• 25.10.2014 00:00

 Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasını hızlandıran etkenlerden biri de hiç kuşkusuz Fransız Devrimi ile ortaya çıkan, "ulus devlet" modeline varan ayırıcı, milliyetçi bir akımdı. Hatırlayalım, dini ve siyasi bir kurum olan "Halifelik" o dönem dağılmanın önlenmesi için, ortak noktası "İslam" olan, Türkler ve Arapların bir arada kalabilmesi için siyaseten bir kart olarak kullanıldı, ancak nefse hitap eden "milliyetçi" potansiyel ortak çatı "İslam" başlığının önüne geçti.

Sömürgeci ülkeler, sömürdükleri ülkelerden çekilirken yerlerine o bölgenin insanı olan ancak halka en az bir sömürgeci kadar "kötü" bir bakışla bakan, diktatör isimler bıraktılar. Sömürülen bölgeler, birçok kez kendi içlerinde bu yerel ama yerel olana yönelik sömürge psikolojisi duyan diktatörlerle hesaplaşma içine girdi ancak bu girişimler başarılı olamadı. Bugün dahi, Fransa'ya muhabbeti bir türlü eksilmeyen Cezayir yönetimi, Batı ile yakın ilişkileri ortada olan Suud-Mısır yönetimi ve daha fazlası bunun en basit ispatıdır. Dahası bazen öyle bir noktaya gelinir ki, Mısır'da Mursi yönetimine yönelik darbede ciddi pay sahibi olan Suud, bölgede sömürgeci/sekülerist anlayışın işini görür, Sisi'yi her yönden destekler, mesela Sisi aslında Mısır'ın bir askeri görevlisi değil, bölgede İslami yönetimleri devirmeye niyetli Batılı-seküler bir anlayışın askeridir.

Geçtiğimiz hafta yine bu köşede "Hedef IŞİD değil İhvan/İslamcılar ve değişimden yana olanlar" başlıklı yazımda bölgedeki Duhok toplantısını, bölgedeki Kürt gruplardan TEV-DEM, PYD ve ENKS gibi grupların bir araya getirileceğini yazmıştım. Sonrasında Al Jazeera Türk'te Ayşe Karabat imzalı bir makale yayımlandı. Makalede "...Duhok'ta müzakereler yürüten PYD ve ENKS iki temel noktada anlaşmazlık yaşıyor...PYD Ocak 2014'te üç bölgede kanton yönetimi ilan ettikten sonra, diğer partilerin bu bölgelerde faaliyet göstermesine de izin vermedi... PYD'nin tek silahlı güç olduğu bu bölgelerde Barzani yönetimi diğer partilerden savaşçıları 2012 yılında eğitti. Barzani'nin bu eğitimi sağlaması, Irak Kürt yönetimi ve PYD arasında gerilime neden oldu. PYD bu savaşçıların gelmesine izin vermedi. Hatta bölgeye giren bazı küçük grupları da tutukladı… PYD ve diğer Kürt partilerinin anlaşamadığı başka bir nokta da rejimle ilişkiler. ENKS hem PYD'nin aksine rejim ile işbirliği yapmamaktan yana, hem de yine PYD'nin aksine, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) ile birlikte hareket ediyor ve SMDK yönetiminde temsil ediliyor... Türkiye de PYD'yi muhatap olarak almak için, PYD'nin Suriye rejimiyle işbirliği yapmaya son vermesini ve Suriye muhaliflerine katılmasını, Suriyeli diğer Kürt grupların tanımadığı kanton yönetimi gibi emrivakilerden kaçınmasını istiyor... Barzani, Duhok'taki toplantının Kürtlerin birliğini sağlayacak sonuçlar doğurmasını bekliyor." deniyor, bilgilerin çoğu benim de yazımda belirttiğim hususlar. Ek olarak; Barzani'nin etkisiyle Duhok'taki görüşme sonrası Salih Müslim'in ideal açıklamalar yapmasını, 'Esed devrilmeli..' açıklamalarını es geçmemeli de Esed rejimiyle aynı safa girdiği vakitleri ne yapacağız?

Geçen, Kürt bir arkadaşım şöyle dedi: "Neden Kürtlerin de bağımsız bir ülkesi olmasın?' Olsun da bugün Suriye muhalefetini bile Kürt-Arap diye bölen, Kürt katliamlarından beslenen Batılı anlayış bağımsız bir Kürt devletine karşı... Irak'ta Barzani yönetiminin, Maliki/İbadi yönetimine mecbur bırakılmasına bakarak bunu görmek mümkün…

Dönelim Suriye'ye; Suriye'de 3.5 yıldır hemen her gün katliam oldu, kimyasal silahla katledilen insanların fotoğrafları dünya basınında yer aldı, bir gün bile Esed'e yönelik bir adım atılmadı. Sonra bölgeye IŞİD musallat oldu, Ezidîler ve Kürtler katledildi, yarısı doğru yarısı yalan katliam haberleri sonrası IŞİD'e ortak operasyon yapıldı. PYD'yi, peşmergeyi silahlandırmaktan bahsedildi, koridor açılması gereği vurgulandı. Akabinde ÖSO komutanlarından Albay Malik el-Kurdi, kendilerine yardım etmeyen ABD'nin Kürt gruplara silah vermesine çok haklı olarak tepki gösterdi.

Hatırlayalım, ABD Suriye muhalefeti konusunda ortaya yeni bir tanım attı ve "ılımlı muhalefeti destekleyeceğiz" dedi, kimdi bu ılımlı muhalifler? Bu gelişmeleri Duhok görüşmeleriyle birlikte okuduğumda benim aklıma gelen bölgede Esed'e karşı yer yer bir araya gelen Kürt-Arap muhalifler, IŞİD icraatı öne sürülerek, Kürt-Arap muhalifler olarak bölünüyor, Batı ise Kürt muhalifleri destekliyor. Dahası ÖSO'ya yakın olan ENKS, PYD'ye yakın olan TEV-DEM gibi bir grupla birleştirilerek ÖSO yalnızlaştırılıyor, bölgedeki ortak muhalefetin bölünmesi demek aslında Esed'e yönelik muhalefetin kırılması demek. Yine bunlara ek olarak, dün bir haber servis edildi ve ÖSO, PYD'ye destek verecek açıklaması yapıldı, akabinde PYD Başkanı Salih Müslim bu açıklama için 'Net değil, görüşülüyor' dedi ama ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Psaki, bu haber üzerinden 24 saat geçmeden "ÖSO'dan savaşçıların Kobani'ye yardım için gitmesi gibi bir durumu destekliyoruz" açıklaması yaptı.

Vaktiyle Orta Doğu, sömürgeciler eliyle şekillendirilirken ortaya atılan "milliyetçi" zehir, bugün Suriye muhalefeti üzerinden bir doz daha veriliyor diye düşünüyorum. Özetle, Orta Doğu'daki devrimleri hazmedemeyen Batılı anlayış bölgede Mısır eksenli olarak ortaya koyduğu Batılı rejimlerle uzlaşmacı diktatörlerin devamlılığını garanti ediyor, "İslam"ın olası bir çatı harcı olmasının önüne geçmek istiyor, son adımını ise Suriye muhalefetini, Salih Müslim gibi her ata oynayan, kolay ve kullanışlı bir ismi siyasi bir aktör yaparak gerçekleştiriyor, bunu en önce anlaması gereken Kürtlerdir diye düşünüyorum zira Kürtlere yönelik katliamlar bir siyasi hamleye gerekçe olsun diye izlendi.

Hiç şüphesiz bölgede halkların kaderlerini kendilerinin çizmesinden yanayım, ancak bu kaderlerin başkaları eliyle çizildiği malum, ÖSO komutanlarından Albay Malik el-Kurdi'nin şu sözlerine dikkat lütfen: 'Kürt halkı Suriye'nin temel unsurlarından biri ve devrime katkıda bulundu. Buna mukabil PYD gibi bazı gruplar, Esed rejimiyle işbirliği içinde. Bu nedenle onlara yapılan yardımlar, dolaylı olarak Esed'i desteklemek anlamına geliyor.'

Türkiye'nin ÖSO'ya destek talebine rağmen ABD'nin Kobani'de PYD'yi tercih ettiğini, fakat bu politikanın yanlış olduğunu söyleyen Başbakan Ahmet Davutoğlu Hocaya, bölgede ÖSO'yu yalnız bırakmayan bu açıklamasından dolayı teşekkür eder, bölgedeki suni gelişmeleri Kürtlerin de görmesini temenni ederim.