• 10.08.2014 00:00

 Doğu Türkistan, Asya kıtasının tam ortasında, yakın ve uzak coğrafyamız...

12 Kasım 1933 tarihinde Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ilan edilir ama 1934'te Ma Chnagying ordusunca cumhuriyete son verilir.

12 Kasım 1944 tarihinde tekrar Doğu Türkistan Cumhuriyeti ilan edilir ancak 1949'da Çin Halk Kurtuluş Ordusu bölgeye girer ve Doğu Türkistan, Çin Halk Cumhuriyeti'ne bağlanır.

Doğu Türkistanlı Uygurlar, yaklaşık 60-70 yıl boyunca maalesef çok ciddi bir baskı, zulüm ve asimilasyona tabi tutuldular. Bugün hala...

Bölge ile ilgili bilgiler veren "Çin'in Bölgesel Stratejileri ve Doğu Türkistan Meselesi" başlıklı yazısında Kılıç Buğra Kanat, 1990'larda Çin'in ekonomik olarak pazara dahil olmasının bir sonucu olarak bölgede "istikrar" sağlama amaçlı, ekonomik ve siyasi endişeler sonucu, her kişi veya grubun bir an önce ortadan kaldırılması gereğine inanarak Uygurlar üzerindeki baskısını arttırdığından bahsediyor ve ekliyor: "Aynı yıllarda Çin, Uygur meselesine karşı mücadeleyi uluslararası bir hale getirmeye de başladı. Önce bölgeye komşu Orta Asya Cumhuriyetleri ile yaptığı anlaşmalar ile bu ülkelerdeki Uygur faaliyetini durdururken bir yandan da bu ülkelere sığınmak zorunda kalan Uygurların Çin'e iadesini sağladı... 11 Eylül Olayları Uygur Meselesi açısından en önemli dönüm noktalarından birini oluşturacaktı. 2001 yıla kadar bölgesel olarak uyguladığı 'sert darbe' operasyonlarıyla tüm Uygurları baskı altına alan Çin yönetimi ABD'nin önderliğinde başlatılan teröre karşı küresel mücadele trenine de ilk binenlerden oldu. 11 Eylül saldırılarından bir ay önce Doğu Türkistan'ı barış, huzur ve refah merkezi olarak dünyaya tanıtmaya çalışan Çinli yöneticiler bir anda bölgenin son 10 seneden beri uluslararası terörist gruplar tarafından bir üs haline getirildiğini ve Uygur teröristlerin Çin'in ekonomik ve toplumsal istikrarını tehdit ettiğini iddia etmeye başladı. "

2000'li yıllarda Çin'in Orta Asya pazarına hakim olma isteği sonucu Doğu Türkistan'a yollar inşa etti zira Orta Asya ticareti için Doğu Türkistan hattını kullanmak zorundaydı, kullandı da ancak Çin'in ayrımcı uygulamaları sonucu Doğu Türkistan toprakları üzerinden Çin bir refah düzeyi elde etmesine rağmen Uygurlar bu refahtan pay sahibi olamadılar.

Temmuz 2009'da Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi'de iki Uygur'un öldürülmesini protesto etmek isteyen Uygurlara sert müdahale oldu, olaylar Hanlar'ın katılımıyla etnik çatışma haline vardı. Olaylar sonucunda 1000'den fazla Uygur hayatını kaybetti.

Çin uzun yıllardır Müslüman Uygurlara yönelik insan hakları ihlallerini sürdürüyor. Toplu namaz kılmak, Ramazan'da oruç tutmak –yolda durdurup zorla oruç bozdurulması-, yeni bir uygulamayla bir bölgede başörtülü ve sakallı olarak toplu taşımaya binmek, çocuklara Kur'an-ı Kerim okumayı öğretmek yasak.

Doğu Türkistan'da bu ramazan yaşanan olaylarda 100'e yakın insan hayatını kaybetti.

Türkiye, bir süredir Doğu Türkistan meselesiyle hükümet bazında da, halk bazında da yakından ilgilenen bir ülke… Yakın ve uzak coğrafyamız Doğu Türkistan'ın durumu ise maalesef bu. Türkiye'de hükümet ve bir kesim, bu coğrafyayı umursamayan ama siyasi hesap nedeniyle öne süren ağızlarca bu coğrafya ile ilgilenmemekle itham ediliyor, ama Doğu Türkistan eyleminde MHP'liler Uygurları dövüyor… Buna mukabil hükümetin girişimiyle binlerce Uygur'a vatandaşlık verilerek bu insanlar idamdan kurtarılıyor, Çin ile diplomatik temaslar sürdürülüyor. Hatta Dünya Uygur Kongresi Genel Başkan Yardımcısı Seyit Tümtürk, Anadolu Ajansına: 'AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un, "Çin hükümetinin Doğu Türkistan'daki uygulamalarını nefretle, lanetle kınıyoruz. Bütün Türkiye'yi, İslam coğrafyasını, Türk dünyasını bu vahşeti kınamaya, buna karşı dünya ülkelerini tedbir almaya davet ediyoruz" şeklindeki açıklaması gönüllerimize su serpti. Hükümet adına yapılan bu açıklama Doğu Türkistan'da da sevinçle karşılandı. Umut ederiz ki, Türkiye'nin bu tavrı ve açıklaması, Türk dünyasına, İslam dünyasına, Batı ülkelerine, BM'ye, Avrupa Parlamentosu'na ve İslam İşbirliği Teşkilatı'na (İİT) örnek olur" şeklinde konuşuyor.

Yıllarca Türkiye'yi iç buhrana sürükleyip, dünyaya kapalı bir ülke haline getirenler, mazluma dini, ırkını, rengini soranlar, mültecilere kapılarımızı açmamalıydık diyebilenlerin, Yeni Türkiye'nin mimarlarının mazlumlara dinini, ırkını, rengini sormadan elini uzatacağını anlamaları beklenemez, anlasalar zaten bulundukları yerde duramazlardı. Mazluma dinini, ırkını rengini soranlara uzak; mazluma derdini soranlara yakın coğrafya Doğu Türkistan'a da elimizden geldiğince, elimizden gelenin fazlasıyla her türlü yardım yapılacaktır.