• 14.06.2017 00:00

 Analojileri sağlıklı bulmam ancak tikeller arasındaki analojiler felsefi ve sosyolojik açıdan mevzuyu aydınlatma konusunda başvurduğumuz yöntemlerden biri, dolayısıyla yer yer kullanmayı da önemserim, analoji kurduğumuz iki durum arasında hakkaniyet ölçüsünü aşmayan benzerlikler varsa analoji çok da sorunlu değildir.

FETÖ, yaptığı hainlik, giriştiği darbe, sivil ve masum insanları katletme gibi faaliyetleri nedeniyle en çok nefret edilenler listesinde ilk sırayı garantilemiş bir örgüt. Ancak FETÖ'den bu kadar yüksek oranda iğrenmemizin asıl nedeni, kendilerinin haysiyetsizliği, darbeyi, yalanı, iftirayı aklınıza gelebilecek her türlü gayrı ahlâki tutumu pervasızca yapabilme özelliklerinden kaynaklı. Hepimiz insanız, hata yaparız, sadece bireysel olarak değil bir grup halinde bile hata yapabilme payımız var ancak yapılan hatada ısrar ve hatanın pervasızlığı hatadan daha büyük bir problemi teşkil eder. Bu nedenle, insanın yanlış olana dair hissettiği rahatsızlık o yanlışın pervasızlığı karşısında iki katına çıkıyor.

İnsana dair hiçbir şeye yabancı değilmişiz ya, insan söz konusuysa her tür yanlışlık vuku bulabilirmiş ya... evet öyle, ancak bu yanlışların hayat biçimi olduğu durumlar, ahlâki olmayanın yaygınlığı ve artık tepki görmemesi, hata payı olan insanın bile katlanabileceği bir şey değil, pervasızlığı, haysiyetsizliği gözümüze sokularak yapılınca kaldıramıyoruz işte.

Geçtiğimiz hafta ve bu hafta da gündemimiz de yoğunluklu olarak Katar vardı. Arap ülkeleri arasında birliğin, beraberliğin olması gibi gerçek üstü beklentimizin en azından şimdilik hayata geçmeyeceğini bildiğimiz halde, Mısır, Suud ve BAE'nin, ABD Başkanı Trump'ın emriyle "kardeşleri" Katar'ı terör örgütlerine yardım etmekle itham edip, ambargo uygulayıp ve hatta Katar ile kendi ülkeleri arasındaki âileleri ayırmaya, Hac-Umre yapmayı yasaklamaya kadar ileri boyutta bir düşmanlık gütmesi siyasi tutum dışında ahlâki tutum açısından da Müslümanlar olarak hepimizi çok ama çok rahatsız etti. Müslümanın onuru açısından, içeriği ne olursa olsun, adı yine de Müslüman olarak geçen Kral Selman'ın, Sisi'nin yine Müslümanlardan müteşekkil meşru yapılara, kişilere savaş açması içimizde derin bir öfke oluşturdu. Ayrıca Mısır, Suud ve BAE'nin, Katar'a gösterilen düşmanlığın çeyreğini İsrail gibi bir ülkeye göstermemiş olmaları da rahatsızlığımızı ikiye katladı.

Suud, BAE, Mısır gibi ülkelerin ahlâki eksikliği olan tutumları ile FETÖ'nün tutumu arasında çok ciddi benzerlikler görüyorum, hatırlayalım; FETÖ de, Obama, Sisi, İsrail gibi emperyalist çetelerin yanında, onların emrinde, "Müslüman" sıfatını kirleterek, Müslümanlara savaş açmıştı, terörden çok çekmiş, terörü bitirmek için elinden gelen her şeyi yapmış bu ülkeye "teröre destek veriyor" iftirası atmıştı, hatta BAE'nin adamı Dahlan'ın da 15 Temmuz sürecinde Türkiye'de olduğu söylenmişti, "içimizdeki" çıbanlar 15 Temmuz'da bu ülkede buluşmuştu.

Siyasi açıdan, Katar krizi konusunda diplomasi yürütülebilir, bunun dışında Katar’ın yanında olmak görevimizdir. Çok şükür hem diplomasi hem de insani açıdan yapmamız gerekeni mutedil bir şekilde hayata geçirdik, mevzunun siyasi yönü nasıl şekillenir bilmiyorum ancak; ahlâki açıdan Müslümanların Mısır, Suud ve BAE’nin bu tip fitne içeren tutumlarını sindirmesi pek mümkün değil.

Siyaset özellikle de uluslararası siyaset pragmatizmi öngörür, çoğu kez arzu etmediğinizi de yapmanız gerekebilir, ancak eğer ahlâki bir temeliniz varsa her tür siyasi argümana olması gerektiği kadar ahlâki tavır ekleyebilirsiniz. İslam’ı orijinal kaynağa en yakın noktadan edinenlerin az ya da fazla bir şekilde ahlâki tutumları vardır, bu onlara sirayet etmiştir, bir şekilde de onlardan taşar. Ancak, İslam’ı orijinal kaynaktan değil de, “Tanrı’yı öldürenlerden, kendini Mehdi ilan eden sapkınlardan” öğrendiyseniz en büyük eksiğiniz ahlâktır ve size sirayet etmiş olan gayrı ahlâki tutum bir şekilde içinizden dışarı sızar, aynı FETÖ’de, Sisi’de, Vehhabilerde olduğu gibi… “İnsan insanın kurdudur görüşünün, Prens gibi bir eserin, Leviathan’a teslim ol telkinin” Batı’dan çıkmış olması tesadüf değil, Mussolini, Hitler gibi gibi diktatörlerin, canilerin de Batı’dan çıkmış olması tesadüf değil, Batı aklının, mevcut ahlâkı bu örneklerle içinden dışına çıktı ve tüm dünyayı tarih boyunca kavurmaya devam ettiler. Kızılderilileri öldürürken, siyahileri köleleştirirken hiç rahatsızlık duymadılar, egemen oldukları dünyayı da kendilerine benzetmeye çalışıyorlar, BAE, FETÖ, Suud, Mısır hiç rahatsız olmadan bunların peşlerine takılıyor, onların adına iş görüyor, kardeşlerine iftira atıyor, kardeşlerine düşmanlık güdüyor… Farkında mısınız FETÖ denen iç fitne, isim ve bölge değiştirerek tüm Müslümanların arasında karabasan gibi dolaşıyor, haysiyetsizliğin bu kadar aleni olarak işlenmesi sinir uçlarımıza dokunuyor, içeriden çürüyoruz, bunu engellemek için öfkeden güç alıp makulü, mutedili hayata geçirmemiz gerekiyor, hem de hiç vakit kaybetmeden.