• 8.05.2014 00:00

 Bundan 77 yıl önce TBMM'de Bakanlar Kurulu "Dersim Tenkil Kararları" adında özel bir kararname çıkardı, bu karara bağlı olarak 1937-1938 yıllarında Dersim'de Alevi-Kürtlere yönelik bir katliam yapıldı. Askeri operasyon ile bölge bombalandı, Türkiye'de askerikendi halkını "verilen emirle" katletti. Çoluk çocuk binlerce insan hayatını kaybetti.

O günlerden bu günlere vardık. Türlü türlü acılarımız daha oldu, çok üzgünüm ki Alevi kardeşlerimiz ile biz Sünni dindarlar arasında gerilim eksik olmadı ama yer yer de birbirimizin acılarına kulak verir olduk; bu ülkede Müslüman, Sünni, dindar bir Başbakan, Dersim acısını andı.

Biz Dersim Katliamı'nın yıldönümünden geçiyoruz ama aynı zamanda Dersim'i bombalayan bir kadının adı bir havaalanımızda duruyor. Müslüman, Sünni ve dindar bir kadın olarak benim talebim bu yılki yıldönümünde Dersim'i bombalayan o kadının adının havaalanından silinmesidir. Bu acı günde Alevilerin "Stockholm Sendromu"ndan bahsetmeyeceğim, Dersim'in bombalanması emri verenlerin veli ahtı CHP'ye verilen desteğin tuhaflığından da bahsetmeyeceğim. Bir acıdan rant devşirme peşinde de değilim, zira Dersim ortak acımızdır, Dersim'i, bombalayan kadının adı artık silinmelidir, bu hayırlı icraat faili olmadığı halde bu ülkenin birçok acısıyla yüzleşme cesareti gösteren Müslüman, Sünni, dindar kesim ve onun desteklediği parti eliyle olmalıdır. Bu icraata da bir şekilde kulp takılacaktır, bundan şüphem yok ama tarihin de kaydı mevcuttur, tarih bunu böyle yazmalıdır.

Gelelim Dersim'den, Bedelli Askerliğe….

Bedelli Askerlik neden gerekli?

Askerlik, Türkiye özelindeki tabulardan biri... Türkiye tarihsel sürecinde siyasi tarihimiz ordu müdahalesince şekillendiği için bu darbelere kılıf olarak da "ülkeyi koruma" söylemi kullanıldığı için ordu-halk ilişkisi "korku-sevgi" arasında şekillendi. Buna ek olarak eğitimdeki militarist yöntem, "Her Türk asker doğar" repliği, milli bayramlarda çocuklara "askeri üniforma" giydirilmesi, askerliğe dair büyük övgüler de işin içine girince askerlik bir tabu haline geldi.

Bir de işin diğer yönü var tabi; askerlik anıları. Bu yazıyı okuyanlardan hemen hemen hepsi bir askerlik anısı dinleme çilesi yaşamıştır. Neden mi çile dedim, zira bitmez tükenmez uzunca anlatılır o anılar. Bir kısmı espri ve kahramanlık dolu olan bu anıların çoğunluğundaki espri baskınlığının nedeni, insanın acıyla yüzleşmesinin bir tezahüdür diye düşünüyorum. Zira yakın zamana kadar -yakın zamanda artık böyle şeyler yaşamıyoruz çok şükür- askerde kötü muamele söz konusuydu ve askere gönderdiğimiz çocuklarımızın orada yaşadığı acı anılarla yaşayamayıp, sağlıklı olarak askere gönderdikten sonra psikolojik sorunlarla döndükleri de çok olmuştur. Bir de askerden evine hiç dönemeyenler var tabi... Bizim asıl askerlik anılarımızı ise bu hüzün dolu cümleler ifade etmektedir aslında.

Bedelli Askerlik, geçtiğimiz yıl çıkartıldı, yaşı ve imkânı uygun olanlar bundan faydalandı ama bundan faydalanamayan yekünler de oldu, o yekünlerin şimdi bir talebi var, bedelli askerlik istiyorlar; ancak bu talepleri yeterli karşılık bulmuyor. Nedenini merak ediyorum...

Bu ülkede "En büyük asker bizim asker" diye bağıranlar yok mu, Bedelli Askerlik istemeyenler yok mu, askerliği vatan borcu olarak kabul edenler yok mu? Hepsi var... Öyle ise askere gitmek isteyenler gitsin, gitmek istemeyenler bunu "bedel" ödeme karşılığı ile yerine getirsin. Bunu sağlamak çok mu zor? Ordudaki hizmet veren asker sayısı ve bütçe açısından baktığımızda Bedelli Askerliğin yeniden uygulamaya konulması açısından çok da bir sorun görünmüyor gibi...

Bedelli Askerlik konusunda bir takım ağızlardan, bir takım eleştiriler de geliyor, bunu maddi imkân ölçüsüyle dillendiriyorlar, "Zenginin çocuğu askerlik yapmasın, fakirin çocuğu askerlik yapsın, bu hak mı?" diyenler var, konunun bununla alakası bile yok zira zaten zengin denilen kesimin çocuğu yurt dışına gidiyor, onun hayatında askerlik diye bir konu bile yok, -Allah göstermesin- zenginin evinden çıkan bir asker acısı Türkiye tarihinde bile yok. Bu uygulamanın maddi imkân değil manevi imkan ölçüsüyle alakası var.

Kaldı ki, prosedür tam olarak nedir bilememekle birlikte Bedelli Askerlikten elde edilen gelir ile askerliğini yapanlara bir çeşit maaş verme durumu da olamaz mı?

Askerlik nedeniyle iş bulamayan, eşinden ve çocuğundan ayrılmak istemeyen, yüzlerce genç var, bunlardan bazıları hayatını "kaçak" olarak yaşıyor, Peki bu hak mı?

Bedelli Askerlik talebi bir şekilde karşılık bulmalı ve olabilecek bir şey görmezden gelinmemeli düşünüyorum.