• 21.02.2015 00:00

 “İnsan kötülüğü” daha evvel de bu köşede dikkat çekmeye çalıştığım bir vakıa idi. Ancak, hayat içerisinde kötülüğün yaygınlaşmasının ve insanların kötülüğe yönelik hayretinin kaybetmesinin sonucu olarak çok dikkat çekmemişti.

  Özgecan’ın hunharca katledilişinden sonra, tarifsiz bir kötülük insanların “gündemi” olabilince, hususu yeniden işlemeyi faydalı gördüm.

  Lars Von Trier, Danimarkalı Yahudi bir yönetmen… Filmleri oldukça konuşulan ve çok da başarılı olduğunu düşündüğüm bu yönetmen… Trier,  bir Yahudi olmasına rağmen, “Hitler’i anlıyorum, ona sempati duyuyorum.” dediği için de çok konuşuldu. Bu ifadeleri sonrası ise özür diledi.

  Trier filmlerinden belki de “insan kötülüğünü” en etkili biçimde işleyen Dogville’e bakalım:

  Bir tiyatro sahnesinde geçen filmde, gangsterlerin elinden kaçan Grace (Nicole Kidman), Dogville kasabasına sığınır. Kasaba sakinleri ise Grace’i bir süre “denetleme” karşılığında gangsterlere teslim etmez. Bu süre içerisinde Grace, tüm kasaba sakinlerini ziyaret eder ve onlara yardımcı olmaya çalışır. Grace’in kasaba halkına karşı yoğun “iyiliği” zaman sonra bir suiistimal penceresi aralar; Grace, artık kasaba sakinleri tarafından taciz edilmekte, tecavüze uğramakta, sömürülmekte, hırsızlıkla suçlanmakta ve kötü muameleye maruz kalmaktadır. Kasaba içerisinde hemen herkes tarafından tecavüze uğrayan Grace, kendisini kasabada koruyan ve bir gönül ilişkisi yaşadığı Tom’un birlikte olma isteğini geri çevirdiğinde, Tom tarafından gangsterlere ihbar edilir. İşin trajik yanı ise gangsterlerin başındaki ismin Grace’in babası olmasıdır. Filmin finalinde ise köpek hariç Grace tüm kasaba halkını öldürür.

  Temel sorunlar ve sorular ile devam edelim…

  Sınırı olmayan bir iyiliğin, yani Grace’in davranışlarının toplumda iyilik ile cevaplanması gerekirken bu tavır sınırsız bir kötülükle cevaplanır. Aklımız ve vicdanımız teoride çok makul bir şekilde iyiliğin iyilik ile cevaplanmasını söylerken, bu durum pratikte tam aksiyle cevap bulur. Maalesef kendi hayatlarımızda da “sırf iyi niyetimden kaybettim” klişe repliği ile tecrübe ettiğimiz bu realite, insanın kötülüğe fırsat bulduğunda bunu çekinmeden sergilediğidir. Bu kötülük, fırsat verilmesi halinde herkesi hedef alabilir ancak temel hedef kitlesi bu filmde, Grace örneğinde olduğu üzere “aciz, güçsüz” olanlardır. Bu sonuç insan zihninde “güçlü olmalıyım, güç beni korur” şeklinde bir savunma oluşturur. Ve insan, kendini koruma amacıyla “güçlü” olmak için her şeyi yapar. Bu uğurda “kötülük” sadece bir teferruattır. Demek ki, kötülüğe salt insanın kendi çabası ölçüsünde cevap vermesi, yeni kötülükler doğurabiliyor, o halde yasa, örf vs. gibi meşru otoriteler eliyle öncelikle “insan kötülüğünü” ortaya çıkarabilecek yolların önü kapanmalı.

  Bir diğer husus, Grace’in “kadın kimliği” üzerinde işlenmeli; Grace’i taciz ve tecavüz sırasında kasaba erkekleri; reddediliş sonrası intikam hareketiyle sevgilisi Tom; ihbar sonrası yakalamaya gelen babası “bir erkek” kimliği üzerinden mağdur ediyor. Ancak burada önemli husus, Grace’in yaşadığı tecavüz sonrası kasaba halkı kadınlarının da, kendisinden yana olmayışıdır. Bu bize, bir kadının yaşadığı acılara tepki vermenin “erkeklik veya kadınlık” kimlikleri ile değil, tamamen “insanlık” kimliği ile cevap vermenin gereğini göstermektedir.

  Bahsettiklerim, yalnızca bir film değil… Bahsettiklerim sadece bir film olmadığı için bugünkü yazımı bu film üzerinden kurguladım. Maalesef bahsettiklerim hayatımızın içinde var olan acı gerçekler.

  Geçtiğimiz akşam ÜlkeTV’de Elif Çakır’ın konuğu olduğum programda diğer konuk Akif Verimli Hoca idi. Akif Hoca, kendi programlarında Özgecan’ın yaşadığı acının birebir aynısı olan bir acıyı işlediklerinden bahsetti. Maalesef Özgecan’ın yaşadıklarını yaşayan birçok kadın var… Ancak Özgecan’ın katledilişi artık sabrın sonu olduğu için bir isyan başlattı. Toplumun her kesimi bu davaya yönelik tepkilerini sonuna kadar belirtti.

  Dogville’e dönecek olursak; filmin nihayetinde Grace, tüm kasabadaki insanları öldürür, kasabadaki çocuklar da dahil olmak üzere...

  Peki, bu tutum sonrası Grace’in olması gerekeni yaptığını söyleyebilir miyiz? Bu toplu öldürme, insan kötülüğünü engelleyebilir mi? Bu bir çözüm müdür?

Çözüm olup olmayacağı tartışma konusu ancak insanın öfkesini dindirdiği de bir gerçek…

Peki ya, Grace?

Grace kadar “iyi” bir karakterden toplu cinayet işleyebilen bir karakter ortaya çıktı… Demek ki, kötülük yalnızca kötü olduğu için değil, bir sebep sonuç ilişkisine bağlı olarak kötülük doğurduğu, kötülüğü devamlı kıldığı için de problem.

İnsan kötülüğünün engellenmesi noktasında herkesin konuştuğu şu günlerde, meselenin çözümü noktasında kötülüğün bulaşıcılığı da dikkate alınarak çok daha kararlı bir şekilde ve ehemmiyet verilerek ele alınması gerektiği kanaatindeyim.