Cemile BAYRAKTAR
Cemile BAYRAKTAR

Gazete: Yeni Şafak Gazetesi

"Uygar Kayıtsızlık" yahut Filistini tanı(ya)mamak

  • 15.10.2014 00:00

 "Civil İnattention"/"Uygar Kayıtsızlık" sosyolog Erving Goffman'ın ortaya koyduğu bir tanımlama. Goffman'a göre bu tanımlada anlatılmak istenen: "Bir kişinin bir başkasına, onun orada olduğunu ve kendisinin onu açıkça gördüğünü, kabul ettiğini anlatmasına yeterli olacak derecede görsel dikkat göstermesi, fakat hemen ardından, karşısındakinin özel bir merak ya da tasarı hedefi oluşturmadığını ifade etmek üzere dikkatini ondan başka yöne çevirmesidir."

Bir Filistin meselesi yazacak değilim. Yarım asırdır, tüm dünyanın gözleri önünde bir toprak işgal edilip, insanları katlediliyor, çocukları tutuklanıyor, zeytin ağaçları sökülüyor, yerleşim birimleri ile ihlaller yapılıyor ve bu vahim durum izleniyorsa, böyle bir dünyada bu mevzuyu yazmak insanlık adına utançtır. Benim üzerinde durmak istediğim durum, Filistin'e yönelik "Uygar Kayıtsızlığın" kayıtsızlarıdır, zira yazılması gereken ve vahim olan aslında bu tutumun sahipleridir.

Yakın bir zamanda, İsveç'in de Filistin'i bağımsız bir ülke olarak tanıyacağını açıklamasından sonra dünyada 130'dan fazla ülke, Filistin'i tanımış oldu. 130'dan fazla ülke tarafından tanınan, ancak geçtiğimiz aylarda İsrail tarafından insanı ve toprağı yakıp yıkılan Filistin... "Uygar Kayıtsızlığımızın" merkezi Filistin…

İngiltere Parlamentosu, 13-14 Ekim'de Filistin'i tanıma üzerine bir oylama yaptı. 274 vekilin kabul; 12 vekilin ret oyuyla Parlamento'dan Filistin'i tanıma kararı çıktı. Ancak şunu belirtmem gerek; Birleşik Krallık kanunlarınca Parlamento'nun Filistin'i tanımasının bir bağlayıcılığı yok, ancak mevcut hükumet tanırsa bağlayıcı bir yanı olabiliyor. İngiltere Başbakanı David Cameron ise oylamanın sonucu ne olursa olsun, Filistin'i devlet olarak tanımayacaklarını zaten oylama öncesi belirtmişti. Yani sonucu belli bir oylama yapıldı, ancak bir takım yorumlar İngiltere içerisindeki İşçi Partisi ve bazı liberallerin etkinliği sonucu ortaya konulan bu sonucun, kısmen gayr-ı resmi de olsa olumlu bir etkisi olacağı kanaatinde.

Oylamada İngiltere Başbakanı David Cameron, koalisyon hükumetini oluşturan Muhafazakar ve Liberal Demokrat Parti bakanları çekimser kaldı. Zaten Cameron'ın lideri olduğu Muhafazakar Parti'de "Yahudi Lobisi" etkin, ayrıca bazı milletvekilleri "Ortadoğu sorununda iki devletli anlaşmaya ve barışa ulaşılmadan, sınırları belli olmayan Filistin'in devlet olarak tanınamayacağı" tezini savunuyor.

Aslında konu İngiltere ile sınırlı değil, ABD de Filistin'i tanımanın erken olduğunu düşündüğünü belirtiyor. İngiltere'yi önemli kılan, 1948'in yani İsrail'in Filistin topraklarında kurulmasının organizatörü olması. Filistin topraklarında bir İsrail devleti kurulmasının faili olan İngiltere'nin, Filistin'i tanıması gayet ironik olurdu doğrusu...

Goffman'ın tanımlamasına dönecek olursak... Goffman, bir sosyolog olarak tanımlamasında elbette toplumsal olandan yola çıkıyor ancak aynı tutumu siyasi gibi görünen insanî/sosyal olanda da görmek mümkün, aynen Filistin konusunda olduğu üzere... Filistin, orada olduğu bilinen, orada olduğu kabul edilmiş, fakat bakanın bir tasarı hedefi olmadığından yahut bir tasarı hedefi olduğu için görmezden geldiği, kayıtsız kaldığı, dikkatini başka yöne kaydırdığı coğrafya...

Arapça "havâ", "hevâ" olarak da kullanılan kelime, gelip-geçici olan şeyi ifade ediyor. İmam el-Mâturîdî, 'Te'vîlâtü'l-Kur'ân'da Yâsin Sûresi'ni tefsir ettiği bölümde, "Sırat-ı Mustakîm"deki "mustakîm" kelimesini bir takım görüşlere yer vererek "karşısındakini söyleyecek söz bırakmayacak bir eksiksizlik ile tam olmuş delil, bir söz" olarak tanımlıyor ve ekliyor: "Leyse bi'l-hevâ" yani sen gelip geçen değilsin.

Özellikle kapitalistleşmiş toplumların bir özelliği olan "Uygar Kayıtsızlık" Goffman gibi Batılı bir sosyolog tanımlamasında "nezaket" sıfatıyla birlikte anılır. Goffman tezinin kendi içerisinde "doğruluğuna" ikna olmuş olmakla birlikte, benim zihnimde bu tanımlamanın "sorumsuzluğu" çağrıştırması niyedir? Yahut Goffman için "gözünü dikip bakma" bir nezaketsizlik örneği oluştururken, benim için neden bir "alâka" özelliği gösterir?

Hevâ gibi gelip ve geçen bakışlar, "işime gelmiyorsa, orada benim için bir şey yoksa tüm alâkam vakit kaybıdır" nezaketi(!) örtülü bir bencilliği çağrıştırır, kayıtsızlığın aklanma çabasıdır. Zira bu iki muhatabın birbirini bildiği ama bilmezlikten geldiği, tamamen sözsüz, yazısız, davranışsal kurallar ile uyum sağladığı bir realite... Bunun yaygın olduğu anlayışın vardığı nokta, Filistin'in yok edilmesine kadar ulaştı. Bakma ile göz ile yapılan bir tacizin/kabalığın eleştirisine hak vermekle birlikte, bunu nezakete çevirmek "Uygar Kayıtsızlık" gibi bir başka "kabalıkla" ifade edilemez diye düşünüyorum. Zira ikisi arasında bir "dozajında alâka" vardır.

Bir diğer yandan, gözle/bakışla uzun süren bir kayıtlılık, küçük de olsa bir baskı unsudur, bu bakış sürekli olarak davranışlarınızı kontrol altında tutmanıza neden olur ve bu da bir anlamda özgürlüğünüzü kısıtlar. Bireysel olandan yola çıkarak bireyin bakışla dahi baskılanmasına karşı olan bir hevâ/ideoloji/toplumsal düzen koyucu; bir ülke halkının, yarım asırdır fiili ve psikolojik olarak baskı altında tutularak, özgürlüğünün gasp edilmesine nasıl razı olabilir?

İsrail, tümüyle işgal ettiği, her noktada askeri kontrol ile baskı altında tuttuğu Filistin'in gözlerine bakamayacak, "Uygar Kayıtsızlığı" nedeniyle değil, bakarsa orada kendi zulmünü göreceği için.

Hayvanların korunmasından, ekolojik düzenin geleceğine kadar hemen her alanda duyarlı olan Batılı aydınların yarısından fazlasının, Filistin mevzusunda kör olmasının nedeni, onların "kötülüğünden" değil "mustakîm" bir toplumsal düzenin değil "Uygar ve Kayıtsız" bir toplum düzeninin bağrından beslendikleri içindir. Sorun Filistin'den değil, Filistin'in gaspını izleyenlerden ve izlemeye türlü gerekçe arayanlardan kaynaklıdır. Zira Filistin, "Leyse bi'l-hevâ"dır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.