• 24.06.2013 00:00

 Son yıllarda haberleri gazete, internet üzerinden haber yapan siteler, haber kanallarından değil de Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlardan edinen bir toplum olduk. Özellikle Gezi Eylemleriyle ilgili haberler bize olayın görseli olsa dahi olayın “doğrusunu” öğrenmemizin mümkün olmadığını gösterdi. Gerçeği yansıtmayan, gerçeği çarpıtan haberlerin gayet normal bir biçimde servis edilmesi sürecinden sonra neredeyse bize ulaşan bilgilere filozof titizliği ile epistemolojik yöntemlerle yaklaşır olduk.

“Bingöl’de 16 yaşındaki kıza tecavüz eden 4 uzman çavuş serbest bırakıldı” haberini okuduğumda bir yanım yukarıda bahsettiğim nedenlerden “acaba mı?” derken, diğer yanım “tecavüz gibi ölümden acı bir vakıanın erkek egemen dünyada zaten her zaman tecavüzcünün hak ettiği gibi cezalandırılmadığını düşündüğünden “olur olur” dedi.

16 yaşında bir kız çocuğu tecavüze uğruyor ve tecavüz ettiği iddia edilen kişiler serbest bırakılıyor. Bunu kabul etmek mümkün değil… Acaba olayın içeriği nedir diye araştırmaya başladım, tecavüz mağduru olan kız çocuğunun avukatıyla görüşmek istedim ancak ulaşabildiğim bilgi şuydu: “Mahkeme olayla ilgili gizlilik kararı aldı, biz de soruşturmanın ne aşamada olduğunu bilemiyoruz.”

Şu durumda olayın nedirliğine dair net bir bilgiye ulaşamamışken net bir şeyler yazmak mümkün olmuyor ancak sık sık eleştirsek de yer yer hayra vesile olan sosyal ağ Twitter’de hastag uygulamasıyla bu tecavüz olayı “geçiştirilmesine izin verilmeyecek” kıvama getiriliyor. Öyle ki sağ olsun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin “Bingöl’deki tecavüze sessiz kalmayacağız. Arkadaşlarım konunun tüm ayrıntılarını öğreniyor. Gerekirse Aile Bakanlığı olarak müdahil olacağız.” diye bir açıklamada bulundu.

Erkek egemen dünya düzeninde tecavüz en ağır suçlardan bir suç ama gelin görün ki o suç maalesef karşılığında belki de hak ettiği cezanın en azını alan bir suç. Buna bizim toplumumuz gibi toplumlarda “elalem ne der, rezil olmayalım…” gibi gerekçelerle üzerinin örtüldüğünü, olayın çoğu kez yargıya götürülmediğini de hesaba katın, tüm bunlar tecavüzün tecavüz eden sapkın ve tecavüz edilen mağdur arasında kaldığının göstergesi oysa tecavüz içinde yaşanılan ortamının derdidir, salt mağdurları ilgilendiren bir durum değildir.

Sadece bizim gibi kapalı sayılabilecek toplumlarda değil elbet? Geçtiğimiz aylarda ABD ordusunda görevli 3′ü kadın 4 kurban, ABD ordusu mensubu askerlerin kendilerini taciz ettiğini ve tecavüz ettiğini ancak ceza almadan kurtulduklarını ifade etmişti. Tecavüzcü ceza almayınca ordu papazına başvuran kadınlar, papazdan da şok edecek bir cevap alıyor. Papaz kadına, “tecavüzün Tanrı’nın isteği olduğunu, kadının tekrar kiliseye gitmesini sağlamak için Tanrı’nın kadının ilgisini çekmeye çalıştığını” söylüyor.

Kısa bir süre önce İstanbul’da toplu taşımada bir genç kız cinsel tacize maruz kalmış, kalabalık olan toplu taşımada kızcağızın hıçkırıklarına karşı dönüp ilgilenen bile olmamış, korktuğumuz günlere mi kaldık ne? Tacizin toplum içerisinde karşılığı bu “sessizlik” mi olmalı? Hatırlayın geçtiğimiz aylarda Hindistan’da bir otobüste bir grup erkeğin tecavüzüne uğrayıp ölen kızın erkek arkadaşı kendilerini yolun kenarına atan tecavüzcü saldırganların uzaklaşmasından sonra yoldan geçenlerden yardım istediklerini ama kimsenin ilgilenmediğini anlatmıştı.

Birçok tecavüz, taciz vakası yaşanıyor ve tecavüzcü, tacizci gerektiği gibi cezalandırılmıyor, elbet bireyler olarak kendi elimizle kimseye ceza veremeyiz ancak en azından toplumsal olarak bu tip vakaları gündemde tutar, kamuoyunu sıkıştırırsak en azından caydırıcılığı bir nebze olsun sağlamış oluruz. O halde adalet yerini bulana kadar “Bingöl’deki tecavüze sessiz kalmayacağız” demeye devam.

http://www.derindusunce.org/2013/06/19/tecavuz-magdurlari-kadar-toplumunun-da-sorunudur/