• 4.05.2014 00:00

 "Biz" ve "onlar" sosyolojide bazı bazı "iç grup" ve "dış grup" olarak tanımlanır. Bu zıt tutumlar birbirlerinden ayrılmaz, bu kavramsal zıtlıkta "onların" olan "bizim" olamaz ve "onlar" biz değildir. "Biz" ve "onlar" ancak karşılıklı çatışma içinde anlaşabilir, diyor Bauman. Sosyolojik olarak bireyin toplumdaki konumunu irdeleyen Bauman, cemaatleşme üzerine ise şunları söylüyor: "Cemaat fikrini savunanlar ne kadar heybetli olurlarsa olsunlar ilişkileri yüz yüze olmadığından kırılgan ve zayıftır. Böyle bir yapının birliği, inançlara dair yapılan çağrılar ile sağlanabilir." (mealen)

Bir müfessir olarak tanıdığımız Elmalılı Hamdi Yazır, Fatiha Suresi'ndeki "İyyake na'budu ve iyyake nesta'ın-Yalnız sana kulluk ederiz, yalnız senden yardım bekleriz" ayetini tefsir ederken burada "Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım isterim" şeklinde öznesi "ben" olan bir kulluk olmayıp da "Yalnız sana kulluk ederiz, yalnız senden yardım isteriz" şeklinde öznesi "biz" olan bir kulluk olduğundan bahseder. İslam'ın Allah ile kul ilişkisindeki Allah ve birey anlayışının Allah ve kullar şeklinde bir formu olduğunu da vurgular. Aslında bu İslam için birey/kul ilişkisinin toplumsal/kullarla ilişkiler olarak da mühim olduğunu gösterir.

Aydınlanma sonrası Batı, toplumu "birey" üzerinden inşa etti. Birey, bireycilik insanın egosuna hizmet eden, paylaşımı azaltan, bencilleştiren -ki insan da buna yatkındır- bir model üzerinden yürüdü. Sonuç olarak "ben, ben ve yalnızca ben" diyen bir toplum modeli ortaya kondu.

Hatırlarsınız eskiden okul sıraları iki kişilikti, çocukluktan başlayıp tüm hayatımızı içinde geçirdiğimiz okulların o iki kişilik sıraları, paylaşmanın öğretildiği yerdi. Sonra biz kolçaklı tek kişilik sıralar ile tanıştık, okul sıralarından başlayarak "ben" oldurulmaya çalışıldık ve ben, benci, bencil olduk; birey olduk.

Müslüman Türkiye'de çok olağan bir şekilde türlü türlü "cemaat" yapıları ortaya çıktı. Hepsinin kendisine özel İslam adına hayırlı işleri olduğu kadar tam aksi tutumları da oldu. Bir gün falanca cemaatin (Gülen Cemaati değil) üyesinin yolda yürürken selam vermediğini zira selam verdiği kişinin "kendi kardeşlerinden olamayabileceği" ihtimalinden bahsettiğini duydum. Yani Allah adına bir araya gelmiş bir cemaat ama Allah'ın selamını esirgeyen bir cemaat modeli; ne kadar vahim.

Türkiye'de Gülen Cemaati adı altında toplanıp, onların lehine siyaset yapan kişi ve kalemleri aylardır hayretler içerisinde izliyoruz. İslami bir cemaat olduğunu iddia eden bu cemaatin kalemlerinden bazıları "Siyasal İslam'a savaş açtıklarını" çok net bir şekilde söylüyorlar. Bunu yabancı dildeki yayınlarında da yabancı dillerde ifade ediyorlar. Kendilerinin bu tavrını eleştiren Müslüman yazarlara karşı her türlü çirkin tutumu gösterip bir de üzerine dava açıyorlar buna mukabil İslam'a savaş açmış onlarca kişi, kurum ve ülkeyle hiçbir sorun yaşamıyorlar. "Na'budu ve nesta'in" manasındaki "biz"leri, Müslümanlar değil diğerleri oluyor. Anlamak mümkün değil!

Oysa "cemaat" anlayışı "birey ve bireycilik" siyasetine karşı yürüyüp, ondaki olumsuz etkiyi kırıp, "biz" anlayışını ortaya koymalıydı, öyle değil mi? Ama öyle olmadı, bunun yerine "cemaat" gibi çoğul/kolektif bir kavram maalesef "ben" refleksi gösterdi. Misal; devleti kurumsal örgütlenmeler ile ele geçirmeye çalıştı, bunu yaparken "ben, benim cemaatim" dedi. Biz'liği de öldürdü ama sorsak Allah rızası için çalışmaktan başka dertleri yoktur. Allah aşkına, Allah'ın "biz" olmamızı istediği bir düzende, Allah'ın "biz"ini, "ben" ile değiştirmenin nesi ve neresi İslamî?

Gelelim, bu grubun "Siyasal İslamcı" diye niteleyip, terör ile ilişkilendirmeye çalıştığı ilk paragrafta da ifade etmeye çalıştığım üzere "dış grup" diyerek dışladığı diğer gruba... Bu grup ne yaptı? Allah'ın "biz" dediğine "biz" dedi; verdiği ölüm kalım savaşı/seçim sonrası yaptığı konuşmada; Doğu Türkistan, Gazze, Mısır, Suriye, yetim, öksüz, garip, Ermeni, Kürt kim varsa hepsinin sorumluluğunu üstlenerek hepsine selam gönderdi, mülteci olanına kapısını açtı, acısı olanından taziye diledi, biz dedi, biz!

Simdi anladınız mı, İslam neymiş, "Siyasal İslamcılık" neymiş, cemaatçilik neymiş, bireycilik neymiş ve bunlar neler neler yaparmış?