamaz? Yahut birinin işe ihtiyacı var dediğimde ona iş, istihdam sağlayan iş adamı mı Müslüman olamaz? Peki, kim Müslüman olur?

Kapitalizmi savunacak halim yok, gönül hak sahibinin hakkına kavuşmasından yana ama gelin görün bir realite var: Kapitalizm. Bunu ortadan kaldırmak yakın bir zamanda mümkün değil gibi en azından ehlileştirelim ve bu gökten devrim beklemekle değil ehlileştirecek kurumlar oluşturmakla mümkün. Antikapitalizm romantizmi maalesef karın doyurmuyor, Suriye’deki katliamlara göz yummaya gerekçe olduğunu dahi düşünürsek gocunmayın ama yer yer mide bulandırıyor. Ezber, slogan ve düşünülmemiş fevri çıkışlar ile kapitalizm gibi iyi tasarlanmış bir düzen yıkılamaz, yıkmak için yaftalamak yerine çalışın derim. Bu arada asıl niyeti Müslüman dövmek olanlara da acil şifalar dilerim geçmiş ola.

http://www.derindusunce.org/2013/03/21/kapitalist-muslumanlar-ve-esitlikci-sol-ideolojiler/