• 19.10.2014 00:00

 Nereden başlasam... Meseleler pek girift, tarihsel olarak ilerlemeye çalışayım, mesele netleşsin.

Önce Orta Doğu'da bir devrim süreci izledik, devrimler henüz rayına otururken demokratik girişimlerle sandıktan Mısır'da İhvan'ın çıkması, Vahhabî aklı nedeniyle Suud'u; Şii/Pers aklıyla ve olası Esed gider, bölgede Şii siyasetin gücü azalır korkusuyla İran'ı (Burada kastım Şii halk değil İran'ın bölge siyaseti); bölgedeki işbirlikçi, totaliter laik düzenin koruyucusu, müttefikim diktatörler gider endişesi ile Batı'yı tedirgin etti ve bölgede Suud, İran, Batı eliyle devrimler kazanımlarını kaybederek maalesef kaybedildi.

Normal şartlarda bir araya gelebileceğini havsalamızın alamayacağı tüm kutuplar süreçte çıkar gereği bir araya geldi; Suud, BAE, İran, Batı, İsrail, Esed... Suud ve BAE; Mısır, Tunus, ve Libya'da ihvan ile savaşıyor. İran; Suriye, Irak ve en son olarak Yemen'de İhvan ile savaşıyor. İsrail; Filistin'de İhvan ile savaşıyor... Bölgede değişimi istemeyenler genelde halklar ile özelde İhvan ile mücadele ediyorlar. Zira bölgede değişimin dinamiği İhvan-ı Müslimin…

Türkiye bu süreçte bölgede insani siyaset güden, halklardan ve haktan yana yaklaşan tek ülkeydi, buna bağlı olarak İhvan'ı Mısır'da destekledi, Gazze için ses verdi, Suriyeli, Kobanili (Ayn el-Arab) mültecileri bağrına bastı... Türkiye, bölgedeki İran güdümlü Maliki yönetiminin baskılarından bezmiş olan, Kürtlerin abisi Barzanî yönetimi ile arasını iyi tuttu. Bu girişimleri karşılığında Türkiye'ye bedel ödettirilmek istendi, hala daha isteniyor. Aynı zamanda Türkiye kendi içinde paralel bir örgütle ve Çözüm Süreci ile uğraşıyordu. Türkiye'nin önünü kesmenin en iyi yolu "Paralel Örgüt" eliyle ve Çözüm Süreci'nin tarafı olan kesim eliyle sağlanabilirdi, sağlanmaya da çalışıldı.

Bölgede Türkiye'nin bir aktör olması, bölgede yer yer Filistin'i destekleyerek, yer yer Batı/ABD ile ittifak kurarak, çoğu kez ABD/Rusya arası gerilimden nemalanarak yürüyen İran'ın merkezden alternatif bir alana kaymasına sebebiyet verebilirdi, bundan ötürü bir şekilde Türkiye'nin önünün kesilmesi gerekirdi, işte tam bu sırada ortaya IŞİD, IŞİD'in Kürtlere ve Ezidîlere/Yezidîlere yönelik katliamları ortaya çıktı. Önce Şengal, ardından Ayn el-Arab (Kobani)... Ayn el-Arab gündemiyle birlikte Türkiye, operasyon yapmak için evet dediği IŞİD'e rağmen IŞİD ile ilişkilendirilmeye çalışıldı, Türkiye içinde terör esti...

Ayn el-Arab mevzusu mühim zira Türkiye'ye bedel ödetmek isteyenlerce PYD kullanıldı daha doğrusu PYD de buna gönüllüydü. Önce basın ve taraflar IŞİD'in, Kobani'ye saldırdığı haberlerini geçti, oysa bugüne kadar bölgede Kürtleri katleden Esed lehine de çalışan PYD, IŞİD gelmeden 150 köyü zaten boşaltmıştı zira PYD, Kobani'de bir Şengal senaryosu hazırlamak istedi, böylelikle bir kamuoyu algısı oluşturacaktı, silah ve yardım alabilecekti. PYD senaryosu tutmadı, Ayn el-Arab'da bir sivil katliamı olmadı -çok şükür- PYD arzu ettiği gündemi oluşturamadı. Bizdeki uzantısı HDP/PKK hattı ise "Kobani düşerse Çözüm Süreci biter!" sloganının altında kaldı. Elbette tüm bunlar olurken Barzani, Kobani'de savaşanlara silah gönderdi, bu silahların hangi güzergâhtan gittiği malumunuz... Çözüm Süreci'ne karşı olan bir diğer ülke Almanya ise bugünlerde Kobani'de savaşanlara silah verebileceğini söylüyor.

Türkiye'nin bölgedeki müttefiki olması gereken, sık sık müttefik olduğu da gözlenen, "Türkiye bölgedeki dostumdur" diyen Barzanî, maalesef bir takım siyasi eksen kaymaları sonucu rotayı İran'a kırdı. İran'ın hem kolladığı hem de arzu ettiği bu fırsat, Barzanî'nin halen Türkiye'ye yakın durması nedeniyle netleşmedi, umarız İran'a bu fırsat verilmez, bu minvalde Türkiye çok titiz olmalı.

Tüm bunlar olurken Duhok'ta, Rojava'da örgütlü siyasi partilerin temsilcileri bir toplantı yaptı. Toplantıya katılan taraflardan biri kendi içinde içinde dönem dönem PJAK ile çatışan İran'ın dışarıda siyaseten desteklediği bir Kürt hareketi olan TEV-DEM idi. TEV-DEM dışında ENKS'de bu toplantıdaydı. Normal şartlarda bir araya gelmeyecek olan TEV-DEM ve ENKS bir ittifakın parçası olarak bir araya getirilmeye çalışıldı. Bu ittifaktan maksat biraz da Türkiye-Irak Kürdistan'ı ittifakını kırmaktı. Eğer TEV-DEM ve ENKS arasında olası bir ittifak olursa, Rojava'da Kürt muhalefetinin dahil olduğu bir çatı oluşturulacak, YPG feshedilip milli bir ordu kurulacak, kantonlar feshedilecek. Bir süredir yoğunlaşan Erbil-Pentagon-Tahran hattı bu süreci değerlendiriyor. Bu ABD'nin stratejisi, böylelikle Barzani'nin eli güçlenecek, petrol transferi kolaylaşacak. Ancak bunlar henüz netleşmemiş, düşünülen planlar.

ABD, bölgede İran ile pazarlıklarına gölge düşmesin diye Esed'i indirmiyor, Irak'ta Malikîvari bir rejimden vazgeçmiyor, bölgede İhvan'ın/İslamcıların imhasını istiyor. İran, Türkiye bölgede etkin olmasın, varlığım güçlensin diye Esed'i koruyor, Barzanî'yi etki altına alarak Kürtler üzerinde tasarrufta bulunmak istiyor, bölgede İhvan'ın/İslamcıların imhasını istiyor. Aynı zamanda Suud da, İhvan'ın/İslamcıların imhasını istiyor. Bir diğer yandan Suud, İran ve ABD bölgedeki değişim yanlısı, halktan yana yapıların oluşmasına da karşı… Bölgede hem sonuç olan hem de bu arka planın ekmeğine yağ süren IŞİD, herkesin işini görüyor, Türkiye'yi zora sokuyor havası esiyor... Haliyle insanın, mesele IŞİD değil, İhvan/İslamcılar diyesi de geliyor. Rabia Meydanı'nda başlayan bir karşı devrim hareketi Türkiye sınırlarını zorluyor. IŞİD bahanesiyle, Suriye'deki İslamcı yapıları, bir İhvan imhası siyaseti getirisi olarak ortadan kaldırmaya niyetli ABD anlayışı da bunun göstergesi.

Şu süreçte, naçizane fikrim Türkiye'nin bölgedeki müttefiki, Kürtlerin abisi Barzanî ile ittifakını koruması gerektiğidir. Zaten bu ittifakın hedef alındığı da ortadayken meseleye hedeften başlamak gerek. Bölgede Esed'siz bir çözümde direnen Türkiye bu çok isabetli tavrına devam etmeli, bölgede kullanılmak istenen İncirlik Üssü'nün tek alternatifi Irak Kürdistan'ı iken kendi içimizdeki Kürt Meselesini kaşıyanların elini boş çıkarmak, İncirlik'i kullanmanın konuşulduğu şu günlerde görevimiz olmalı. Ve elbette değişim yanlılarını desteklemek de…

IŞİD'e gelince, IŞİD'i ortaya çıkaran şartlar, yani Irak'taki Sünnilere yönelik mezalim, Esed'in katliamları, ABD'nin bölgede kaşıdığı 'mezhepsel gerilim kartı', İran'ın fitne fücur siyaseti ortadan kalktığı takdirde IŞİD diye bir şey kalmayacaktır. Bu aynı zamanda bölgedeki Kürt hareketlerinin de şiarı olmalıdır, masum-sivil Yezidî/Ezidîlerin, Kobanililerin yem olarak ortaya atılıp, çıkar için katlettirildiği şu acı günlerde…

Konuyu araştırırken istişarede bulunduğum gazeteci arkadaşım Efadil Fırat'a (Twitter: @OurMiddleEast ) teşekkürlerimle….