• 5.11.2014 00:00

 Ramallah'ta İsrailli bir yerleşimcinin çarpıp kaçarak ölümüne sebep olduğu 5 yaşındaki Enas Shawkat'in anısına…

Euthyphron İkilemi ya da İlahi Buyruk Teorisi Platon'un, Euthyphron'la diyalogunda ortaya atılmış olan felsefi ve teolojik problem. "Ahlaki davranışlar Tanrı buyruğu olduğu için mi ahlaki, yoksa ahlaki olduğu için mi Tanrı tarafından emredilmiştir?" şeklinde sorulardan oluşur. Din Felsefesi'nin temel sorularından biridir. İslamî tartışmayı da bilirsiniz; "İnsan aklı, vahiy olmadan iyi ve kötüyü ayırabilir mi?" Özellikle Kelâmî olan bu tartışma Ahlak Felsefesi, Tasavvuf gibi alanları da meşgul etmiştir. İslam ölçeği dışındaki alanların da meşgul olduğu bu kadim soruya, bu teolojik meseleye herkes kendi ölçeğinde cevaplar verir. Hristiyanlık dahilinde Ockham ile Augustinus, İslam dahilinde ise Eş'ariyye ve Mutezile akımları meseleye bağlı olarak ortaya bir itikad koymuşlardır. Din Felsefesi'ndeki bu tartışma bugün de canlılığını korumaktadır.

Bir Müslüman olarak, benim iyi ve kötü ayrımımı belirleyen unsur Allah'tır, vahiydir, Kur'ân-ı Kerim'dir; net! Bununla birlikte herkes için iyi ve kötüyü belirleyen bir nokta vardır, çok nadir de olsa insanoğlu ortak kötülük noktasında uzlaşabilir, kaynakları farklı olsa da "kötü" olanı ve "iyi" olanı muhakeme yeteneğiyle ortaya koyabilir, bu alanda bir dindardan bir agnostiğe kadar çok uç kesimler sayılabilecek kesimlerden insanlar ortak "iyi" ve ortak "kötü" belirleyebilirler.

2010'da Mavi Marmara, İnsani Yardım Vakfı'nın organizasyonu ile İsrail ablukasındaki Gazze'ye insani yardım malzemeleri götürmek üzere bir grup gemi ile birlikte yola çıktı. İsrail Ordusu, uluslararası sularda gemiye saldırı düzenledi, saldırı sonucunda 8 Türk ve 1 Türk asıllı Amerikan vatandaşı şehid oldu; İbrahim Bilgen (61); sağ omuz, sırt, sağ kalça ve sağ şakak olmak üzere 4 yerinden vuruldu, Ali Haydar Bengi (39), sol göğüs, karın, sağ kol, sağ bacak, iki kez sol el olmak üzere 6 kez vuruldu, Cevdet Kılıçlar (38) alnının ortasından 1 kez vuruldu, Çetin Topçuoğlu (53) kafasının arkası, sol yanı, karnının sağı olmak üzere 3 kez vuruldu, Necdet Yıldırım (32), sağ omuz, sırtının solu olmak üzere 2 kez vuruldu, Furkan Doğan (19) 45 cm'den daha kısa bir mesafeden yüzünden, kafasının arkasından, iki kez bacağından ve bir kez de sırtından olmak üzere toplam 5 kez vuruldu, Fahri Yaldız (43), sol göğüs, sol bacak, iki kez sağ bacak olmak üzere 4 kez vuruldu, Cengiz Songür (47), boynunun ön tarafından 1 kez vuruldu, Cengiz Akyüz (41), kafasının arkasından, yüzünün sağından, sırtından ve sol bacağından olmak üzere 4 kez vuruldu, gemi yolcularından 8 kişi şehid oldu, 50'den fazla kişi yaralandı, sivil insanlar rehin alındı.

İsrail'e 28.05.2012 tarihi itibariyle İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Davada, dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Gabiel Ashkenazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Maron, Hava Kuvvetleri İstihbarat Sorumlusu Avishay Levi ve İsrail İstihbarat Başkanı Amos Yadlin de "firari sanık" statüsünde ve Türk Ceza Kanunu'na göre sanıklar, kasten adam öldürme, kasten adam öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, yağma, deniz veya demiryolu ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma, mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve eziyet etme' suçlarından yargılanıyor. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi, Mavi Marmara gemisine saldırı davasında, dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin, Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi hakkında, yakalama kararı verdi. Heyet, sanıklar hakkında, "kırmızı bülten" çıkarılması için ilgili kurumlara yazı yazılmasına hükmetti.

Son olarak İHH İnsani Yardım Vakfı bir açıklama yaptı, açıklamada, İsrail'in Akdeniz'in uluslararası sularında Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine düzenlediği saldırıyla ilgili başlatılan hukuk sürecinde önemli bir gelişme yaşandığı bildirildi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Mavi Marmara mağdurları ve geminin bayrağını taşıdığı Komor devleti avukatlarının yaptığı dava başvurusunu kabul etti ve dosyanın UCM savcılığı tarafından incelendiği hatırlatılan açıklamada, "Dosya ile ilgili incelemesini bitiren UCM savcılığı, İsrail'in savaş suçu işlediğini tespit etti." ifadesi kullanıldı.

Asırlar boyu bulunduğu yerden sürülmüş, bu nedenle bir arada kalmak için türlü bayramlar uydurmuş ve sürekli savunma psikolojisi gütmüş bir milletin öfkeli reflekslerini anlayabilirim, "güya" vahye dayanarak "Vaad Edilmiş Topraklar" ütopyasına kendilerini kaptırmalarını da... Ancak tüm bu arka plana yaslanıp, mütemadiyen cinayet işlemelerini, insanlığa dair herkesten üstün olduğu sanrısına kapılarak yaptıkları pervasızlığı anlayamam.

İster vahiyden yola çık, ister aklından yola çık İsrail'in kötülüğünü belirtmekten çekinme, mutlak kötülüğü kendi üzerine farz kılmış bir ülkenin kötülüğüne ortak olma, iyi ve kötüyü belirleyen ortak noktamız farklı olabilir, ancak kötünün ne olduğu konusunda uzlaşabiliriz, sivillere yönelmiş namlunun sahiplerinin merceği olmak insan için züldür, bunu da unutma… bir savaş suçlusunun ortağı olma. Enas'tan, Furkan'a binlerce çocuğun katilinin suçuna ortak olma.

İsrail, 'Tanrım bana bunu emretti!' diyor, öyle bir tanrı yok, kötüyü emreden bir tanrı yok, İsrail kendisi zalim bir tanrıya dönüştü ve mütemadiyen kötülüğü emrediyor, ve İsrail'in tanrısı/nefreti ona hiçbir zaman iyinin ne olduğunu söyleyemiyor, o halde yüksek tonla söylemek lazım: Kötülüğünün kaynağı sensin, tanrın değil, mesele de zaten küllühüm orası değil mi?