• 22.07.2014 00:00

 Dilinde Allah'ın ayeti, Peygamber (SAV)'in sözünü görünce "Kardeşim" hitabı ile seslenmek geldi içimden usulünce... Heyhat, daha "kardeşim" kelamı ağzımda soğumadan sırtımda hissettim hançerini hainin, hain kardeşimin...

Ah benim hain kardeşim, hain olduğunu bilmeden de bir merak üzere yazdım sana üç beş satır, soru sordum, sana itham edilen suçlarını sordum; zalimle mazlumu bir kefeye koyuşunu, gelecek uğrunda dünya sınavları içinde kuyrukta bekleyenleri kayırıp kayırmadığını sordum. Müslüman idin, Müslüman'a karşı zalim, Müslümanlar dışındakilere hüsn-ü kabulün vardı, nedenini sordum, hürmetle sordum, nezaketle sordum, ihanetinin doğru olmaması adına dualar ederek, bu ülkenin insanı için sordum, toprağı için sordum, Allah'ın dini hakkı için sordum... En safiyane halimle bir cevap beklerken yüzlerce ok yedim: İftira, tehdit, şantaj, dava, hakaret...

Ey Hain!

Allah şahittir ki, ihanet iki grup arasında kalmaz, ihanet öyle bir illettir ki, ondan yalan türer, ondan iftira türer, ondan fitne türer... İnsan insana güvenemez hale gelir, Müslüman Müslüman'a... İhanet öyle bir şeydir ki, yerleştiği yürekte mayalanır, şeytanın fısıldaması gibi fısıldar: Yine arkandan vuracak güvenme, ağzından çıkanlar evvelkiler gibi yalan çıkacak inanma... İhanet öyle bir tohumdur ki, ekildiği yerden fitne rüzgarıyla saçılır da tüm toprağa yayılır, orada kök salar, tahmin edemeyeceğin kadar büyük bir alana yayılır, sonrası...

Ey Hain!

Yer, gök, toprak, yağmur, ellerimiz, gözlerimiz, dillerimiz, dimağımız cümle yaratılan şahittir ki; devleti, kurumu, devletin imkanını, garibin hakkını, yetimin payını, öksüzün kursağındakini senin önüne sermediğimiz için bu ihanet! Öksüzün yetimin hakkını bunlara peşkeş çekmediğimiz içindir bu ihanet!

Ey Hain!

Yanında Müslüman kardeşin kurşunlanırken, yanından yürüyüp de, onu kurşunlayana istihbarat sağlamaya giden sen hain!

Ey Hain!

Bana ihanetin neyse de... Ya Rabbine? Seni zulüm gördüğün günlerden âbâd olduğun günlere "kardeşlerinin yardımıyla" ulaştıran Rabbine karşı ihanetin ne olacak? O'nun adıyla yürüdüğün o yolda, O'nun rızası dışında olan her türlü işlerde parmak izi çıkan hain, benim kötülükte kudretim sana yetmez de, o kadar kötüleşemem de, Rabbine karşı nankörlüğünde, bir gün bile kendini sorguya çekmeden, sanki O Rab sana cenneti peşinen vermiş gibi konuşmanın adı nedir ey Hain? Firavun şimdi nereye düşer ey hain! Dizine kadar çamura ve kul hakkına batmışlığınla başını ayaklarına eğmeden, "kardeşinin" temiz suretine çevirmen niye ey hain?

Ey Hain!

Ey Hainim!

Ey Hain Kardeşim!

Zulüm bir şeyi ait olmadığı bir yere koymaktır, biiznillah Hak nasip eder, o şey ait olduğu yere konulur. Ama bu vakitten sonra sen nereye konulursun ey hain, bunu hiç düşündün mü?

Ey Hain!

İhanetin sırtımda bıçak yarası, ümmetin içinde fitne yuvası, hain de olsan seni bizden sayanlar var, yüzümüzde senin ihanetinin karası, ondan yana utanç bile bize düştü ey hain!

Ey Hain!

Buraya senin hukukunla ilgili türlü ayet, senin nifakınla ilgili türlü hadis yazabilirdim ama istemedim. Seninle aynı sayfada, senin gibi eliyle Kur'an-ı Kerim'i ve Rasulullah'ı tahrif edemediği için uygulama ile tevil ile tahrif etme çabasına düşen bir hainin ihanetini yazdığım bu çamur dolu sayfada, o güzeller güzeli temiz kelam aynı satırda bulunsun istemedim. Kirlisin ey hain! Tahrif etmeye çalıştığın ve gücü elde etmek uğruna kullandığın bu dinin mukaddes satırlarını kirinle aynı hizaya sokmayı istemedim ey hain!

Ey Hain!

Yol uzak artık, yol tükendi, dönsen dönebileceğin bir yer yok, devam etsen yolun sonundasın ama kayboldun. Yol arkadaşına ihanet ettiğin için kayboldun, bu ümmete ihanet ettiğin için kayboldun, mahremleri kayda aldığın için kaydoldun, o kayıtlarla kar elde etmek için şantaj yaptığın için kayboldun... Yolun sonuna kendi ettiğinle, kendi yaptığınla geldin. Bir nasihat merakına düştüysen önce kendinden başla... Ve istirham ediyorum, eğer hayatta dilinle söylediğine, kalbinle inanmadığın ve yolu tükettiğin şu zamanda içinde zerre miktar, bir hardal tanesi ağırlığınca iyilik kaldıysa, seni o iyilik üzere yaratan Rabbin hatırına bir kere, bir kere, yalnızca bir kere dürüst olmaya, mert olmaya davet ediyorum. Senden sonra mert düşman arar olduk ey hain!

Ya Rabbel Alemin,

Yaratmakta kudreti sonsuz Allah'ım, kurumuş topraktan yemyeşil bir hasat çıkaran Allah'ım, yağmuru üzerimize rahmet kılan Allah'ım, aciz dilimin sayamayacağı kadar sonsuz güzelliğin yaratıcısı ve sahibi olan Zül Celal Rabbim, günahkar ağzımdan, aciz elimden, musallat oldukları kalemimden başka hiçbir şeyin sahibi olmayan ben, bu hainlere karşı kendi adıma değil ama "ihanet ettikleri kardeşlik" adına Senden yardım istiyorum; bize musallat oldukları yerden bize kurtuluş nasip et, yaygaracılıklarına, yalanlarına, ihanetlerine karşı yardımcımız ol. Biz onlar kadar kötüleşemeyiz, kötüleşmeyelim de, bizimle "ihanet" üzerinde buluşmak istiyor, bizi fitne kuyularına davet ediyorlar, o kuyulardan Yusuf'unu kurtaran Allah'ım, bizleri de bu kuyulara çekenlere karşı yardım etmeye kadirsin Allah'ım!

Allah'ım,

Yardım sendendir, zafer senin yardımınladır, kötülükten alıkoymak senin kudretindedir, bu hainlere karşı bizlere yardım et. Yardım ettikleri zalimlerle birlikte zulmettikleri tüm kullarının tasarrufu senin elindedir. Biz yalnızca yarattığın acizler olarak, yek otoritemiz olan Senin secdende, sabır ve namazla yardımını dileriz, acının gırtlağımıza dayandığı şu günlerde, çocuklarımızı her gün toprağa verdiğimiz şu acı dolu günlerde bu hainlere karşı bizden ve musallat oldukları mazlum kulundan yardımını esirgeme; Amin.