• 9.02.2015 00:00

 Mütemadiyen baskı ve zulüm gören coğrafyaların halklarında sol tandanslı, seküler direniş hareketleri doğması olağan.

  Türkiye’de yakın bir zamana kadar baskı ve zulüm gören Kürt halkı içerisinden de arzu etmediğimiz ama olağan olan bir sonuç çıktı: PKK.

  Çoğunluğu itibariyle Müslüman dindar kişilerden oluşan Kürt halkı; seçeneksizlik, PKK’den gelen tehditler ve çaresizlikten kaynaklı olarak aslında kurucu kodları çoğu kez İslam karşıtı olan PKK’ye destek verdi. Bununla birlikte PKK’ye karşı olan Kürt sayısı da az değil.

  Hüda-Par örneğini ele alırsak mevzuyu daha iyi anlarız; Hüda-Par Kürt hareketleri içerisinde İslami hassasiyet gösteren bir yapı. PKK/HDP aklı hem dini ayrışma hem de sürecin bölgedeki tek muhatabı olma arzusu nedeniyle sık sık Hüda-Par’lılara yönelik saldırılar düzenliyor.

  Türkiye’de Kürtlerin tek hâmisi olma arzusuyla siyaset yapan ayrıca dini/İslamî konularda alerjik reaksiyon gösteren PKK/HDP/KCK aklı, çok ciddi bir şekilde Kürt Kemalizmi oluşturuyor, tipik Kürt Kemalizmi tepkileri veriyor.

 Öcalan’ın önerisiyle geçtiğimiz yıl düzenlenen “Demokratik İslam Kongresi’ni hatırlayalım… Öcalan, o kongrede çok da alışık olmadığımız bir hitap dili kullanarak “Mü’min kardeşlerim!” diyerek söze başlamıştı. İmralı’dan dini hassasiyete yönelik bu adım gelirken PKK/KCK aklının bir ayrışma yaşayarak bu adıma destek vermediğini gördük. Nihayetinde İhsan Eliaçık, Hüda Kaya gibi İslamî çevreden olduğu manşeti yapılan ancak yalnızca sol ideoloji yanlısı olan marjinal birkaç ismin gayr-ı samimi tutumları da eklenince bu girişim cılız ve güdük kaldı. Kürt hareketi içerisinde PKK/HDP/KCK çizgisindeki bazı isimler, arzu ettikleri gibi Kürt Kemalizmi siyasetini benimsediler.

  Türkiye’ye özgü Cihangirli solcu elit taife ise Kürt Kemalizmi’ni destekleyen söylemlere imza attı, halen atmakta.

  Kobane, Rojava günlerine geldiğimizde, Kürt Kemalist refleksleri hem söylem olarak hem de sokakta eylem olarak gördük. 40’dan fazla insan hayatını kaybetti, sakallı insanlar saldırıya uğradı. Kurban eti dağıtan çocuklar hedef alındı. DAİŞ üzerinden tüm Müslümanları şiddetperest gösteren açıklamalar yapıldı.

  Aslını isterseniz Orta Doğu’da Mısır, Suriye, Irak ve Yemen’de kan akarken mevcut süreçte yalnızca Kobane öncelenerek, üstelik Kobanelilere Türkiye'den yapılan yardım inkar edilerek, bir algı yönetimin parçası olarak, ilkesel kayıp yaşanarak tarihe utanılası bir not daha düştü. Dün milliyetçi bir akıma karşı direnç olarak ortaya çıkan sol bir hareket, bugün bir çeşit milliyetçi/ırkçı söylemi maalesef beslemiş oldu..

Son olarak yine Kürt Kemalizmi tepkisi diyebileceğimiz vahim bir tutum HDP’li bir gruptan geldi.

Şırnak’ın Silopi ilçesi ve Mardin’in Mazıdağı ilçesinde güya ‘Kadına Şiddete Hayır’ eylemi yapan HDP’li bir grup, çarşaf giydirdikleri kadınları zincirleyerek erkeklerin kölesi gibi göstermeye çalıştı.

Diyarbakır'da HDP'li büyükşehir belediyesinin desteklediği 'Kürdistan Sergisi'nde ise zincir vurulan 6 çarşaflı kadın galerinin ortasına oturtuldu ve tabiri caizse "sanatseverlerin" beğenisine sunuldu…

Ciddi anlamda çarşaflı kadınlara yönelik hakaret içeren ancak sanat ve kadın temalı olduğu iddia edilen bu vahim örnekler, malum zihniyetin Kürt Kemalizmi tutumunun son ispatları.

Şu durumda bu icraatın müsebbipleri, bu tip ayrımcı ve vahim hakaretleri nedeniyle özür dilemek zorundadırlar.

Kürt hareketi içerisinde tek hâkim yapı olmak isteyen, buna bağlı olarak tüm diğer yapıları ortadan kaldırmak isteyen, meselenin çözümüne en yakın olunan günlerde Müslüman dindar kesimin bir bölümünün tercihi olan çarşafa yönelik hakarette bulunan HDP aklı, bu tavrıyla hem seçim hem de çözümde elini zayıflatmaktan başka bir şey yapamaz.

Kürt hareketini sol/seküler çizgi üzerinden yürütmek isteyen HDP’li akıl, Kürt Kemalizmi temayülü ile bölge halkının milliyetçi duygularını kaşıyarak bu yolu yürürüm diye düşünüyorsa o yolun sonunda kayıptan gayrı bir şey göremez.

Kürtler ile Türklerin çözüme en yakın zamanlarda toprak, din, kardeşlik vb. gibi ortak ve yapıcı unsurlara ihtiyacı var; Kemalist, milliyetçi damar gibi ayrıştırıcı, bölücü unsurlara değil.

Türk Kemalizmi’inden ne çektiğimiz ortadayken, dönem itibariyle taşları döşenen Kürt Kemalizmi’nden ne medet umulabilir merak ediyorum doğrusu?