• 31.10.2014 00:00

 The United States Holocaust Memorial Museum/Amerikan Soykırım Müzesi, 1992 yılında, zamanın başkanı Bill Clinton ve soykırımdan kurtulan yazar Elie Wiesel tarafından açılmıştı. Müze, Holokost (Nazi Soykırımı, Yahudi Soykırımı ) acısını anmak amaçlı olarak açılmıştı. Geçtiğimiz yıl müzenin açılışının 20. yılı etkinliğinde konuşan Clinton 'Soykırım Müzesi, sonsuza kadar vicdanımızın sesi olacaktır.' demişti.

Suriye İnsan Hakları Örgütü (SNHR) tarafından yayımlanan rapora göre, Beşşar Esed Rejimi, Suriye'de devam eden savaşta, 3 yılı aşkın bir sürede, 105 bin 721 sivili katletti, bunların 14 bin 144'ü çocuk, 12 bin 935'i kadın. 2 bin 500 varil bombası atıldı. 2 milyon 553 bin kişi vatanını terk ederek komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Esed rejimi, dünyanın gözünün içine baka baka kimyasal silah kullandı. Ağustos 2013'te kimyasal silah kullanıldığı belgelendi. Bu rakamların eksiği var fazlası yok, rakamlar 2014 Mart ayına ait, bugüne kadar sayı maalesef arttı.

Anadolu Ajansı, Beşşar Esed rejiminin katlettiği, 11 bin kurbana ait 55 bin fotoğrafı yayımlamıştı. Esed'in savaş suçlarını belgeleyen bu fotoğrafların yayımlanmasından sonra Lavrov fotoğraflarla ilgili, "Savaş suçu yok demiyorum, suç var ve onları belgelendirmek lazım. Ancak kanıtları yeniden kontrol etmek gerekli" dedi. İran Dışişleri: 'Bahsettiğiniz fotoğrafları görmedim. Ancak bahsettiğiniz içerikte fotoğrafların Cenevre-2 Konferansı arifesinde yayımlanması şüphe uyandırıcı. Doğruluğuna gelince, daha önce de birçok kez gündeme getirilmiş olan bu konudan Suriye hükümeti aleyhine bir atmosfer yaratılmak isteniyor olabilir." dedi. Fransa sessizliğini korudu.

Esed, bu katliamları dünyanın gözü önünde yaptı. Aslında bu engellenebilecek bir katliamdı ama malesef siyasi gerekçelerle izlendi. Mesela bugün nasıl ki IŞİD ve Kobani üzerinden tüm dünya toplanıp bir savaş ilan ediyorsa aynı şekilde Esed'in üzerine de gidilebilirdi. Ama Batı'ya İslamî yapıları ortadan kaldıran, aralarına kadınları ve çocukları da katarak katleden bir rejim çok daha konforlu ve ideal geldi.

Katliamları izleyerek bugünlere geldik, bugün Washington'daki Amerikan Yahudi Soykırımı Müzesi'nde Anadolu Ajansı'nın yayımladığı, Esed rejiminin savaş suçlarını belgeleyen fotoğrafların yayımlandığı haberini okuyoruz. Ne düşünürsünüz?

Bölgeye Suriye yalnızca Kobani'den ibaretmiş gibi, bölgede tek zalim IŞİD'miş gibi yaklaşan Batı, bu fotoğraflara çanak tutan Batı, bugün bir maharetmiş yahut bir sorumluluk örneğiymiş gibi bu fotoğrafları soykırım müzesinde yayımlıyor.

İnsani sorumluluğu kaybettiğimizde aslında her şeyimizi kaybetmiş oluyoruz. Yahudi Soykırımı'nın yapıldığı dünyadan başka bir dünyada olduğumuzu düşünmek isterdim ancak bunun imkan dahilinde olmadığının şahidi olduk. Katliam tarifsiz bir acı, katliamı izlemek ifade edilemeyecek bir utanç, izlediğin bir katliamın fotoğraflarını yayımlamak sınırsız bir pervasızlık. O fotoğraflar bana dirin değil ölün lazım diyor. Çünkü o ölümü izledi, şimdi o ölümlerin fotoğraflarını sergileyerek öldürülenleri anmıyor öldürdüğü vicdanını anıyor, o müzede sergilenen insanlığının vicdanının fotoğrafıdır; karşısında dur ve kendini o kemiğe yapışacak kadar erimiş etin üzerinde gör, çünkü sen busun! Ve kulağından Clinton'ın 'Soykırım Müzesi, sonsuza kadar vicdanımızın sesi olacaktır.' diyen sesi hiç eksilmesin, çünkü o ses aslında katledilmiş bir şekilde yerde yatan vicdanının sesidir. Sonsuza kadar vicdansızlığının sesi olarak kalacaktır.