• 26.12.2014 00:00

Al Jazeera’dan Serdar Ataş, NATO eski Genel Sekreteri Rasmussen ile bir röportaj gerçekleştirdi. Suriye’deki iç savaşa yönelik tutum ve Batı’nın demokrasi hususundaki iki yüzlülüğünü ortaya koyan röportajda, Mısır’daki darbeye Batı’nın seyirci kalması noktasındaki sorulara Rasmussen net ve tutarlı cevaplar verememiş. Hem darbeye karşı olduğunu söylüyor, hem de Mursi’nin darbeyi hak ettiğini iddia ediyor. Röportajdan çıkardığım kadarıyla Rasmussen’in bu ilkesiz cevapları, darbe savunuculuğuna kadar varıyor.

Suriye mevzusuna gelirsek…

Malumunuz Suriye savaşındaki bilanço artık vicdanların kabul edemeyeceği bir hal aldığında Suriye için uçuşa yasak bölge oluşturulması konusu ortaya çıkmıştı Türkiye bu konuda oldukça ısrarcıydı ancak Batı tarafından Rusya’nın vetosu bahane edilerek buna yanaşılmamış ve katliamlar izlenmişti. Ataş haklı olarak Rasmussen’e soruyor: “NATO, Bosna savaşını durdurmak için Belgrad’ı bombalamak istediğinde Rusya karşı çıktı. Aynı şekilde ABD 2003’te Irak’a girdiğinde Fransa açıkça bu karara muhalefet etti. Yine de NATO ve ABD ne Fransa’yı, ne de Rusya’yı dinledi. “ Rasmussen bu itiraza da “şartlar farklı” geçiştirmesiyle cevap veremiyor.

Suriye’de 130 bin kişi savaş nedeniyle, Suriye’de Filistinlilerin yaşadığı Yermük Mülteci Kampı’nda 1000 kişi açlıktan ölmüşken NATO eski genel sekreteri Rasmussen, Suriye için üç entiteden oluşacak Bosna modeli öneriyor. Madem böyle bir seçenek vardı binlerce insanın ölmesi neden beklendi? Yahut, bu bir öneri olarak sunulacak bir şey değil Bosna Savaşı sırasında bunu sağlamak için NATO fiili müdahale etti, taraflar masaya otursun diye, Esed için bu neden geveleniyor da, fiiliyata geçmiyor?

İsrail'in uyguladığı baskı ve zulüm nedeniyle kendi topraklarından kaçan Filistinli mülteciler için 1957'de oluşturulan Yermük Mülteci Kampı, zaman içinde yarım milyonu bulan nüfusuyla Ortadoğu'nun en büyük kamplarından biri haline geldi. Suriye rejiminin kuşatması altında mahsur kalan mültecilerden bazıları açlık nedeniyle, bazıları da rejimin saldırıları sonucu hayatını kaybetti.

Aynı Suriye’de kimyasal silahlar kullanıldı, okullara bombalı saldırı yapıldı, okul çocuklarını taşıyan bir servis daha dün vuruldu. Tüm bunlar olmuşken, Bosna modelini fısıldamak hangi vicdana sığabilir?

Kaldı ki, Bosna modeli yalnızca bir yanıltma, şu süreçten sonra Suriye olsa olsa Irak olur, ki Irak olması da Batı’nın işine gelir.

Bunca kıyımdan sonra nasıl bir Suriye görüyorsunuz? Geçmiş dönemlere, Irak tecrübesine bakılarak savaştan ve müdahaleden yıllar sonra bile halen sokaklarında bombaların patladığı bir Irak modeli Suriye’nin yeni tablosu gibi görünüyor.

Suriye konusunda kararı Batı’nın değil Suriyelilerin vereceğini de burada belirtmek gerekiyor. Suriye konusunda kararı üst bir aklın, kendi çıkarı doğrultusunda vermek üzere beklediği, Suriye’deki gibi büyük bir katliamı, IŞİD gibi Irak Savaşı ve izlenen Suriye Savaşı’nın sonucu olan küçük bir örgüt ile perdeleyerek bölgeye farklı bir noktadan müdahaleyi sağlayan Batı’lı güçler değil.

Suriye’de 130 bin kişi savaştan; Yermuk’te bin kişi açlıktan ölmüşken Suriye’ye Bosna Modeli önermek bölgeye kayıtsız kalmaktan öte, onca insanın cesedine hakarettir. Ki bu da Batı’ya en yakışan tavırdır.