Cemile BAYRAKTAR
Cemile BAYRAKTAR

Gazete: Yeni Şafak Gazetesi

ABDnin Irakı işgali IŞİDe varırken…

  • 14.09.2014 00:00

 Kötü bir sonuç olarak önümüzde duran IŞİD'in önce oluşması için boş bir zemin hazırlandı, sonra çeşitli "korku" efektleri ile IŞİD'in ne denli vahşi bir yapı olduğu vurgulandı, şimdi sıra müdahaleye geldi...

Aslında her şey Mart 2003'te ABD'nin "Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu" ile başlamıştı. O günlerde Irak'ta kitle imha silahlarının bulunduğu ve bir tehdit oluşturduğu bahanesi ile -sonradan böyle bir silah bulunamadı elbet- zalim bir diktatör olan Saddam Hüseyin'in devrilmesi gereği vurgulanarak, ABD'nin Cumhuriyetçileri, neoconları ve Bush yönetimince el çabukluğuyla girildi Irak'a... Bu Iraklılar için aslında facianın bir başlangıcıydı.

Toplam nüfusun % 70'i Araplardan, % 20'si Kürtlerden ve kalanı Türkmenler, Süryaniler, Keldaniler, Nesturiler, Asurilerden oluşan Irak'ın, ortalama olarak %60'i Şii Müslümanlar, %35'i Sünni Müslümanlardan oluşuyor.

ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra bir ABD icraatı olan, Guantanamo'ya benzeyen bir işkencehane daha ortaya çıktı: Ebu Gureyb... ABD askerlerinin "özgürleştirme" vaadiyle girdiği Irak'taki tecavüz vakıaları ise tarifsiz bir zulmün resmiydi... ABD, Irak'tan bu tablo önünde 2011'de çekilirken Irak'a bıraktığı son bomba Maliki oldu. Irak'taki mevcut şiddetin kısmen bilfiil faili olan Maliki'nin, Irak'ta izlediği mezhepsel politikalar, Sünni nüfusa uygulanan baskı ve şiddet, Irak'ı her gün bombaların patladığı bir yer haline getirdi. Yakın bir zaman sonra Suriye iç savaşı başladı ve önümüzde artık IŞİD diye bir örgüt vardı. Batı medyasında yıldönümünden geçtiğimiz 11 Eylül ve El-Kaide'yi hatırlatan cümleler ile yer buldu IŞİD. Öyle ki, ABD nüfusunun %62'si IŞİD'in kendileri için bir tehdit olduğunu düşünmeye başlamıştı bile...

Obama henüz IŞİD'e yönelik operasyonunu netleştirmeden bir gece evvel, ABD Senatosu Demokrat Çoğunluk Lideri Harry Reid, ABD'nin geçmişteki Irak politikasının yanlışlarından bahsetti, IŞİD'e operasyon konusunda Sünni Arap ülkelerinin de bu operasyona destek vermesi gereğinden bahsetti. Obama ise muhtemelen vuracağı IŞİD için "İslam ile alakası yok" dedi. IŞİD'in İslam ile bağlarını kopartmaya çalışan bu açıklama elbet mevcut İslamofobinin dozajını düşürmek için değildi zira zaten IŞİD ismiyle birlikte "haber dilinde" İslamofobi körüklenmişti. Obama'nın bu açıklaması, ABD karşıtı olan Müslümanların, IŞİD'e yönelik sempatisinin önüne geçme, kendilerine bir çeşit sempati kazandırma niyetinden başka bir şey değildi.

ABD, kartlarını açtı; Obama, 11 Eylül'ü vurguladığı konuşmasında ilk olarak IŞİD'i hava harekatıyla vurmayı planladıklarını açıkladı. Kara harekatı söz konusu değil, denildi, bu operasyon için "çoklu koalisyon" şartı ortaya konuldu. Aynı gün "Türkiye'ye IŞİD Tuzağı..." başlığı yazısında İbrahim Karagül, bu tehlikeye dikkat çekerek, kara harekatının Türkiye'ye ihale edileceğini ve bu tuzağa düşülmemesi gerektiğini vurguladı. Şu süreç itibariyle tek tesellimiz, Türkiye'nin IŞİD'e yönelik operasyonda çekirdek kadroda bulunmayacağını açıklaması.

Bir diğer yandan Obama, sadece Irak'ta değil Suriye'de de IŞİD mevzilerinin vurulacağını açıkladı. Hani şu tüm dünyanın izlediği, "kırmızı çizgimizdir" denilen kimyasal silahın kullanıldığı, bir halkın kadın çocuk denilmeden katledildiği Suriye...

Geçtiğimiz hafta Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yaptığı açıklamayı hatırlayalım, Hoca demişti ki: "Suriye konusuna sık sık dikkat çekmemizin nedeni olası bir terör grubu/IŞİD gerçeği doğar endişesiydi, bunu tüm dünyaya anlatmaya çalıştık ama anlatamadık...' Şimdi bu gerçekle yüz yüze gelmemizin müsebbibi Maliki'nin de mimarı olan ABD, çoklu bir operasyon olsun istiyor. Türkiye de bir şekilde bu operasyona katılsın istiyor. IŞİD'in vahşi bir örgüt ama aynı zamanda reel bir sonuç olduğunu düşünerek; ABD'nin Irak'ta yaptığı; Suriye'de izlediği vahşetin faturasının Orta Dünya'ya kesilmesinden yana değilim, tüm kalbimle IŞİD zulmünü lanetlerken, IŞİD içerisinde yanlış ama anlaşılabilir gerekçelerle bulunan insanların ABD'nin insansız hava araçları ile vurulmasından yana mustaribim, Türkiye'nin de haklı çıktığı bir sonuçta, haksız tarafların yanında yer almaması gerektiğine inanıyorum. Çözüm Sürecimizi de olumsuz etkileyecek bu süreçten en az zararla kurtarmanın yollarını aramak elzem. Yezidiler/Ezidiler'in, bölge insanının son zamanlarda yaşadığı zulme sessiz kalmadan elbet.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.