• 22.12.2014 00:00

 Yoğun bir haftaydı; vaktiyle yapılmış olan hukuksuz bir yargı sürecinin mağdurlarının şikayeti sonucu 14 Aralık’ta itham edilenlere operasyon yapıldı. Operasyonun içeriği çarpıtılarak servis edildi. Konuyla ilgili işaret edilen kesimin tavrına dair itirazı olanlar, itirazlarını dile getirdiler. Zaman gazetesinin bazı yazarları operasyon öncesi Fuat Avni takma isimli şahsın tweetlerini baz alarak şov yaptı. Zaman gazetesi eski yazarı Hüseyin Gülerce, katıldığı bir televizyon programında gündeme dair açıklamalar yaptı; Cemaat’in hatalarını sıraladı.

Gülerce diyor ki: “Hizmet hareketi üslubunu kaybetti, meşruiyetini ve güvenirliğini kaybetti.  İnandırıcılığını kaybetti. Gülen de üslubunu kaybetti. Sempatisini ve gücünü kaybetti.  Hizmet hükümete seçilmiş iktidara savaş açtı. Tevazu ve kucaklama terk edildi. Kibir, gurur, ötekileştirme, şımarıklık şov ve diklenme hizmetin yeni karakteri oldu. Her zaman haklı olunduğu sütten çıkmış ak kaşık olunduğu hiç hata yapılmadığı ve yapılamayacağı söylendi. Bu hareket tehlikeliymiş meğerse. Tehlikeli bir zihniyet algısı oluştu. Yerli ve milli bir duruş sergilemek yerine Gezi olaylarından itibaren ABD ve Avrupa ile işbirliği yapan bir Paralel Yapı algısı oluştu.”

Avukat Fidel Okan, Twitter hesabından şu iddialarda bulundu: “TSK'daki Paralel Yapı Soruşturmasında Fethullah Gülen'in, generallerle görüşme CD'si Jandarma kriminal tarafından çözüldü. Askeri Savcılık, Gülen'in bahsettiği MİT'te de görev yapmış generalin kimliğini birçok farklı kaynaktan aldığı bilgiyle teyit ediyor. Önümüzdeki günlerde Fethullah Gülen'le görüşen generalin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırılacağı, savcılığın dosyayı genişlettiği bilgisi var.”

Son beş altı yılda, yargıda haksızlığa uğradığını düşünenler Gülenci yapılanmayı işaret gösterdi, sınavlarla ilgili şüphesi olanlar Gülenci yapılanmayı işaret etti, Hrant Dink davasında usulsüzlük iddiaları Gülenci kişilerle bağlantılanıyor, polis teşkilatı içerisindeki usulsüzlükler Gülenci yapılanma ile ilişkilendirildi, Fidel Okan’ın açıklamaları askere işaret ediyor, 17 Aralık darbe girişimleri sonrasında Cemaat’ten ayrılanlar bunları gerekçe göstererek kendilerinden ayrıldı. Bunları toplumun çok ama çok farklı kesimleri dile getirdi: İslamcılar, solcular, liberaller, özgürlükçüler, Kemalistler… Hatta kendilerinden ayrılanlar, itiraflarında yukarıda Gülerce’den yaptığım alıntıda olduğu gibi bunları ifade ettiler. Dönün bakın geçmiş köşe yazılarına, açıklamalara, haberlere… bu yapı için bunları ben söylemiyorum, meseleyi yaşayanlar, muhatabı olanlar söylüyor. Buna mukabil artık sayıca oldukça azalmış olan, gücünü yitirmiş olan Gülenci yapılanma tüm bu iddiaları –iddia diyorum her şeye rağmen etik olmak adına- küllühüm reddetti. Bu reddediş yetmedi, kendilerini kurtarmak adına bu ülkeyi ateşe atmaya kalktılar, insanlara iftira attılar.

  Şimdi düne kadar Gülenci yapılanmayı türlü suçlamalar ile itham edenler bu yapılanmanın avukatlığını üstlendi, sözlerinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra muhalefet bağlamında kendilerine destekleri olur beklentisiyle bu şaibeli yapılanma ile seçimlerde iş tuttular, süreç başlayınca çekinmeden avukatı oldular. Utanmıyorlar da…

Tahşiyeciler Davası bildiğiniz üzere çarpıtılarak “özgür basına darbe” olarak servis ediliyor. Avrupa Birliği falan oldukça endişeli… Hımm, basın özgürlüğü öyle mi, güzel o zaman Gülen ve ekibinin kaç kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu biliyor musunuz, insanlar ifade vermeye gitmekten işlerini yapamıyorlar, köşe yazılarından dolayı neredeyse suç duyurusunda bulunmadıkları gazeteci kalmadı, şimdi kim, hangi yüzle “özgür basından” bahsedebilir?

Bakın ne diyor Başbakan Ahmet Davutoğlu: “Eğer birileri Pensilvanya'dan ya da başka yerlerden emir alarak devleti yönetmeye kalkarsa bunun hesabını verecek. Biz sadece emaneti milletten alır hesabı millete veririz.
14 Aralık'ta yargıda başlayan süreç siyasi değildir.  Bu operasyonların basın özgürlüğüyle alakası yok; 2010’da uydurulmuş delillerle haksız yere 17 ay hapis yatmışlar. Bu mağdur edilen insanlar gelip yargıya başvurmuşlar. Yargı ne yapacaktı? Bu töhmet altında susacak mıydı?”

Süreç içerisinde kimseye haksızlık edilmeden, büyük bir titizlikle yargı yolunun devamını, kirli ve paralel işlere bulaşanların bu eylemlerden katiyen men edilmesini, bir daha kimsenin bu tip gayr-ı demokratik eylemlere girmeye cesaret edememesini temenni ediyorum. Kim nereden, nasıl emir alarak iş yaptıysa hesabını versin ve bitsin artık, bu ülke huzuru hak ediyor, bunca “gereksiz” huzursuzluk yetti artık.