• 30.03.2014 00:00

 Kur'an-ı Kerim'de eski kavimlerden, Rasulullah (SAV)'den önceki peygamberlerden, kısmen tarihi olaylardan bahseden pasajlar vardır. "Ulumu'l-Kur'an'dan (Kur'an İlimleri) biri olan "Kısasu'l-Kuran" (Kur'an Kıssaları) başlığında işlenir. Mevcut kıssalardan maksat çoğu kez ibrettir; inananların geçmiş kavimlere bakıp aynı yanlışlara düşmemesi sağlanmaya çalışılır.

Kur'an-ı Kerim'de en çok geçen kıssalardan biri Yahudilerle ilgili kıssalardır. Genel olarak bu kıssalarda Allah'ın kendilerini Firavun zulmünden kurtaran İsrailoğlulları'nın imandan sonra küfre, ırkçılığa, taşkınlığa ve hatta Allah ile pazarlığa düştüğünden bahsedilir ve bu durum farklı farklı surelerde defaatle işlenir.

Kur'an-ı Kerim'in dilinde daha çok Yahudiler üzerinden dillendirilen çirkin ahlak elbette tüm Yahudiler için değil kötü fiil işleyen Yahudiler üzerinden konu edinilir. Bu çirkin ahlak ve fillerin bugünkü karşılığı hemen hemen Siyonizm denilen ideoloji üzerinden yürümektedir. Bu çirkin hasletlerin başında kavmiyetçilik, ırkçılık, seçkincilik, kendinden emin olma, kendini seçilmiş görme, Allah'ın kendisini seçmiş ve kutsamış olduğu, kendisine dokunanın Allah'a dokunduğu yanılgısı bulunmaktadır. Olası bir antisemitizm diline düşmemek için -zira antisemitizm hakka girmektir ve ahlaki değildir- bu konuyu Siyonizm üzerinden işlemek daha doğru bir dil olabilir.

Adına Hristiyanlık yahut Yahudilik denilen dinlerin peygamberlerinin onlara ilk olarak vahiy kaynağıyla getirdiği din aslında İslam'dır. İslam, Allah'a teslim olmak, daha geniş manasıyla Allah'ı var ve bir kabul edip, teslimiyete varmaktır. Hz. İsa'nın getirdiği de budur, Hz. Musa'nın getirdiği de budur. Bu tevhidi inanç sistemleri kendi mensuplarınca tahrif edildiği için bozulmuş kabul edilirler. Oysa o dinin mensupları itikatlarını "tahrif olmuş" saymazlar.

İman ettikten sonra itikadını bozan Yahudilerin Kur'an-ı Kerim'deki bazı halleri: Bir sapkınlık alameti olarak iman ettikten sonra buzağıya tapmaya başlamaları yani dünyevileşme. Bir nankörlük, bir şükürsüzlük söylemi olarak kendilerine bolca nimet verilen Yahudilerin başka nimetleri arzu etmesi yani mevcut iyilikleri görmeyip şöyle iken daha iyiydik, daha iyi oluruz demek. Bir ırkçılık söylemi olarak bekledikleri peygamber kendi içlerinden değil de Araplar içinden çıktığı için Rasulullah (SAV)'e iman etmemeleri yani ümmete dair bir anlayışa değil de ırka vurgu. Allah'a daha yakın olmak, daha çok ibadet etmek için Allah'tan dilemeleri ama o diledikleri gelince Sebt Günü yasağını Allah'ı kandırmaya meylederek delmeye çalışmaları yani Allah için yaptığını söyleyip ama kendi kazançları için yapmaları. Ve elbette en çirkin olanı: Allah bizi seçti, Allah bizi korudu, bize dokunan yanar! Ve daha da vahim olanı: Bizden değilsen yoksun. En kötüsünün de bahsettiğim bu son iki kötü ahlak olduğunu düşünüyorum zira bu -haşa- Allah adına konuşmaktır. Rasulullah (SAV) dahi "...Ben bana ne olacağını bilmem.." derken, sıradan kulların kendilerinden emin olması, Allah'ın kendilerini kayırdığını, kurtuluşa ermiş olduklarını düşünmeleri kul bilincinden kayıp, sapkın bir anlayışa düşüldüğünün alametidir. Hele bunu diğer inananlara karşı yapmaları daha fena bir durumdur. Allah bu zilletten ve bu zilletin içinde olduğunun farkında olmamaktan cümlemizi korusun. Zira görüyorum ki, bu zilletin içinde olanlar bu zilletin içinde olduklarından bihaberler. Bu habersizlikten kaynaklı olarak da '… Sen bilsen böyle yapmazsın, sen pişman olacaksın, tek doğru benim din dediğim siyasetimdir.' gibi bir dil seçiyorlar.

Cuma Suresi, 6. ayet: "De ki: 'Ey Yahudi akidesini benimseyenler! Bütün insanlar değil de, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunu iddia ediyorsanız, (bunda da) samimi iseniz haydi ölümü isteyin!' diyor. Ancak biz görüyoruz ki, yalnızca kendisinin seçilmiş ve yalnız kendisinin Allah dostu olduğunu iddia edenlerin tüm planları bu dünya üzerine, bu dünya üzerine olan tüm planlarını yürütmek için ise buna "Allah rızası için" diyerek kılıf uyduruyorlar. "Paralel" bir okuma dedim zira dün Allah'ın uyarmasına rağmen bugün hala kendini "seçilmiş" hissedenlerin kendilerindeki bu ahlakın yanlış olduğundan haberleri yok, 'paralel' işler görüyorlar.

Siyonizmi, Allah'ın ölçüsü doğrusunda işlemeye çalıştım, bunun ne kötü bir ahlak ve bozuk bir akide olduğunu yine Allah'ın ölçüsüyle izaha çalıştım. Ancak bu seçkinci, ırkçı, kendinden emin, kibir taassubuna düşmüş güruhun bile yapmadığı işleri yapanlar var; daha kötüsünü yapanlar var. Konuyu daha iyi anlamak için bir ihanetin dile getirilişi olarak İsmail Haniye'nin sözlerine kulak verelim: "Siyonistler bizi öldürüyor ama Arap kardeşlerimizin yaptıkları daha da fena..." Bilmem anlatabildim mi?

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/CemileBayraktar/siyonistlesme-ahlaki-uzerine-paralel-bir-okuma/51029