Cemile BAYRAKTAR
Cemile BAYRAKTAR

Gazete: Yeni Şafak Gazetesi

Haşim Kılıç’ın icraatları, Anayasa Mahkemesi ve %10 Seçim Barajı

  • 3.12.2014 00:00

 Son dönemde ülkeyi milletin değil de bir kurumun tahakkümü altında tutmak lehine açıklamalarına şahit olduğumuz Haşim Kılıç, son olarak %10’luk seçim barajı üzerinden bu geleneğine devam etti. Kılıç’ın % 10'luk seçim barajının kaldırılması konusunda yaptığı açıklama gündeme oturdu.

Elbet mevzunun evveliyatı mevcut…

Öncelikle Avrupa Konseyi tarafından düzenlenen “Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun etkinleştirilmesi” başlıklı uluslararası konferansta, konuşmacılardan hiçbirinin konusu olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi bölümlerinin inceledikleri bireysel başvuru dosyasında ihlali tespit ettikleri ve ihlalin kaynağının bir yasa hükmü olması halinde bu yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından somut norm denetimi yolu ile iptalinin mümkün olup olmadığı konusu gündeme geldi.

Toplantı son derece teknik bazı meselelerin ele alındığı bir toplantıydı ancak başta Ergun Babahan, Murat Yetkin, Muharrem Sarıkaya, Utku Çakırözer olmak üzere toplantıya çok sayıda gazeteci ve muhabir de davet edilmişti.

Toplantıdan iki gün önce, Aslı Aydıntaşbaş seçim barajının konuşulması gereğini ifade ettiğini sandığımız bir yazı yazdı, ancak yazı felaket beklentisi senaryosu şeklindeydi. (http://www.milliyet.com.tr/secim-sonrasi-ortalik-karisabilir/siyaset/ydetay/1975623/default.htm)

Toplantıdan hemen sonra ise katılımcı gazeteciler ve gazeteleri aynı anda mevcut konuyu kamuoyunu yönlendirmek amacıyla gündeme getirmeye başladılar.

Konuşmacıların önemli bir kısmı konu başlıkları böyle bir mesele olmamasına rağmen, Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelen bireysel başvuru dosyalarında ihlale neden olan kanun hükmünü resen inceleyerek iptal edebileceğini fikrini de ortaya koydular. Ancak önemli husus şu ki;Anayasa’da, Anayasa Mahkemesi’ne böyle bir yetki veren bir hüküm olmadığı gibi 2010 değişikliklerinde de Anayasa Mahkemesi’ne böyle bir yetki verilmiş değil.

Dönelim Antalya’daki toplantıya… Toplantıda yabancı konuşmacıları dahi sorularla yönlendirerek Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir yetkisinin olması gerektiği yönünde cevaplar alınmaya çalışıldı.  Burada hedefin o sırada toplantılara iştirak eden on yedi üyenin ikna edilmesi ve direnci olanların dirençlerinin kırılması olduğu gayet açık. Aynı şekilde toplantı sırasında yapılan bu yorumlar ve Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın medyaya yapmış olduğu açıklama ile üyeleri ikna etme ve bunun için toplumsal destek oluşturmak olduğu da malumunuz.

Gezi Olayları ve 17 Aralık sürecinin devamı olan bu atılım şimdiye kadar siyasete yönelik en büyük darbe olacaktır. Zira seçim barajı yüzde sıfır olacak ve Anayasa’nın 67. Maddesinin son fıkrası uyarınca da seçimlere bir yıl kaldığı için yeni bir yasal düzenleme yapılamayacaktır.  Böyle bir iptal kararının komplikasyonları daha sonra derinlemesine düşünülebilir ancak mevcut durumun engellenmesi mümkün mü buna bakmak gerek.

Haşim Kılıç’ın hemen hemen bir aydır ince ince meseleyi bu aşamaya getirdiği gerek seçtiği gazetecilere, gerekse Avrupa Konseyi’ni bu işe alet etmeye çalışmasından anlaşılabilir. Zaten kendisi de toplantıda söz alarak kanunun Anayasa’ya aykırılığının incelenebileceğini ileri sürdü.

Bu vahim durumda neler yapılabilir?

Anayasa Mahkemesi bölümlerinin itiraz yolu ile genel kurula iptal başvurusu yapmaları Anayasa’ya aykırı. Bu aykırılık anayasa hukukunu bilenlerce rahatça anlaşılabilir. Bu sebeple, düşünce namusunu yitirmemiş anayasa hukukçuları derhal devreye girmelidir.

Ayrıca bu değerlendirmelerle birlikte, seçim barajı konusu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmiş ve AİHM, %10’nun yüksek olduğunu, kabul edilemez olduğunu söyledikten sonra ihlal kararı vermemişti. Kaldı ki AİHM’in bu kararı bağlayıcı değildir; AİHM ihlal kararı vermiş olsa bile baraj kendiliğinden ortadan kalkmaz, yalnızca Türkiye’ye barajın düşürülmesi için çağrıda bulunabilir.

Özetle ne Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir karar yetkisi mevcut ne de diğer bir kapı olan AİHM, bu konuda bağlayıcı bir kararın faili olabilir. Çok net bir şekilde ortada olduğu üzere Gezi ve 17 Aralık darbe girişimlerinin üçüncü raundunu teşkil edebilecek bu seçim barajı mevzusu dikkatlerden kaçmamalı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belirttiği üzere“Egemenlik Anayasa Mahkemesi'nin değil milletindir. Hiçbir kurum kendisini milletin üzerinde milletin meclisinin üzerinde görmesin. Hiç kimse şahsi istikbali için millete istikamet çizemez.”

Abdülkadir Selvi’nin de yazdığı üzere; dün Süleyman Demirel’in %10’luk seçim barajıyla ilgili başvurusu üzerine istikrarı ve barajları savunan Haşim Kılıç’ı tam aksi yönde bir tutuma çeken etken nedir gayet iyi biliyoruz, mesele o etkenle mücadeleye devam etmek.

Kılıç'ın söylediği iptal başvurusu yapılırsa anayasal suç işlenmiş olur. Siyasi, ekonomik ve toplumsal kaosa kapı aralanır, ama mesele bununla sınırlı kalmaz AYM bu skandalın altında kalır.

Tüm bunlara ek olarak; Türkiye’de bireysel olsun, grupsal olsun, kurumsal olsun siyasete milletin aleyhine yönelik olarak yön vermeye kalkışan her hareket, toplumdan gereken cevabı almıştır, almaya da devam edecektir. Gücünü toplumdan alan her hareket karşısında, suni revizyon için uğraşan kurumlar ve kişiler yenilmiştir, yenilecektir. Kılıç iki üç hafta içinde görüşülür dediği mevzuyu işleme koyarken bunu da bir kenarda bulundursa iyi olur.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.