• 11.12.2014 00:00

 Geçtiğimiz ramazan ayında üzerinde üst kısmında yüzü gözü darmadağın olmuş bir adamın olduğu ve altında da gayet düzenli bir sahur sofrasının bulunduğu fotoğraftan müteşekkil bir caps gördüm, caps’teki ifade şu idi: “Reklamlarda sahur (alttaki özenli fotoğraf) gerçekte sahur (üstteki darmadağın fotoğraf). Fotoğraftaki adam Halid Şeyh Muhammed imiş, 11 Eylül saldırılarını planladığı iddia edilen kişi, planladı mı bilmiyoruz. Sonrasında Muhammed’e ait fotoğrafın “tüy dökücü krem reklamlarında” kullanıldığını internet vasıtası ile öğreniyoruz.  

ABD Senatosu, İstihbarat Komitesi bir rapor yayımladı. Rapora göre CİA, Halid Şeyh Muhammed'e 183 kez waterboard işkencesi uygulamış. Sorgulama sırasında yüzüne ve karnına kırbaçla vurulmuş, yüzü kaplanmış, elleri yukarıdan bağlanarak ayakta durma işkencesi uygulanmış.

Muhammed'in vücudunda işkencelerden dolayı hasar meydana gelmiş, bu yüzden rektal rehidrasyon (besleme) yapılarak vücudunun su dengesi tekrardan düzeltilmiş ve işkenceye devam edilmiş.

Muhammed’in nörolog olan eşi Afiyet Sıddıki de yıllarca işkence altında tutulduğu hapishanede akli dengesini kaybetmişti. 

ABD Senatosu, İstihbarat Komitesi’nin hazırladığı CIA’in 11 Eylül saldırıları sonrası yaptığı işkencelerin 6 bin sayfalık raporunun 528 sayfalık özetini yayımladı. Rapora göre, tutuklular çırılçıplak soyularak başlarına siyah çuvallar geçirilmiş, odalarda zincirlenmişler, koridorlarda çıplak halde sürüklenerek dövülmüşler. Uykusuz bırakılmışlar, rektal yoldan beslenmişler, susuz bırakılmışlar, waterboard denen suyla boğma hissi bırakan işkenceye maruz kalmışlar. Uzun süreler boyunca böcek dolu küçük odalara hapsedilmişler. Boyunlarına tasma takılmış ve kafaları duvarlara çarptırılmış. Soğuk suda bekletilmişler, uzun zamanlar boyunca karanlıkta bırakılmışlar.

Rapora göre CIA'in Avrupa ile Asya kıtalarındaki sorgu odalarında bulunan 119 esirden en az 26'sı hiç bir suçu olmamasına rağmen tutuklu tutulmuş.

Yine rapora göre sorgulama alanında tecrübeye sahip olmayan ve terörizmle ilgili bilgisi olmayan psikologlara kurdurulan şirketlere 80 milyon dolar ödenmiş.

ABD’de Bush döneminin icraatı olan, Obama döneminde de devam eden bu işkencelerle ilgili Bush döneminde bilgi paylaşımı yapılmamış. Obama ise işkencelerle ilgili “Bazı kişilere işkence yaptık.” demekle yetinmişti.

ABD Senatosu İstihbarat Komitesi Başkanı Dianne Feinstein, rapor sonrası CIA'in elinde tuttuğu şüphelileri işkenceye maruz bıraktığını, gaddarca, merhametsiz ve onaylanmamış sorgulama teknikleri uyguladığını, bunun ABD için bir “leke” olduğunu belirtti.

Tamam yaptıklarınızın raporunu yayımladınız. Peki, bundan sonra ne olacak…

Gazeteci Yusuf Özhan’ın konuyla ilgili yorumları mühim, Özhan diyor ki: “Bush, 2003'te Cenevre konvansiyonunu 3. maddesinin bağlayıcılığını yasayla kaldırdı (Teröristlere işkence yapılabilir.)Süreç içinde işkence hukuki olarak yasalarla kabul edilen eylemi yapan memurları korudu. Savcılar kazanamayacaklarını bildiği yargılamalardan kaçındı. Rapor yayımladı da ne oldu; bu vahşet cezasız kalacak, işkence yapanlara cezai yaptırım uygulanmayacak. Kaldı ki, Obama'nın İHA programıyla artık insanlar esir alınmıyor, direk öldürülüyor. Tam olarak 450’si Obama emriyle gerçekleştirilen 500 İHA saldırısında 473’ü sivil, 3500 kişi öldürüldü.”

Katılmamak mümkün mü?

İşkencenin insanlık dışı bir şey olduğu malum, daha evvel yapılmış olan ve hala yapılmakta olan bu işkenceleri yapanların işkenceci olması yanında işkence ettikleri insanları, insan olarak görmedikleri de malum. Yazarken yüreğimin daraldığı bu satırlar üzerine tefekkür ettikçe dünyanın ne kadar çirkin bir yer olduğuna dair inancım artıyor. Sonra o işkenceleri yapabilen varlıkları düşünüyorum; içlerinde anne ve baba olanlar, evladını uykusunda izleyenler vardır. Bunlar insani hasletler ama bu işkenceleri yapanlar insan değil, çünkü insan bu değil. Olmamalı.

Dünyada hepimize yetecek bir utanç örneği olan ABD, hücresinde ölü bulunan Gül Rahman adındaki tutukluya yaptığı işkencelerden dolayı işkence yapan görevlisini "üstün hizmetlerinden ötürü" 2 bin 500 dolarla ödüllendiriyor.

İbrahim Karagül, işkence konusu gündeme gelince konuyla ilgili bir fotoğraf yayımlayarak, fotoğrafa şu notu düştü: “CIA işkence raporu vesilesiyle. Bir ömür hafızadan silinmeyecek bir kare. Ve hafızamda durdukça öfkemi besleyecek.”

Öfkemizi besleyenlerin müsebbibi olduğu bu öfkeden mesul olmadığımızı düşünüyorum artık. Bu mevcut öfkenin mesuliyeti bu işkencelerin faillerine aittir.