• 13.01.2015 00:00

 Naci el-Ali, Filistinli karikatürist. Eseri kendisinin önüne geçmiş bir sanatçı, o Hanzala’nın çizeri, aslında Hanzala binlerce Filistinli çocuk kadar El-Ali’nin kendisi… Zira Naci el-Ali, Hanzala’nın yaşlarındayken İsrail işgali sonucu toprağını terk etmek zorunda kalmış, Sabra ve Şatilla Katliamlarının tanığı olmuş, bir süre mülteci kamplarında yaşamak zorunda kalmış, işgal nedeniyle o günden bugüne tıpkı Hanzala gibi yüzünü dönmemiş, hep arkası dönük yaşamış bir sanatçı.

“Hanzala, ben öldükten sonra da yaşayacak” demişti Naci el-Ali, öyle de oldu, Hanzala hala yaşıyor, tabi bu yaşamaksa…

Mutlaka en az Hanzala kadar kırgındı bize el-Ali, o dünyanın Filistin’e olan ilgisizliğine kırgındı, dünya hala ilgisiz ve Ali hala kırgın…

Naci el-Ali, 1987’de gazetesine gitmek üzereyken yol ortasında MOSSAD’ın suikastı sonucu öldürüldü.

Ne yapmıştı Ali, suçu neydi? Yalnızca Filistin’in dramını resmetmişti, acıyı sanata çevirebilmişti, yaşadıklarını tüm dünyaya en ideal şekilde anlatmıştı. Dünya mütemadiyen Filistin’i unutmaya çalışırken, Ali Filistin’i hatırda tutmanın çabasını veriyordu, dünyaya karşı, dünyaya rağmen. Hiç kimsenin inancına hakaret etmedi, hiç kimsenin yaşam hakkına müdahale etmedi, haksızlığı çizdi ve hakkı olanı talep etti. Buna rağmen bir tehdit olarak görüldü, İsrail onu katletti.

Charlie Hebdo, İslam dahil olmak üzere birçok semavi din hakkında türlü hakaret içeren çizimlerin faili bir isim, kaleminin tanınıyor olmasının sebebi inanca hakaret ve milyonlarca insana rahatsızlık vermek, sanat mı, sanmıyorum, bariz hakaret içerikli çizimler… Charlie Hebdo artık islamofobi tezgahı için mi, yoksa mütemadiyen dünyada Müslüman olduğu için zulme ve ayrımcılığa maruz kalan, bunun sonucu olarak da cinnet geçiren birilerinin suikastı sonucu öldürüldü bilemiyoruz.

Hebdo’nun suikastı hak ettiğini düşünmüyorum, bu sonuca dair bir mutluluk içerisinde de değilim ancak bu sonuca bakıp İslam bu değil nev’inden açıklamalara girmeye de lüzum görmüyorum aynen Ali öldürüldüğünde hiçbir Yahudi’nin çıkıp da Musevilik bu değil deme ihtiyacı duymadığı gibi… Hayır, kısas yapmıyorum, ikiyüzlü muhatabıma göre de konum almıyorum, bilakis bir gerçeği dillendiriyorum:

Naci el-Ali gibi vahşete ve işgale sanat ile cevap veren sanatçıların kıymetini bilmez, onlara suikast düzenler yahut suikast düzenleyenlerin savunucusu olursanız karşınıza çıkacak sonuç en olağan haliyle Hebdo suikastının failleri olur. Yani kendi ellerinizle ortaya koyduğunuz bir sonucu yaşıyor olursunuz, şimdi olduğu gibi…

Evet, hepiniz Charlie Hebdo’sunuz, her fırsatta İslam nefretini körüklemek için uğraşıyorsunuz, merhametiniz Hebdo için ortaya çıkmıyor, Hebdo’nun cesedi üzerinden neo 11 Eylül tezgâhlıyorsunuz, sizin kahramanlarınız Hebdo gibiler değil onları öldürenler, onları öldürenler sayesinde siyasetinizi canlı ve sürdürülebilir kılıyorsunuz ama tüm bu çabalarınız haksız olduğunuz gerçeğini ilga etmiyor. Çünkü hiçbiriniz Naci el-Ali değilsiniz, çünkü hepiniz Charlie Hebdo’sunuz.

Hepiniz el-Ali olsaydınız eğer, acı diye bir şey vuku bulmaz, bulsa dahi acının ilgası yeni acılar ile değil acının ortadan kalkmasıyla gerçekleşirdi. Oysa siz bile isteye Hebdo oldunuz, acıya zemin yaratanlar oldunuz, acıyı devamlı kıldınız. Devamlı kıldığınız acının ucu size dokunduğunda ise feryat koparıyorsunuz bizim de koparmamızı bekliyorsunuz, nafile biz kendi feryadımızda sizi maktul olarak değil fail olarak görüyoruz, bir algı yanılması içinde olduğumuz için değil, henüz siz terörü kınamak için Netenyahu gibi bir terörist ile birlikte yürürken insansız hava araçlarınız Hebdo’yu öldürenlerin toprağında, Yemen’de Ahmed’in çocuklarını öldürüyor olduğu için.

Ama benim çocuklarım için içinizden kimse yürümüyor, yalnızca biri; Başbakan Ahmet Davutoğlu, geçtiğimiz haftalarda Konya’da Halid Meşal ile bir araya gelerek Naci el-Ali için, Hanzala için yürüyor, bu hafta Avrupa’da pompalanan İslam nefretinin dozu düşsün diye yürüyor, Charlie Hebdo için yürüyor. Eğer siz de yürümek isteseydiniz sizin için de o yol açıktı, eğer hala becerebilirseniz önden buyurun lütfen, zira mevcut vahşet yolunun mimarı sizsiniz, o yolu değiştirmek de, önden buyurmak da size düşer. Zira biz, Naci el-Ali’yi kaldırımda kanlar içerisinde bıraktığınız gün vahşette arkanızda kaldık.