• 26.01.2015 00:00

 Eminim fedakâr ve cefakâr abilere ait bitmek tükenmek bilmeyen hikâyeleri sizler de dinlemişsinizdir. Maaş almayan, sıtma gibi hastalıklara tutulan, ailelerinden yıllarca uzak kalan, hizmet uğruna hicret edenlerin öykülerinden haberdarsınızdır.

  Türkçe Olimpiyatları marifetinden de eminim haberdarsınızdır. Dönmeyen dilleri ile oldukça sempatik bir üslup ile Türkçe şarkılar ve türküler söyleyen siyahi çocuklardan hiç değilse bir tanesini dinlemişsinizdir.

  Şahsi kanaatim, dün de olduğu gibi bugün de olduğu üzere; bu tip fedakâr insanların var olduğu şeklindendir. Ancak ben bu fedakâr insanların emeklerinin bu okulların mimarlarınca sömürüldüğünü düşünüyorum ancak kendilerinin Allah katındaki mükâfatı bakidir.

  Türkçe Olimpiyatları mevzusunda naçizane fikrim, dün de olduğu gibi bugün de olduğu üzere; bir ticarethanenin insanların milli ve manevi duygularını sömüren şölenler olduğudur. Konuyla ilgili olarak, Rasulullah (SAV)’in Türkçe Olimpiyatlarına geldiğinin söylenmesi ve cennette Türkçe konuşulacak iddiasında bulunan akıllara zarar yorumlar da bahsimin ispatıdır.

  Bu düşüncelerim 17 Aralık sonrasında gelişmedi, daha evvel de aynı kanaati taşıyor ve bunu ifade ediyordum:

“Türkçe Olimpiyatları gibi ticari, siyasi, milli bir şeye dini form vermek için Peygamber'i karıştırmak bir Müslüman'a yakışıyor mu kardeşim?” 13 Temmuz 2013

  Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya’ya bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında Başbakan Desaleng ve Cumhurbaşkanı Wirtu ile görüşen Erdoğan, paralel yapının açtığı okulların kapatılmasını istedi. Milli Eğitim Bakanlığı kanalıyla yeni okul sözü veren Erdoğan’a muhataplarından da destek geldi. Başbakan Desaleng, Türk hükümetinin onayı olmadan bu kurumlara izin vermeyeceklerini ifade etti.

  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu hayırlı talebine ilk tepki muhalefetten geldi. Erdoğan nefretini travma boyutunda yaşayan hatta ülkeye yansıtan bir grup muhalif ağız, bu talebi bu ülkeyi başka bir ülkeye şikayet olarak okudu. Zira bu güruh Gülen okullarını, Türk okulları gibi tanıtmak istiyor. Ama bu kurumlar aslında Türk okulu değil, Gülen okulu işlevi görüyor.

  Bakınız konuyla ilgili Hüseyin Gülerce ne diyor:

“Türk okullarının yöneticileri, o okulların olduğu ülkelerde Türkiye aleyhine karalama faaliyeti yürütüyorlar.”

  Gülerce gibi içeriden bir ağız bile bunu söylüyorsa mevcut okullar ile ilgili başka ne düşünebiliriz? Türkiye aleyhine faaliyetler yürüten bir kurum Türkiye’nin kurumu olabilir mi; elbette olamaz.

  Bulundukları ülkelerde zengin ailelerin çocuklarına, bürokratların çocuklarına hizmet veren, Batı lehine o bölgelerde istihbarat faaliyetleri yürüten bu kurumların bugüne kadar ortaya koymuş oldukları bir hayrını gösterebilir misiniz? “Tanzanya’nın Bağları” mevzusundan bir hayır çıkar diyorsanız bir şey diyemem tabi…

  Bir Hintliyi İngilizce konuşturan; bir Cezayirliyi Fransızca konuşturan sömürgeci anlayışın aynısı Gülen okullarının Türkçe konuşturma merakında mevcuttur. Neden mi, zira bu hareket dünün sömürgeci anlayışının bir uzantısı olarak bölgede okulların görünmeyen arka planında o coğrafyanın madenlerine musallat olmuştur. Henüz Afrika’ya girdiğinizde havaalanından başlamak üzere birçok noktada bu yapılanmanın adamlarını bölgede nüfuz sahibi olmuş olarak bulursunuz. Ancak burada mühim bir hususu da belirtmek gerekiyor; bir Türkçe öğreticisi olarak gösterilen bu okullarda eğitim dili İngilizce, yani Türkçe öğretme iddiası, faaliyetlere yönelik bir kılıf… Bir uyarlama olan “Tanzanya’nın Bağları” şarkısındaki “Kenya’nın timsahları” dizesi sizi Türkçe öğretildiğine inandırmasın…

  Gülen okullarının kapatılması önerisi sonrası bölgede Türk okullarının devlet desteğiyle açılacak olmasını eleştirenler olabilir ancak bu hususta Emine Erdoğan’ın vurgusu mühim, Emine Hanım diyor ki:

  “Türkiye bazı ülkelerin aksine, karşılık beklemeksizin Afrika'da insani yardımda bulunacak, asla sömürgeci ve çıkarcı bir zihniyetle hareket etmeyecek.”

  Eğer yardıma ihtiyacı olan bir bölgede bir yardım faaliyeti yürütmek istiyorsanız bunun yolu, yöntemi bellidir. Bir çeşit sömürgecilik faaliyetine yardım deniliyor olmasını kabul etmek mümkün değil. Bu sömürgeci faaliyetin engellenmesi oldukça mühim. Özellikle bu sömürgeci anlayış, kendi ülkesinden başlayarak Afrika’ya kadar sömürü faaliyetlerini genişletmişse gittikleri yere kadar gitmek bir görevdir.