• 16.04.2014 00:00

 Normalde bu köşeyi gündeme ve siyasete yönelik yazılar ile yürütüyorum ancak arada rutinleşme olmasın, yazdıklarım arasında bilgi verici şeyler de olsun istiyorum. Dolayısı ile Allah nasip ederse dört bölümlük yazı halinde özet bir araştırma yazısı paylaşmayı planlıyorum.

Müslüman bir ülkedeyiz çoğumuz az çok İslam nedir, Allah'ın emirleri nelerdir biliyoruz. Ancak tarih boyunca tartışılmış ve hala tartışılmaya devam eden konular var, bu konular sadece uzmanlarını yahut araştırmacılarını değil aynı zamanda hemen herkesi ilgilendiriyor. Ancak çoğu kez Arapça'ya vakıf olmak yahut çok sayıda kaynak okumak gerektiği için bu fazlaca meşakkatli gelebiliyor. İnsanların aklında olası olarak belirmiş bir soru cevapsız kalıyor. Ben de naçizane, gücüm yettiğince bu konuyu araştırdım ve herkesçe anlaşılabilir bir şekilde ve özet halde paylaşmaya karar verdim. Niyetim hayır, akıbet hayır olur inşallah...

Bismillah...

Kur'an-ı Kerim'de birçok ayette Allah'ın bir takım kimselerin kalplerini mühürlediği, onların kalplerine imanın girmesinin imkânsız olduğu, Allah'ın dilediğini hidayete erdirdiği, dilediğini ise saptırdığı ifade edilmektedir.

Konuyla ilgili olarak birçok ayet bulunmakla birlikte örnek olarak şu ayetleri ele alabiliriz:

'Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır…' 2-Bakara/7

'Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar.'6-En'am/39

"Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır."6-En'am/125

"Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de doğru yola eriştirir; güçlü olan, Hakim olan O'dur." 14-İbrahim/5

"Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız."16-Nahl/93

"İşte böylece Kuran'ı apaçık ayetler olarak indirdik. Allah, şüphesiz, dilediğini doğru yola eriştirir.' 22-Hacc/16

"Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir' 28-Kasas/56

Eğer ayetler bu şekilde ise yani hidayet, iman ve bunların karşıt manalarını ifade eden delalet, küfür Allah'tan ise azap ve ceza neden var, bir kul kendi isteği dışında bir tercihi yaşıyorsa bunun sonucuyla neden kendi yüzleşiyor? Adil olan ve kendisine adaleti yazan Allah'ın kulun kendi iradesiyle işlemediği bir fiilden dolayı onu cezalandırması mümkün müdür?

15 asırlık kadim İslam geleneği içerisinde Kur'an-ı Kerim'i; ayetler, hadisler, Kur'an'ın ilk muhatabı sahabenin anladığı şekil, Arap dilinin özellikleri, Arap şiirinin özellikleri, İsrailiyyat alıntısı, rivayet formu, dirayet formu, tasavvufi yorum, mezhep bakışlarını içeren yorum… bu ve bunun gibi bir çok anlaşılmayı sağlayacak yorumlamalar ve açıklamalar ile tefsir eden birçok alim ve müfessirin tefsirinden yararlanarak bu soruya yanıt arayalım.

Yanlış, yanlı, eksik bilgiden kaynaklanan ve Allah'a -haşa- kusurlu bir zan oluşmasına neden olan bu ayetin en geniş ve doğruya en yakın tefsirinin ortaya konulmaya çalışılacak olan çalışmamda ayrıca Kur'an-ı Kerim'in yalnızca bir ayetini seçerek Kur'an'ı anlama çabası içerisinde bir kusur olduğu, Kur'an'ın yalnızca bir ayetiyle yorumlanmaya çalışılmasının yanlış ve eksik bir yöntem olduğu da, bu ayetlerdeki yanlış anlamayı düzeltecek, doğru anlamı destekleyecek ek ayetler ile ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Ayrıca konumuzla direk alakalı olmasa dahi, ayetin manasını ve maksadını ifade etmek için kullanılan 'mühürlerdi' ve 'perdeledi' kelimelerinin zahiri ve batıni manası üzerinde kısmen duracağım.

Kaynak olarak seçtiğim tefsirlerden bir kısmı rivayet tefsiri dediğimiz ayetlerin Rasulullah (SAV) ve sahabe görüşlerine yer veren tefsirler, bir kısmı daha çok dirayet tefsirleri dediğimiz müfessirin görüşlerini de içeren tefsirlerdendir. Ayrıca tasavvufi tefsir yorumu da ekledim ki, İslam anlayışına büyük etkisi olan sufi anlayışın olaya bakışını da görebilelim.

Bakalım kaynak olarak seçtiğimiz müfessirlerimiz konuyu nasıl açıklamış. Bir sonraki yazının konusu da bu olsun, olur mu?