• 13.12.2014 00:00

 Bazı Arap ülkelerindeki devrim sürecinin, karşı devrime evrilmesinin merkez noktası Mısır’da zulüm bitmiyor.

Muhammed Mursi iktidarını, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve bir takım batılı organizmalar ile el ele vererek darbe ile deviren Abdulfettah Sisi, darbeye giden süreçte ve sonrasında yüzlerce Mısırlıyı katletti, yüzlercesi hapiste.

Bununla kalmadı, devrilen Mübarek tüm davalardan yargı sürecinde beraat ettirildi. O artık özgür bir diktatör.

Mısır’da her gün İhvan-ı Müslimin üyelerine kurmaca yargı eliyle cezalar yağdırılıyor.

Mısır’da hiçbir suçu olmadığı halde tutuklu bulunan gazeteciler var.

Sisi ve İslamcıların “kökünü kazıma operasyonun” faillerinin son hedefi Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi.

Mısır yargısı, Aralık 2013’te Yusuf el-Karadavi hakkında "Kasıtlı olarak suç işlenmesine teşvik ve yardım, mahkûmların kaçmasına yardım, kundaklama, vandalizm ve soygun"  iddiasıyla kırmızı bülten çıkarılması için İNTERPOL'e başvuru yapmıştı. Bu başvuru sonrası 88 yaşında bir alim olan Karadavi hakkında İnterpol kırmızı bülten çıkardı. Kararda, 88 yaşındaki Karadavi'nin üç fotoğrafına da yer verildi. Tabi bu Karadavi’ye has değil aynı Mısır yargısı birçok düzmece iddia ile birçok İhvan-ı Müslimin üyesi hakkında da İNTERPOL kararı çıkarılmasını sağladı.

Yusuf El-Karadavi, INTERPOL'un hakkında çıkardığı kırmızı bülten kararına yönelik yazılı bir açıklama yaparak “Ben kimseyi öldürmedim, öldürmeye teşvik etmedim. Manassa'da, Cumhuriyet Muhafızları karargahında, Rabia ve Ramses meydanlarında binlerce masumu katledenler ortadayken, İNTERPOL'ün hakkımda çıkardığı kırmızı bülten anlamsız. Katledilen adaletin ve hukukun yasını tutan yok” dedi.

Karadavi, onlarca kitabı olan, El-Ezher geçmişi olan bir alim, Mısır’daki darbeye darbeye diyebilen tek Ezher’li alim, fikirleri açısından İslam dünyasına katkısı bulunan bir isim. Şimdi hiçbir suçu olmadığı halde düzmece ithamlar ile İNTERPOL tarafından aranıyor, bunu hazmetmek mümkün mü?

Mısır’da masum sivillerin, şiddete bulaşmamış silahsız insanların üzerine namaz vakti rastgele ateş açılması emrini verenler, onlarca insanın katili olanlar iktidarda iken, şiddete bulaşmamış insanların düzmece bir yargı eliyle mahkum edilmesine sessiz kalmak mümkün mü?

Benim takip edebildiğim kadarı ile Karadavi hakkındaki karara bir Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bir de Bosna Hersek İslam Birliği’nden kınama geldi. Bunun dışında kimsenin bu karar yönelik bir eleştirisine rastlayamadım, bu her açıdan üzücü zira Karadavi hakkındaki karar tüm Müslümanlara yönelik bir hakarettir diye düşünüyorum.

Gelelim, baltanın sapı ağaçtan olmasa ağacı kesemezdi bahsine… İNTERPOL’ün bu kararı almasının müsebbibi Sisi, içerdeki bu el olmasa böyle bir karar elbette ortaya çıkmazdı.

İslam dünyasının en büyük sorunu ve düşmanı Batı olarak lanse edilir, tümden katılmak mümkün değil bizden olmayan ama içimizde bulunan bu kurtlar bizleri içimizden kemirdiği için durumumuz bu, özellikle kendi Mısır benzeri örneğimiz olan, yıl dönümünden geçtiğimiz 17 Aralık Darbe Girişimi’ne yönelik sürece baktığımızda bunu daha iyi anlıyoruz. Mısır ve Türkiye’nin bu minvaldeki farkı Sisivari bir girişiminin Türkiye’de çok şükür ki başarılı olamamasıdır.

İçimizdeki kemirgenler hep vardı, hep var olacaklar. Onlara ve emir aldıklarına karşı her an teyakkuzda bulunmak ve elimizden geldiğince zulümlerine tepki vermek boynumuz borcudur, bu salt bir köşe yazısından, salt birkaç slogandan, salt birkaç eylemden müteşekkil anlık gelip geçici bir tepki değil uzunca bir vadeye yayılmış, dinlenmesi olmayan sürekli hayra yönelik bir çalışma, haktan yana duruş ile mümkündür, sabır yoludur, taliplisinin buna kani olup yola öyle başlaması gerekir, vesselam.