• 8.12.2014 00:00

 Bu yıl İslam Ahlak Felsefesi dersi alıyorum, ders bağlamında söylenecek çok şey var ancak bir konu özellikle dikkatimi çekti; İslam ahlak düşüncesinin kaynakları: Kur’an-ı Kerim ve sünnet. Kur’an-ı Kerim ve sünneti öğrendiğimiz kaynaklar olan hadis kitaplarına baktığımızda “ahlak” kavramının ayrı ve müstakil bir başlık şeklinde tasnif edilmediğini, dinin emir ve nehiyleri başlığı altında “ayrı tutulmaksızın” işlendiğini görüyoruz. Dolayısı ile ahlakın, ahlaklılığın dinin emirlerinden olduğu sonucuna varıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Nurettin Yıldız Hoca’ya ait olduğu söylenen cümlelerin muhatabı olduk. Özür dileyerekten; güya Hoca, çalışan kadınların fuhuş yaptığını söylemiş. Haber bir takım ağızlardan maalesef bu şekilde aktarılıyor. Kaynağı bilmeden yoruma binaen yorum yapan bir grup yaygaracı kitle ise bu mevzuyu dallandırıp budaklandırıyor. Hoca’nın böyle bir şey söylememiş olduğundan emindim yine de önce Yıldız’ın malum konuşmasını dinledim, sonrasında Twitter’den konu ile ilgili yaptığı açıklamaları okudum, yaygaracılık çalışadursun, emin olun konuşma yayıldığı gibi değildi.

Yıldız Hoca, bir kadının çalışması halinde yorulacağını, buna bağlı olarak aile mahrem hayatını ihmal edebileceğini, eşinin de bundan kaynaklı mağdur olacağını, bunun da eşi üzerinde bir arayış doğurabileceğini ifade ediyor. Yaygaracılığın bahsettiği gibi değil… Ancak tabi şunu da eklemek gerekli keşke Hoca bu cümlelerin maksadını aşabileceğini hesaba katıp, biraz daha farklı tondan durumu ifade etseydi, bu açıklama bu şekle dönmezdi.

İslam’a yönelik saldırılar genellikle kadın mevzusu üzerinden dillendirilir zira konforlu ve magazinseldir, çoğu kez kadını yüceltmek için yola koyulduğunu ifade eden hareketler, aynı yolda kadını robot, madde, cinsel obje yapan bir harekete dönüşür ancak buna yönelik, içsel bir eleştiriden kendini muaf tutar. Zira mesele çoğu kez kadının erkek karşısındaki konumu değildir, bu isimle yola çıkar ancak niyet bireyin Allah karşısındaki konumudur, Allah’ın emir ve nehiylerini bir özgürlük kısıtlaması olarak kabul eden bu anlayış, savaşını O’na karşı verir. Oysa Müslüman için özgürlük tam aksi bir kavramdır, kendini dünyaya bağlayan her şeyden kurtulma çabasıdır. Bu tanım farklılığından kaynaklı olarak da, Müslüman dindar bir kişinin hayati duruşu ile seküler bir bireyin hayati duruşu birbirinden farklıdır. Bu minvalde, sekülerlerin dilediği gibi yaşamalarını ancak Müslüman dindar kesime yönelik saldırılarına, mahalle baskılarına son vermelerini temenni ediyorum. Keza Nurettin Yıldız bir otorite değil, kadınların çalışma hakkını ellerinden alamaz, böyle düşünmüş ve bunu ifade etmiş.

Kadının çalışma mevzusuna gelirsek, tartışma özellikle evli ve çocuklu kadınların çalışmaları üzerinden yürüyor. Evli, çocuklu ve çalışan arkadaşlarım var, çalışan kadına toplumda hem yer hem de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum, ancak aynı arkadaşlarımın ne kadar yorulduğunu da görüyorum, bu kadın için yıpratıcı olabiliyor. Bu yorgunluğa rağmen neden çalıştıklarını sorduğumda çok makul cevapları var; tek maaşla geçinemediklerini, evde bunaldıklarını, bir şey üretmekten memnun olduklarını, kendi kazançlarından sadaka verdiklerini, kadınlara yönelik alanda kendilerine ihtiyaç olduğunu, yıllarca okuyup aldıkları diplomalar ile evde oturmanın doğru olmadığını, eşlerinin çalışmalarını istediğini söylüyorlar.

Kadının çalışması kendisinin ve sorumlu olduğu ailesinin ortak kararına bağlıdır, bu konuda kimsenin hayatını kısıtlama hakkı kimseye ait değil, kadının çalışmasının doğru olmadığını düşünenler ise çalışmama tercihlerini kullanabilirler. Burada sorun farklı düşünen iki kesimden değil bu iki kesimin birbiri üzerinde tahakküm kurma girişiminden kaynaklanabilir, böyle bir tahakküm kurma tekeli kimsede olmadığına göre kimsenin bu konuyu abartmasına bir gerek yok. Tabi maksatları bağcı dövmek değilse.

Ahlak mevzusuna dönersek; bizim gibi dindar olsun olmasın Müslümanların yoğun olduğu toplumlarda ahlakın kaynağı Kur’an-ı Kerim ve sünnet iken sosyal ağlar tecrübesi, muhataplarımıza göre pozisyon almamız, aşırı ve hızlı modernleşme sonucu bazen bu iki ilahi kaynaktan beslenmiyor ve insan nefsinin hevasına uymuş tarafından besleniyoruz, böyle durumlarda ahlaki davranışları yitiriyoruz, kulaktan duyma sözlere göre yorum yapıyoruz, hakkaniyetsiz ve haksızca çizip karalıyoruz, bu muhatabımızdan evvel kendimize zulüm, lütfen meseleye bir de böyle bakın.

Müslüman bir dindar için ahlakın kaynağı elbet ilahidir, Müslüman olmayan insanlar için ise ahlakın kaynağı vicdanidir, ortak evrensel ahlak, kaynakları farklı olsa da -ki kaynak mühimdir- haksızlık etmemek gereğine vurgu yapar, birbirini “kapak yaptım” hevesiyle yaralayan bir topluma dönüşmüşken lütfen herkes kendi ahlaki kaynağına göre davransın ve haksızlık etmesin.

Nurettin Yıldız Hoca’dan bir kardeşi olarak naçizane talebim; kendisi bir sohbet daha yapar, bu sohbetinde de erkeğin görevlerini hatırlatırsa, aile kurumunun, çocuk bakımının, mahrem hayatın müşterek olduğunu, erkeklerin de görevleri olduğunu izah ederse hayırlı olur, zannediyorum gönüller de alınmış olur.

Velev ki, Yıldız biraz maksadını aşarak konuşmuş olsun, hata insana mahsus, bir maksadını aşmış cümlesi var diye Hoca’nın onca hayırlı eylemini, söylemini silip atacak değiliz, yaptığı yüzlerce hayırlı sohbetin gölgesinde bu yazıya konu olan sohbeti kaybolur gider. Ahlaki, vicdani olan parçaya bakıp hüküm vermek değil, bütüne bakıp itidalli davranmaktır.