• 20.05.2014 00:00

 Türkiye'de muhafazakâr/dindar kesimden gelen bir parti iktidar olduktan bu yana seküler, laik, sol tandanslı kesimlerce muhalif bir dille eleştirildi. Bu eleştirenlere Müslüman dindar olup ideolojik olarak sol duruşu savunan akımlar da eklendi. Bu kesimler muhafazakâr/dindar kesimi, Asr-ı Saadet Dönemi'ne atıfta bulunarak eleştirdi, o döneme ait kavramları ve yönetim ahlakını dillendirdi, biat kültürünü örnek verdi, bu gayet anlaşılır bir şey anlaşılmayacak olan ve garip olan bu kesimlerin çoğunun laik yönetimleri benimsiyor olması.

Bahsettiğim laik/seküler kesimler biat kültürünü eleştirirken, iktidarı bununla itham ederken aynı kişiler biat edilen halifelerden Hz. Ömer'i kutsayarak örnekledi. Laik/seküler bir yönetim gereğinde ısrarcı olanlar, bir ülke yönetimine "halife" makamını örnek gösterdi. Tutarsızlık mı desem, fırsatçılık mı, hezeyan mı... Neyse bir şey demeyeyim ayıp olmasın.

Türkiye'de laiklik, bizim totaliter ve sorunlu laiklerimizce bir çatı altında tüm inananların hür bir şekilde yaşayabilmesi şeklinde değil tam aksi baskı ve zulüm yöntemiyle uygulandı. Her tür kavramı iğdiş etmekte mahir olan bu kesimler "biat" kavramını da bilir bilmez kullandılar. Çünkü kendileri İslam ve İslam Tarihi hakkında hiçbir şey bilmez, söze "Ben okudum Kur'ân'da hadis var.." yanlışıyla başlarlar, bundan da bir rahatsızlık duymazlar. Oysa "biat kültürü" denilerek eleştirilen biat kavramı yalnızca Müslüman toplumların değil aynı zamanda dönemin Araplarının da kültürüdür. Çoğu kez sosyolojiden bihaber yorumlar düşenler buna bağlı olarak "İslam'ın Arapların kültürü olarak bize yutturulduğu..." vs gibisinden vahim iddialara bile düşerler. Oysa İslam, bizimkiler gibi insan ve toplumdan bihaber değildir, o toplumun mevcut kodlarından "yanlış" olanı "doğru" olan ile değiştirmek konusunda devrimci; "doğru" olanı korumak noktasında ise "muhafazakâr"dır.

Peygamber (SAV), hem bir peygamber hem de devlet başkanıydı, kendinden sonra yerine kimseyi bırakmadı, Rasulullah'ın yanından yetişen Ashab ise ondan sonra İslam Devleti'nin yönetimi konusunda kendi aralarında "duruma göre" pozisyon alarak Hz. Ebu Bekir'i halife seçtiler, ona biat ettiler. O toplumda biat, ancak "güçlü" bir isme edilirdi, o toplum ancak o "güç" altında yönetilebilir, düzen bu şekilde sağlanabilirdi. Hatırlayın; ilk olarak mürted/dinden dönenler üzerine gidildi, oysa İslam'da "mürted"i öldürmek yoktur, bu konuda çok yanlış bilgiler dolaşsa da mürted öldürülmez. İrtidat edenler üzerine gidilmesi o toplumun kendi kodlarıyla alakalı, bugünün tabiriyle diplomasi gereği bir tavırdı. Yine "biat" denilen şey bir kişiye tüm varlığını, tek taraflı teslim etmek değildir, karşılıklı bir antlaşma/sözleşmedir. Rasulullah (SAV)'in ilk biatını hatırlatayın: "Sizinle adam öldürmemek, zina etmemek, hırsızlık etmemek... üzere biatlaşıyorum." Dolayısı ile "biat kültürü" denilerek iğdiş edilmeye çalışılan kavram zannettikleri gibi değil izah ettiğim gibidir.

Gelelim Hulefa-i Raşidin'e... İktidarı, adalet konusunda eleştirenler çoğunlukla Hulefa-i Raşidin arasından bir ismi, Hz. Ömer'i örnek vererek bu eleştirilerini dile getiriyor. Bu örneği bir Başbakan'a veriyor, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'na... Hz. Ömer yalnızca bir devlet başkanı değildi, o İslam'ın halifesiydi, bunu hiç düşündünüz mü? Her Allah'ın günü bilir bilmez eleştirdiğiniz İslam'ın kuralları ile yönetiyordu. Ömer bugün olsa hırsızın elini kesecek, içki içeni sürgün edecek; razı mısınız buna? Yahut her Allah'ın günü imha etmeye çalıştığınız, tarih boyunca, bu topraklarda dinlerini yaşamalarına izin vermediğin Müslümanların, Hristiyanların hür bir şekilde dinlerini yaşamalarına izin verecekti, buna da razı mısınız? Bunu önce kendinize bir sorun olur mu?

Bu ülkede, dini olması gerektiği gibi merkeze almanın karşısında olup, onu duruma göre kullanmanın gereğine inanan totaliter laik kesimler, bu ülkenin "resmi ideolojisinin" vasileri, topluma ve İslam'a ait birçok kavramı iğdiş etti; şehitlik, vatan sevgisi, ihanet gibi... Simdi yine aynı kesimler ve onların Müslümanlar arasından devşirdiği kesimler iğdiş etmek üzere başka kavramlara uzanıyor, kusura bakmayın o kadar uzun boylu değil. Muhalefet ve eleştiri olmazsa olmaz, elbet yapılacak ancak bunu yaparken İslam'a ait kavramları iğdiş edip, işinize geldiği gibi kullanma lüksünüz yok.