• 26.11.2014 00:00

 Uluslararası Af Örgütü, Birleşmiş Milletler ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi raporlarına göre Suriye’de 191 bin insan hayatını kaybetti. Suriye kaynaklı raporlar ise sayının 250 bine yakın olduğunu söylüyor. Hayatını kaybedenlerden 15 bini kadın, 17 bini çocuk. 300 bin yaralı olduğu ifade ediliyor. 6.5 milyon insanın ise savaş şartlarında yaşamak zorunda kaldığı yahut ve mülteci olduğu ifade ediliyor. Savaş devam ediyor, son iki ayda Esed'in hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 910.

Bu rakamlar burada böyle dururken daha doğrusu ölü sayısı artmaya devam ederken Irak Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili ABD’nin IŞİD ile mücadele aşamasında  yeni bir plan uygulamaya başladığını söyledi. ‘Sırtlanları Avlamak’ ismini taşıyan plan, IŞİD’in en üst düzey 32 komutanını hedefliyor.

Irak’tan bir tuğgeneralin El Arabi El Cedi gazetesine yaptığı açıklamalara göre, Irak sadece istihbarat anlamında katkı sunacak, eylemi koalisyon yönetecek. Planın hedef listesinin başında, örgütün lideri Ebu Bekir Bağdadi, Tel Afer bölgesinden Bağdadi'nin yardımcısı olan Fazıl Hayali ve Suudi Arabistan vatandaşı olan örgütün mali ve idari sorumlusu Muhammed Cezeravi geliyor. Sonuç olarak aynı plan, örgütün üst düzey yetkililerini hedef alıyor, 32 kişinin ismi geçiyor. Bir diğer haberde bu plan-operasyon Bin Ladin'e operasyon yapan ekip tarafından yürütülecek deniyor.

ABD’nin ve koalisyon güçlerinin de açık açık ifade ettiği üzere bölgede Esed ile mücadele yok, IŞİD ile mücadele var. Öncelikli ülke ise Irak.

Gayet net biliyoruz ki, bölgede ABD’nin yanlış Irak politikaları ve müdahale etmediği Esed rejimi katliamları IŞİD gibi bir sonuç doğurdu. Bugün IŞİD’in başı olan isim Ebu Bekir Bağdadi, Irak’a ABD’nin armağanı olan Ebu Gureyb işkencehanesinin ürünü… Irak’ta Ebu Gureyblerin mimarı olan, ABD’nin Irak’a attığı en büyük saatli bomba Maliki yönetiminin devamı niteliği taşıyan İbadi yönetimi Irak’ta oldukça yahut Esed indirilmedikçe, IŞİD ile mücadele bir sonraki olası IŞİD gündemini yaratacak. Daha evvel de böyle olmuştu, şimdi de böyle olacak aynı şeyleri sürekli deneyip farklı sonuç beklemenin ahmaklık olduğu malumunuz.

Bu arada New York Times'ın haberine göre Obama, kabinesindeki tek Cumhuriyetçi isim, Hagel'ın istifasını istedi ve Hagel istifa etti. Yine New York Times’a göre, ABD Başkanı Barack Obama'nın Afganistan, Irak ve IŞİD konusunda Savunma Bakanı Chuck Hagel'la fikir ayrılığı yaşadığı, bu nedenle de Hagel'ın istifasını istediğini ileri sürdü. Gayet net bir biçimde görülüyor ki, Hagel’in istifası Obama yönetiminin Esed’e yönelik hiçbir yaptırıma gitmeyeceğinin göstergesi. (Konuyla ilgili daha kapsamlı bilgi için Yıldıray Oğur’un http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/583058.aspx yazısına müraccat)

Tüm arka plandaki belirsizlik sonucunda, bölgede Esed’e can suyu olan IŞİD, Esed katliamlarını gölgeleyip, bölgeyi taarruza açık bir pozisyona getirmekle kalmıyor, ABD’nin Irak’a gönderdiği silahları teker teker topluyor. ABD yukarıdan vurduğu IŞİD’i aşağıdan besliyor.

Geçtiğimiz günlerde ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Başbakan Ahmet Davutoğlu bir araya geldiler. Görüşme sonrası "İki lider IŞİD'in gücünün azaltılması ve yenilgiye uğratılması, Suriye'de siyasi dönüşüme doğru çalışılması ve Irak güvenlik güçleriyle ılımlı Suriyeli muhaliflere destek sağlanması ihtiyaçları noktasında mutabık kaldı" şeklinde bir açıklama yapıldı.

Atlantik Konseyi'nde konuşan Başbakan Davutoğlu, "Kimse bize 'siz Ankara'da oturun, Irak'taki enerji kaynakları atıl kalsın demesin' demişti, bu Türkiye’nin bölgeye müdahil olmak konusunda ısrarlı olduğunun göstergesi.

Önümüzdeki haftalarda Türkiye’ye gelmesi beklenen Putin’in ziyaretini de bu gelişmelerden bağımsız okumamak gerekiyor.

Ülkelerin Orta Doğu’daki hesapları, planları, siyasi ve insani olmaktan uzak, savaşı ve kaosu besleyecek bir yöntemle ilerlerken, Suriye’deki kıyıma sessiz kalmayan, IŞİD gündemini Esed gündeminden bağımsız okumayan tek ülke olan ülkeme, tüm mültecilere kapılarını açan ülkeme yönelik vicdani bir rahatsızlık duymazken, bölgede neredeyse son Suriyeli ölene kadar Esed rejimini izleyen ve hatta destekleyen her rejimden yana insanlık adına büyük bir utanç ve tiksinti duyuyorum. 200 bin insanın hayatını kaybedip, 6.5 milyon insanın savaş mağduru olduğu dünyada bu utanç ve tiksinti çok az kalmış olsa da…