• 1.07.2014 00:00

 Farkındayız, bir çatı aday fırtınası estirilmeye çalışılıyor bu fırtına tanıdık bir fırtına; Deniz Baykal'a operasyon çektirilip Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin başına getirilmek istendiğinde estirilen suni rüzgarları hatırlatıyor bana bu suni hava.

Türkiye'de Ak Parti ve onun nezdinde islamofobi ayrıca bir çeşit ırkçılık içerisinde insani hasletlerini rafa kaldırmış olan bir takım çevreler bir araya geldi ve ortaya bir aday çıkardı. Bu aday, hem bu ülkede cumhurbaşkanını seçecek halka uzak, hem de çatı aday diye o ismi sunanların tabanına oldukça uzak olan bir isim. Bunda hemen hemen hepimiz hemfikiriz.

Çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu, ilk olarak kendi tabanını ikna amaçlı olduğunu düşündüğüm açıklamalar yapmak zorunda hissetti zira o Mısır doğumluydu, içinde "İslam" kelimesi geçen bir kurumda çalışmıştı, bu kendi tabanı için bir "tehlike" idi. Buna bağlı olarak İhsanoğlu, "Ben de sizdenim" dercesine "Din ve devlet işleri birbirinden ayrılmalı, başörtüsü gelenekte vardır" şeklinde açıklamalar yaptı, çevresi ise "başörtüsüz" eşi üzerinden İhsanoğlu'nu aklamaya (malum başörtüsü kara bir durum kendileri için) çalıştı.

İhsanoğlu, kendi tabanını dahi ikna edemedi, CHP'den kendi içerisinden alternatif bir aday çıkarılacağı sesleri yükselmeye başladı. Hatta Can Dündar konuyla ilgili yazısında Ekmeleddin İhsanoğlu'nun tercih edilmesini "intihar dalışına" benzetti.

Arap Baharı diye isimlendirilen Orta Dünya'daki demokratik devrimlerin, elbirliği ile nasıl birer birer eski diktatöryel rejimlere çevrildiğini çok acı bir şekilde tecrübe ettik. Türkiye de bu niyet başlığında kurcalandı, Türkiye'de de "işbirlikçi" bir rejim çıkartılmaya çalışıldı, çok şükür başarılı olunamadı ama o niyet devam ediyor, o niyetin ortaya attığı isim de Suud, Mısır gibi "işbirlikçi" rejimlerin Türkiye şubesi Ekmeleddin İhsanoğlu olarak devreye sokuldu. Ancak bu yapılırken sosyoloji doğru okunmadığı için baştan kaybedilmiş bir süreç işletilmeye çalışılıyor.

Türkiye neredeyse varlığıyla yaşıt Kürt meselesinde sona doğru yaklaşıyor. Bu konuyla alakalı olarak Ak Parti sürecin yasalaşması adımını attı. Bu yasalaşma ile dağdan inmeler, silah bırakma, rehabilitasyon, toplumsal sorunları çözmek hedefleniyor. Sürecin tarafları olan Ak Parti ve seçmeni ile Kürtler, Abdullah Öcalan bu gelişmeden yana memnun, Allah nasip ederse yakın zamanda çözülecek bir sorununun çözüm arifesindeyiz.

Türkiye Ak Parti ile birlikte insan merkezli bir siyaset ile tanıştı, Türkiye'de on yıllar evvelinde olduğu gibi insansız salt siyasi merkezli, insandan uzak, reel politik hesapçılığıyla siyaset güdenlerin bir karşılığı yok. Dini her koşulda kullanan, devlet dini, milli din formuna sokan CHP'nin bu malum siyasetinin son göstergesi İhsanoğlu'nun da bu anlamda Türkiye için iş görür bir siyaseti yok. İlk meclisi de "Allahu Ekber" nidalarıyla açtırıp, ilk fırsatta "Allahu Ekber" diyenleri asanların vasileri de ancak Halep'te varil bombalarıyla çocukları katleden Esad rejimiyle utanmadan fotoğraf çektirenler olur, onların çatı adayı da Mısır'daki darbe ve katliamlara ses edemeyen bir isim olur.

Özetle Ekmeleddin İhsanoğlu budur, dahili olduğu CHP ise budur. Orta Dünya'nın diktatör ve işbirlikçi rejimlerine öykünen, Türkiye'de kendi tabanını ve hatta bence kendinin bile ikna edememiş olan İhsanoğlu'nun toplumdaki karşılığı, siyasi ağırlığı, realitesi aslında cevabını merak etmediğim, tümüyle retorik olan şu soruda gizli: Ekmeleddin Bey, anneanneniz de başörtülü mü?