• 4.07.2014 00:00

 İlkokulda din dersinde 'Kim namaz kılmayı gösterebilir?' sorusuna parmak kaldırıp, yere serilen gazete için 'Üzerinden fotoğraf var' diyerek itiraz ettiğinde başladı onun öyküsü, o öykü onu oradan mezunu olduğu İmam Hatip Lisesi'ne taşıdı…

İmam Hatip Liseli olmanın bedelini Mülkiye'ye kabul edilmemeyle ödedi, birçoğumuzun öyküsü de olan o öyküye bir paragrafta o gün eklendi…

Yıllar sonra siyah beyaz bir fotoğrafta kaldığı sanılan ama aslında oradan devam eden öyküsünde pikap bir aracın kasasında bir uzun adam olarak geçti bu yurdun yollarından, o gün onun öyküsüne bir paragraf daha eklendi.

Belediye başkanlığı seçim konuşmalarında seçmeni bir paragraf ekledi onun uzun öyküsüne…

Dileyen inkar edebilir, inkar edildi diye gerçeğin üstü örtülmüyor ya, halkın hizmet gördüğü tarih onun belediye başkanlığı döneminde başladı. Çöp dağına dönmüş, susuz, ulaşım sorunu tavan yapmış İstanbul'u alıp hak ettiği kıymeti hizmet ile ona teslim etti. Partilileri de her il ve her ilçede o hedefe doğru onun açtığı yoldan yürüdü tökezleyen ve tökezletenler olsa da, bu yol böyle açıldı; halka hizmet ile…

Başbakan olmaması için türlü davalardan hatta hapishanelerden geçti yolu, öyküye yeni paragraflar ekleniyordu, şiirler kesiyordu öyküsünün soluğunu ama onun soluğu kesilmiyordu bir türlü… Darbeler, muhtıralar, kaosa kalkan eller, parti kapatmalar, DGM yargılamaları, siyasi yasaklar öyküsünün soluğunu kesmek için önüne konulsa da halkın bir derin nefesi, can verdi o karanlık günlerde ona…

Gün geldi onun, senin, benim ve hatta ötekinin hepsinin yolu onun öyküsünde birleşti, o öykü onun öyküsü olmaktan taşıp hepimizin öyküsü oldu, oldu da bugüne vardık.

Bir gün o adamın, o öyküsü kendinden uzun adamın öyküsü, çetesinden, örgütünden, derin devletinden, paralel hinlerden fışkıran nefretle noktalanmak istendiğinde, öyküsü onunla birleşmiş bir halkın omuzlarında taşındı da, 'Bu öykü burada bitmez' diye haykırdı bu ülke halkı o ve ondan uzun öyküsü için…

Dün bir kızcağız yazmış, gencecik yaşında kim bilir hangi acıyı yaşadıysa 'Tam Başbakan'ı eleştirecek oluyorum, evin bir yerinden takmak zorunda kaldığım bir peruk çıkıyor da vazgeçiyorum' diye…

Öykünün kırıldığı da olur, kırdığı da, kırdığında ben de yazacak oluyorum da, başörtülü olduğum için atıldığım üniversiteye konuşmacı olarak döndüğüm o gün geliyor aklıma, o gün aklımdan, kalbimden hiç çıkmıyor; yazamıyorum.

Öykü kırdığında tam yazacak oluyorum da, sırasında oturduğum bir üniversitenin 50'li yaşlarında profesör hocasının 'Eşim başörtülü olduğu için üniversitemin hastanesinde tedavi ettiremedim…' derkenki kırılgan sesi geliyor aklıma da yazamıyorum.

Öykü kırıldığında tam yazacak oluyorum da, artık Türk ve Kürt evlatlarının kanıyla ıslanmayan bir toprakta çınarlar bittiğini görüyorum da, yazamıyorum.

Öykü kırıldığında tam yazacak oluyorum da, Kürtçe konuştuğu için dayak yiyen o çocuğun Kürtçe ders gördüğü güne uyanıyorum da yazamıyorum.

Öykü kırıldığında tam yazacak oluyorum da, askeri mahkemelerde sivilleri yargılama zulmünün sonunu getirdiğini anımsıyorum da yazamıyorum.

Öykü kırıldığında tam yazacak oluyorum da, Dersim acısını andığını hatırlıyorum da yazamıyorum.

Öykü kırıldığında tam yazacak oluyorum da, bugün yine bombalanan Filistin için dünyaya 'One Minute'; Suriye'deki katile 'Katil!'; Mısır'daki darbeye 'Darbe' dediğini hatırlıyorum, Arakan'dan, Afrika'ya tüm mazlumlara selam verişini hatırlıyorum da yazamıyorum.

Öykü bir öykü daha doğururken, halkın Başbakan'ı olan o adam, halkın cumhurbaşkanlığına yürürken, daha yazacak çok ama çok şey varken 'Zaferin sahibi yalnızca Allah'tır, Rabbime sonsuz hamd-ü senalar olsun…' diyerek söze başladığını anımsıyorum da bir öykü daha başlıyor diye bir umuda düşüyorum.

Kefeni elinde, gemileri yakarak yola çıkmış, sözlü duasını fiili duasıyla destekleyen o adama, Recep Tayyip Erdoğan'ı sözlü ve fiili duamla, bize bir güzel öykü daha yazsın diye gücüm yettiğince destekliyorum. Hayırlı uğurlu olsun, bir güzel öykümüz daha olsun diye babaannemin bana ettiği o duayla, benim yolumu açan o dua senin de yolunu açsın diye anneme, babama, kardeşime dua eder gibi sana dua ediyorum; Allah'ın yardımı üzerine olsun.