• 2.02.2015 00:00

 Mevzu malum; papyon, mini etek…

İsmi lazım değil vatandaşın biri, bir televizyon kanalında şöyle buyurmuş:

“Papyon Mustafa Kemal’in emanetidir. Mustafa Kemal de takardı. Saçınıza bakımına, kıyafetinize dikkat edeceksiniz. Tertemiz olacaksınız. Cumhuriyet kadınısınız, erkeğisiniz. Öyle kalacaksınız. İnadına mini etek giyeceksiniz, inadına dekolte giyeceksiniz arkadaş.”

Bildiğim kadarıyla papyon Mustafa Kemal’in emaneti falan değil. Zannediyorum papyonu ilk kullanan İngiliz kraliyet ailesinden 2. Corrock Joseph yani bir emanet varsa ve Corrock’un emanetidir. Bu minvalde malum şahsa çok daha fazla yakışacağını tahmin ediyorum. (Gerçi malum şahıs “Papyonu moda haline getiren kişi ünlü İngiliz şair Lord Byron idi” demiş vaktiyle…)

Diğer bir husus da inadına giyilmesi gereken mini etekler ve inadına tercih edilecek dekolte. Dileyen dilediğini giysin, alakadar olduğum bir konu değil olunmamalı da ancak malum zihniyetin kimin ne giyeceği konusunda oldukça ısrarcı ve faşizan bir tavrı olduğu malumdur.

Atatürk’ün mirasçısı, emanetçisi olduğunu ilan eden malum şahsın zannediyorum şapka takmadığı için asılan İskilipli Atıf Hoca’dan, çarşaf giydiği için asılan Şalcı Bacı’dan haberi vardır. Şükredelim ki bu mirasyedi zihniyet, artık bir miktar revize olmuş ve tercihleri “inadına” anlayışı ile dayatmaya başlamışlar, yoksa düşünsenize bu miras yedilik mini etek giymeyen, dekoltesi olmayan kadınları ortadan kaldırmaya bile kalkabilirdi.

Müslüman bir coğrafya olan, Osmanlı İmparatorluğu’nun devamı olan Türkiye kurulurken Osmanlı ile kültürel ve dini bağları totaliter ve jakoben bir tutumla kopartıldı. Bunun yoğun bir şekilde propagandasının yapıldığı eğitim kurumlarından geçen birçok Türkiyeli, kendi tarihinden nefret eden ve utanan tipolojilerin olarak ortaya çıktılar. Bu derinlemesine düşünmekten aciz tipolojiler, ilericiliği ve modernleşmeyi yalnızca “görsel” olarak intihal etme sandılar, buna bağlı olarak en temel argümanları “soyunmak” üzerinden kuruldu. İşte son tahlilde ortaya “inadına mini etek giyeceksiniz” diyebilen bir tür çıktı.

Mevzunun diğer tarafında bir gazete var. Malum gazete bir haber değeri taşıdığını düşünerek, bir cenaze törenine katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun başında takkeyle fotoğrafını paylaşıyor ve habere “Takkeli Başbakan” başlığı atıyor. Bunun haber değeri nedir? Bir cenaze namazında Başbakan Davutoğlu’nun takke takmasından yana rahatsızlık duyulmuş, bu belli, artık “laiklik elden gidiyor” başlığı atamadıkları için olsa gerek, “olay var” iması geçiyorlar.

Her durumda Türkiye’deki dindar Müslüman kesimi, akılcılığın karşıtı ilan eden, dogmacı ilan eden bahsettiğim zihniyetin kendi duruşlarına dair bir kez olsun herhangi bir özeleştirisine şahit olmamışızdır. Bir asır evvelinin merkezi insan olan kararlarını bin yıl sonrasına taşımaya oldukça hevesli bir kitleden bahsediyorum. Evet, bu kitle düşünmeyi, yorumlamayı, akılcılığı öneriyor ve dayatıyor ancak aynı kitle “inadına” anlayışıyla aklı, düşünmeyi, sorgulamayı ortadan kaldıran, muhatabına göre konum alan bir duruşu tercih ediyor.

Mesele elbet bununla da sınırlı değil; ne diyor malum şahıs “inadına mini etek giyeceksiniz, inadına dekolte giyeceksiniz!” Kimin inadına, neyin inadına? Kim kime bu ülkede zorla örtü yahut tesettür dayatmış da onun inadına böyle bir tepki vereceksiniz?

İşte bu “inadına” anlayışı hem bir psikolojik travmanın tezahürü hem de bir algı operasyonu. Yıllarca “dinciler bizi zorla örtecek, kesecek” yalanının ve korkutmasının sonucu olarak Müslüman dindar kesime karşı zenofobi içinde olan bu kesim, zaman sonra bu gerçek olmayan iddialarına inandı. Zenofobilerinin olağan sonucu olarak bir takım sanrıya dayalı tepkiler veriyorlar. Oysa anlamaları gereken mühim husus; kendilerinin, kendileri gibi olmayanları zorla açmak, hayatın dışına itmek, şiddet uygulamak ve idam etmek gibi tavırlar içinde olduğuydu.

"Takkeli Başbakan” haberi yapan papyoncu zihniyetin; yerinde sayan, inadına konum alan, içler acısı kısa öyküsü budur, hepimize geçmiş olsun.