• 13.04.2014 00:00

 Vaktiyle "Müslüman bir ülkede başörtülü bir kadın olmak..." başlıklı bir yazı yazmıştım, bugün yine kendimi tekrara düşmek pahasına aynı minvalde bir yazı daha kaleme almaya karar verdim. Zulüm yerini adalete bırakmıyorsa adaleti sağlayana kadar, zulmü ortadan kaldırana kadar bıkmadan tekrar etmek gerek.

Nasıl bir şeydir Müslüman bir ülkede başörtülü kadın olmak?

Daha başörtüsü kullanmaya başlamadan annenizin başörtüsü nedeniyle rahatsız edilirsiniz; 'Sen de başını örtecek misin?' cevap vermezsiniz.

Bir takım sapkın kadınlar vardır, siz onların ne giydikleriyle ilgilenmezsiniz ama onlar size yaklaşır ve: 'Çok güzelsin, niye örtünüyorsun, açsana, açsana…' cevap vermezsiniz.

Tüm bunlar başlangıçtır tabi bir anlamda kim olduğunuzu anlarsınız, başörtülüsünüz ya düşünemezsiniz, 'onlar' sizin yerinize de düşünür, ne yapacağınıza karar vermeye kalkarlar.

Tabi bu örnekler aralarındakilerden en temizleri, az şanssızsanız daha beteri gelir bulur sizi 'örümcek kafalı, gerici, yobaz…' yine cevap vermezsiniz.

Bununla bitmez tabi herhangi bir hastalık nedeniyle doktora gittiğinizde doktor hanım örtünüze, çarşafınıza hakaret edebilir, grip, öksürük ve ağrı İran'a kadar varabilir. Siz yine cevap vermezsiniz.

Eğer İmam Hatip Lisesi mezunuysanız devletin yetkin kurumları ülkenin geleceğini çöpe atma pahasına, peşinize tüm meslek liselerini de katarak gelecek hayallerinizi yıkabilir. Önce başınızı açmanız gerekir bu yetmez tabi sonra istediğiniz bölümde okumanız engellenir. Hadi diyelim bu safhayı geçtiniz bir sonraki adımda diplomanızla birlikte hayırlı bir kısmet beklemek rolü biçilir size çünkü kamuda başörtülü çalışamazsınız.

Diyelim ki özel bir iş yerinde iş buldunuz lütfen eşitlik ve adalet beklemeyin pek alternatifiniz olmadığından az maaş, kimse sizi başörtülü görmesin diye tıkıldığınız camsız küçük çalışma odaları, girişi-çıkışı belli olmayan çalışma süreleri…

Hadi diyelim bir şekilde milletvekili oldunuz. Bu halk sizi seçmiş oy vermiş kimsenin umurunda olmaz! Ülkenin en eski siyasetçilerinden biri bir emir verir: 'Biri bu kadına haddini bildirsin!' Bildirirler de… Bir gece yarısı eviniz polisler basar, çocuklarınızın gözü önünde en mahreminize, yatak odanıza bile girer bu eşkıyalar!

Varlığınız batar bir gurup 'aydın kadına' başınızı açmanız için eğitim bursu verirler, açmazsanız keserler. Yanlarından başörtülü geçtiğinizdeki hislerini şöyle ifade ederler: 'Öyle nasıl yanımızdan başörtüleriyle pırıl pırıl parlayarak geçiyorlar, nasıl geçiyorlar… Bunlara tahammül edemiyorum.' Siz yine aynı olgunluğu korur ve cevap vermezsiniz.

Jeep ile gezer, Roma'ya tatile gider, fakir semtleri bilmezler ama ola ki siz hasbelkader lüks bir araca binin yahut geliriniz yüksek olsun birden bunları kendilerine helal size haram görenler, en kapitalist yaşamların içlerinden sizin yaşamınıza antikapitalist yorum düşerler. Hani onlar seçilmiş ya, dünya onların ya yiyecekler, içecekler ama siz asla! Ona helal, sana haram! Hiç demez mesela 'Ben de insanım, dindar olmasam dahi israf ve lüks benim için de uygun değil…' Hiç aklına gelmez böyle bir şey dünyanın tüm bedelini -neyin bedeliyse artık- başörtülülerin üzerine yıkarlar hiç ar etmeden. Siz yine…

Tüm bu ve bunun gibi saldırılara, yasaklanmalara, baskılara nefret suçlarına maruz kaldığı halde kimseyi tehdit etmemiş, kimseyi yasaklamamış, kimseye saldırmamış olan başörtülü kadınların oğullarını ellerinden alıp savaşa sürükleyen ordu içinden bazı isimler de boş durmaz. Kadın-erkek ayrımı yapmadan tüm dindarları yok etmek üzere darbe planları yaparlar. Ve bir gün o planları başlarına geçip yargılanmaya başladıklarında, Müslüman ülkedeki başörtülü kadınlar ve tüm dindarlar, kindarlıkla itham edilir. Bir suçlunun 'adaletle' yargılanmasını talep edenlere rövanşist diyenler türer.

Böyledir işte Müslüman bir ülkede başörtülü bir kadın olmak. Kadın olmak bir kere baskı görmektir, başörtülü Müslüman kadın olmak iki kere baskı ve zulüm görmektir hem de Müslüman bir ülke de!

Bir de Pınar Kür olmak var tabi. Pınar Kür gibi Pınar Kürler de var tabi... Her fırsat bulduğunda başörtülü kadınlara hakaret eden, bunu en çirkin seviyeden yapan, ahlaklı Müslüman kadınlarla, bir çeşit ahlaksızlığı kıyas yapabilecek kadar düşünmekten acizler var, gözü kararmışlar var.

Bir de bu Pınar Kürlerin hakaret ettiği başörtülü kadınlar var tabi. Tüm yukarıda saydıklarımın muhatabı olmuş ama hiçbirisine aynı seviyeden cevap vermemiş, sözle yahut fiille kendisine yapılan onca zulmü asla aynı perdeden cevap vermemiş başörtülü kadınlar var. İyi ki var!

Helal olsun hepimize, bir kez olsun başımızı önümüze eğdirmediniz, bir kez utandırmadınız, iyi ki varsınız. Gurur duyulacak hiçbir şeyim yok, gurur duyulacak bir şey de yok ama ben sizlerden biri olduğum için gurur duyuyorum, sırf bu üstün ve örnek hallerinizden dolayı. Pınar Kürlere rağmen, bir kez bile Pınar Kür olmadığınız için bir kez daha helal olsun!